2018’in ilk üç ayında en çok satan akıllı telefonlar!

Henüz ilk çeyreğini geride bıraktığımız 2018 yılı, akıllı telefon sektörü açısından oldukça hareketli geçiyor. Gün geçtikçe yeni nesil güçlü akıllı telefonlar karşımıza çıkarken 2018 yılının ilk çeyreğinde en çok satan akıllı telefonlar açıklandı.

1 Ocak – 31 Mart 2018 arasını kapsayan Strategy Analytics ilk çeyrek raporunda her ne kadar bazı ülkeler alım gücüyle bağlantılı olarak giriş ve orta seviye telefonları tercih etse de listeyi amiral gemisi modelleri domine ediyor.

Marka bazlı değerlendirdiğimizde ise en çok satan beş akıllı telefondan dördü Apple markasını taşırken Xiaomi, orta seviye bir modeliyle beşinci sırada yer alıyor. Samsung‘un tepe modeli ise listeye altıncı sıradan giriş yapıyor.

Sadece en çok satan altı akıllı telefon modeline yer verilen Strategy Analytics raporunda sıralama şu şekilde:

1– iPhone X

2– iPhone 8

3– iPhone 8 Plus

4– iPhone 7

5– Xiaomi Redmi 5A

6– Samsung Galaxy S9+

Dijital dünya ve iş imkânları

TİMUR AKKURT – @timurakkurt
[email protected]

Bu haftanın yazı konusunu düşünürken bana gelen mesajlar, mailler, DM’ler (özel mesaj) aklıma geldi. Çok fazla iş imkânlarıyla alakalı başvuru yapılıyor. Bunların neredeyse hepsi dijital dünya için çalışmak üzerine. Özellikle de YouTube içerik üretimi odaklılar. İmkanım oldukça onlara cevap vermeye çalışıyorum. Buradan da genel anlamda bilgilendirme olması açısından yazmak istedim. Üstelik sadece kameranın önü veya prodüksiyon şirketlerinde değil, çalışacak çok fazla alan olduğunu söyleyeyim. Bu yazıyı okuyan anne babalar, gençlerimiz malum okumayı pek sevmiyor. Siz okuyarak en azından onlara özet geçebilirsiniz. Çocuğunun geleceği için endişelenen, hatta kendi geleceği için endişelenen eminim pek çok kişi var. Pek çok kişiye, kuruma maalesef yabancı olan bu yeni sektörü size elimden geldiğince anlatmaya çalışayım.

Öncelikle bu alanda tek bir eğitim almak mümkün değil. Maalesef üniversitelerde ‘Yeni Medya’ vs gibi bölümlerde verilen eğitim çok yetersiz. Bunun en büyük sebebi eğitmenlerin konuya hakim olmaması. Başka alanda uzman olan bu eğitmenler kimi zaman mecburen, kimi zaman fırsatları değerlendirme adına bu görevi kabul etmekte. Bu alanda yetişmiş eğitmen bulmak neredeyse imkansız. Mazisi taş çatlasın 15 yıl olan bir konu ‘yeni medya’ klasik iletişim ile pek çok ayrıştığı yer olduğu için bunların doğru harmanlanması ve öğrencilere aktarılması gerekmekte. Üniversitelerimizden doğru eğitimi almış, kendini geliştirmiş olmalılar ki iş hayatına geçtiklerinde kendilerinden faydalanılabilsin. İlk zamanlarına göre gelişme gösterse de alınması gereken daha çok yol olduğunu söyleyebilirim. İletişim çok ama çok ciddi bir iş. İnsanları ciddi yönlendirmek, karar almalarında etkili olmak bu alanı iyi kullananlar için mümkün. Ciddiye alınması gereken önemli bir bölüm ‘Yeni Medya’

Şimdi bu alanda iş olarak neler yapılabilir? Kendimizi nasıl yetiştirmeliyiz? Onlardan bahsedelim…

Öncelikle YouTuber olma konusunda biliyorum herkes çok hevesli. Herkes YouTuber olmak istiyor. Bu düşünceyi kafadan çıkartmak lazım. Ana hedef olarak YouTuber olmayı unutun. Çok özel bir yeteneğiniz varsa, maddi endişeleriniz yoksa, bu işi gerçekten yapmak istiyorsanız zaten yaparsınız.

‘YouTube işine ben de gireyim’ dedikten sonra ‘ne yapsam acaba?’ dediğiniz anda yapamayacağınızı söyleyebilirim. O iş olacaksa zaten oluyor ve yapıyorsunuz.

YouTube’a içerik üretmek için YouTuber olmanız gerekmiyor. YouTube dinamiklerine hakim olmanız, neyin sevilip sevilmeyeceği, etik değerleri olan, yenilikleri çabuk kavrayan, uygulamak için beklemeyen bir karakteriniz varsa bu alanda iş bulma şansınız var. Pek çok YouTube kanalında sizin gibi yaratıcı akıllara ihtiyaç var. Bunun için nasıl bir eğitim almış olmalısınız? Sinema-TV, iletişim, görsel iletişim tasarım, yeni medya gibi bölümleri tercih edebilirsiniz. Sinema sektöründe, TV sektöründe çalışmak çok zor. Hedefi sadece orası olarak koyacaksanız bilin isterim. Bu arada söylemeye gerek yok ama reklam, sinema, TV’de çalışma koşulları gerçekten çok ağırdır. Çok zor bir yer edinebilirsiniz. Bu yıpranmalara hazırsanız, yapabilirim diyorsanız sıkıntı yok. Bunu söylerken YouTube ya da başka alanlarda dijital içerik üretmek çok kolaydır anlamı çıkmasın. Buranın zorlukları daha bile çok. O kadar çok hızla değişen, değişken var ki inanamazsınız. Bugün doğru olan yarın tamamen yanlış olabilir.

Dijital dünya kendini çok hızlı değiştirebilen, adaptasyon sorunu olmayan, yeniliklere açık, fikir üretebilenlerin dünyasıdır. Sinema, TV, gazete gibi konvansiyonel alanlarda kurallar daha net ve sabittir. Yapısal olarak nereye uygun olduğunuza karar vererek eğitiminize, çalışmak istediğiniz sektöre hazırlanın.

Geçelim bir de masanın diğer tarafında. Kurumsal dünya hiç olmadığı kadar dijitalden anlayan elemana ihtiyaç duyuyor. Artık şirketlerin içindeki dijital birimler kurulmaya başladı. Yakındır, dev bir şirkette beyaz yakalı yönetmenler, YouTuber’lar, dijital uzmanlar görmeye başlarız. Bazı şirketlerde bir süredir profesyonel birimler var. Sayılarının hızla artacağını söylemek için falcı olmaya gerek yok. Yeni dünya gerçeklerinden bir tanesi bu.

Bir başka iş imkanı olan alana geçelim. Rakamlarla aranız iyiyse dijital dünya sizi çok sevecektir.

Dijital dünyanın bıraktığı izleri iyi okuyan, iyi hesaplayan kısacası iyi analiz eden ve bundan sonuçlar çıkartabilen biriyseniz size bu alanda büyük ihtiyaç var.

Dijital dünya rakamlarla arası iyi olanların, iyi analiz yapanların dünyası. Çünkü somut tek çıktısı burada alınacak rakamlar ve onların iyi analiz edilmesi üzerine kurulu bir düzenden bahsediyoruz. Üstelik bu ham, mekanik bilgilerin üzerine duyguyu, saha yansımalarını ekleyebiliyorsanız tebrikler, müdür oldunuz! Şaka yapmıyorum. En büyük ihtiyaç bunların hepsini yapabilen, yönetebilen, uygulamaları sahaya iyi yansıtabilen, çıkan sonuçlardan yeni stratejiler çıkartabilen, dijital dünyanın baş tacıdır. En azından bana göre öyle olması gerekiyor.

Son bölüme geçelim, inanın anlatacak çok fazla detay var ama yerimiz belli. Hem kimse uzun yazı okumadığı için toparlamam icap ediyor.

Hukuk, halka ilişkiler, sosyoloji, psikoloji, finans okuyarak dijital dünyaya hizmet edebilirsiniz. Bu alanlarda okumanız, dijital dünya, uzmanlaştığınız kendi pencerenizden bakarak büyük faydalar sağlayabilir. Önemli olan sizin yaklaşımınız ve bunu uygulayabilecek yeteneklere yatkın olmanız. Dijital dünya sadece video içerik üretmek değildir. Bunu sakın unutmayın. Dijital dünya için düşünüp yazabilirsiniz, strateji geliştiren olabilirsiniz, raporlamalar ile sonuçlar çıkartabilirsiniz, yasalar ile dijital dünyayı koruyabilir, sosyolojik yaklaşımlarla toplumsal eğilimler doğrultusunda şirketinizi, müşterileriniz yönlendirebilir, yönetebilirsiniz. Bu konu eğer ilginizi çektiyse ilerleyen haftalarda da devam ederiz. Bu konuda bana sosyal medya üzerinden rahatlıkla ulaşır, sorularınız, yorumlarınızı benimle paylaşabilirsiniz. Keyifli haftasonları…

Bloomberg: Yatırımcıların Erdoğan’ın ekonomisine inancı kalmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası yatırımcılarla da biraraya geldiği Londra temaslarının ardından ekonomi ağırlıklı haber kuruluşu Bloomberg’de bir değerlendirme yayımlandı: Erdoğan’ın seçim zaferi, piyasalar için politika devamlılığı anlamına geldiğinden olabilecek en kötü ihtimal.

ABD merkezli haber kuruluşu Bloomberg’in yayımladığı makalede, yatırımcıların 24 Haziran erken seçimleri öncesi Türk varlıklarını sattığı belirtildi.

‘İSTİKRAR VAADİ BİTTİ’

Bugüne dek Erdoğan ve AKP’nin tek parti iktidarının araştırma raporlarında ve yatırımcı notlarında istikrar vaat ettiği için tercih edildiğini, ancak artık bu istikrar önermesinin yatırımcılar nezdinde geçerli olmadığını dile getiren Bloomberg, bunun en büyük gerekçesi olarak Erdoğan’ın büyüme odaklı politikalarda ısrarcı olmasını gösterdi.

Londra merkezli ‘Fidelity International’ adlı fonda 2 milyar dolarlık gelişen piyasalar fonunu yöneten Paul Greer, Bloomberg’e, “Erdoğan’ın zaferi piyasalar için politika devamlılığı anlamına geldiğinden olabilecek en kötü ihtimal. Gerçi bu sonuç Türk piyasaları için en az şaşırtan ihtimal olacaktır” dedi.

‘BATI’DAN UZAKLAŞMA’

Başka bazı fon yöneticileri de Erdoğan yönetiminde görülecek bir devamlılığın artık piyasalar tarafından olumlu görülmediği yorumunda bulundu.

Makalede nisan sonunda açıklanan teşvik paketinin endişeleri katmerlediği, para politikasının gevşek olduğu, cari açığın sürdürülebilir olmadığı ve Erdoğan’ın düşük faizdeki ısrarı yüzünden enflasyonun kontrol altına alınamadığı sıralandı.

Aynı zamanda Türkiye’nin Almanya ve ABD gibi Batı’daki geleneksel dostlarından uzaklaşmasının da yatırımcılar nezdinde olumsuz görüldüğü belirtildi.

‘YAVAŞ VE DENGELİ OLSUN’

Londra’daki ‘ Aberdeen Asset Management’ firmasında 14 milyar dolarlık gelişen piyasalar fonunu yöneten Viktor Szabo, “Erdoğan’ın zaferi şimdiki politikaların süreceği anlamına geliyorsa, bu, iyi bir yatırım durumu değil. Ani yükselişler ve düşüşler yerine daha yavaş ve dengeli bir büyümeyi teşvik edecek politika değişikliğini tercih ederim” dedi.

Szabo, Türkiye’nin AK Parti iktidarı öncesindeki istikrarsız, öngörülemeyen dönemlere geri dönmesinin Erdoğan’ın görevde kalmasından daha kötü bir senaryo teşkil etmesinden dolayı yatırımcıların zor bir tercihle yüz yüze kaldığını iddia etti.

‘NORMALLEŞME BEKLEMİYORUZ’

Bloomberg de bazıları için en iyi seçeneğin Erdoğan’ın söylemini değiştirmesi olduğunu öne sürdü.

ABN Amro’dan ekonomist Nora Neuteboom, yatırımcıların seçimlerden sonra hükümetin geri adım atmasını beklediğini, ancak kendilerinin böyle bir normalleşmenin olmasını beklemediğini belirtti.

Londra’daki RAM Capital’dan Ogeday Topcular da “Türkiye ekonomik olarak son 3-4 yıldır, hatta daha fazla bir süredir zorlanıyor. Bu hükümet tarafından alınan siyasi ve ekonomik kararlar ülkeyi eskisinden daha kötü durumlara soktu” diye konuştu.

10 soruda burun estetiği sonrasında nasıl hareket etmeli?

Yaz aylarında burun sağlığı problemleri yaşayan insanların endişelerinden birisi de burun estetiği sonrasında nasıl hareket etmesi gerektiği. Op. Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, hastaların burun estetiği ameliyatı konusunda yeterli bilgi toplamalarına rağmen ameliyat sonrası süreci hakkında yeterli araştırma yapmadıklarını ifade ediyor. Ameliyat kadar önemli olan bir şey de ameliyat sonrasında nasıl hareket etmek gerektiği.

Belki şekil bozukluğu, belki yaşadığınız bir travma ya da solunum problemi sonucu burun estetiği ameliyatı oldunuz. Deneyimli cerrahınızın ellerinde geçen ameliyat öncesi çok araştırma yapıp görüş aldığınıza eminiz. Peki ameliyat sonrası konusunda yeterli bilgiye sahip misiniz? Araştırmalar hastaların ameliyata çok odaklanıp sonraki süreç konusunda daha az bilgi edindiklerini söylüyor. Bu nedenle Plastik Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu ilgili sorulara yanıt verdi.

  • Burnunuzu nasıl koruyabilirsiniz?

Öncelikle ilk günler her zamanki rutininizden farklı geçecek. Bu nedenle mümkünse; eve geçtikten sonra size yardımcı olacak güler yüzlü bir yakınınızın olması birkaç gün hayatınızı kolaylaştıracaktır.

Kendinizi ama özellikle burun ve yüz bölgenizi her türlü travmadan uzak tutmanız çok önemli. Daha keyifli ve kolay bir ameliyat sonrası için size yardımcı olacak ip uçlarımız aşağıdaki gibidir. Uymanız sağlınız ve ameliyat sonucu için çok önemli.

  • Nasıl uyumalısınız?

Ameliyat sonrası ilk gece sizi hastanede konforlu bir ortamda misafir ediyoruz. Hemşireler ya da varsa refakatçiniz yüzünüze nazikçe buz uygulayarak ödeminizi yavaşlatacaktır. İlk gece özel hastane yatağında hemşire gözetiminde üst bedeniniz yaklaşık 40 derecelik bir açı ile uyuyacaksınız. Kendiniz tuvalete rahatlıkla gidebilirsiniz.

İkinci geceden itibaren evinizde yatarken vücudunuzun üst kısmı ve başınız yaklaşık 30 derecelik bir açı ile yukarıda yatmalısınız. Bunun için iki yada üç yastığı üst üste kullanmanızı öneririz. Dilerseniz ameliyat sonrası kullanılan özel üretim yastıklardan da alabilirsiniz. Bu şekilde yaklaşık olarak iki hafta yatmanızda fayda var. Kesinlikle yanlara dönmeden sırt üstü yatmanız önemli. Ödem, morluk ve kanama benzeri olasılıkları en aza indirgemiş olacaksınız.

  • Hangi ortamda uyumalısınız?

Tamponlar nedeniyle bir hafta burnunuz tıkalı olduğu için kendinizi hafif nezle gibi hissedeceksiniz. Ağzınızdan nefes alçağınız için çok sıcak olmayan bir odada uyumanız burun ve boğazınızın kurumasını aza indirecektir. Ayrıca odanızı sık sık havalandırmanız daha rahat uyumanıza yardımcı olacaktır.

  • Nasıl beslenmelisiniz?

Ameliyat günü akşamı yemeğinizi rahatlıkla yiyebilirsiniz. Sizin için özel hazırlanmış yemeği yerken yavaş çiğnemenizi öneriyorum. Sonraki günlerde bol sulu ve çiğnemesi kolay yemekleri tercih etmelisiniz. Eğer vejetaryen ya da vegan değilseniz et gibi bol protein içeren gıdalar hızla iyileşmenize yardımcı olacaktır. Burun kemiğiniz bir süre çok hassas olacağı için yaklaşık bir ay boyunca sert, zor ısırılan gıdalardan uzak durun. Bol su ve doğal meyve, sebze suları tüketin. Yeşil çay gibi ödem atıcı bitki çaylarını günde bir fincan tüketmeniz iyi olacaktır. Öğünlerinizi atlatmadan sağlıklı gıdalar tüketmek iyileşmenizi hızlandıracaktır.

  • Nasıl giyinmelisiniz?

Özellikle pijamanız olmak üzere kıyafetlerinizi ilk hafta önden düğmeli seçmelisiniz. Lütfen, burnunuza değmeyecek rahat giyilebilecek kıyafetler tercih ediniz.

  • Nasıl diş fırçalamalı?

Ameliyattan sonraki gece dişlerinizi rahatlıkla fırçalayabilirsiniz. Ancak yumuşak bir fırça ile hafif hareketlerle fırçalamanız gerekmektedir. Bu şekilde burnunuza basınç yapma riskiniz ortadan kalkacaktır.

  • Nasıl oturmalısınız?

İkinci günden sonra günlük hayatınıza döneceksiniz. TV , kitap, cep telefonu ya da yemek yemek gibi aktivitelerde uzun süre lütfen başınızı öne eğmeyin. Bu şekilde burun çevrenizde oluşacak ödemi aza indirmiş olacaksınız. İlk hafta dik otururken başınızı hafifçe geri atmanız sizi rahatlatacaktır.

  • Nasıl hareket etmeli?

Ameliyat sonrası yaklaşık dört hafta sert ve güç gerektiren hareketlerden uzak durmalısınız. Travma yaşayabileceğiniz her türlü ortamdan ve kalabalıktan sakınmalısınız. Burun temizliğinizi ilk üç hafta boyunca önereceğim okyanus suyu ile yapmalısınız. Burnunuzu temizlerken, havayı dışarı vermek yerine içeri çekmelisiniz.

10-soruda-burun-estetigi-sonrasinda-nasil-hareket-etmeli-464203-1.

  • Gözlük?

Maalesef burnunuz uzun bir süre hassas olacağı için gözlük kullanmamanız gerekiyor. Ameliyatın ikinci gününden itibaren lens kullanabilirsiniz. Ben hastalarıma yaklaşık 3 ay boyunca gözlük kullanmalarını önermiyorum. Daha sonra hafif çerçeveli, buruna ağırlık yapmayacak gözlük kullanabilirsiniz.

  • Telefonla konuşmak?

Burun ameliyatları her ne kadar kısa sürse de iyileşme sürecinde çok dikkat etmeniz süreci konforlu geçirmenizi sağlayacaktır. Bu nedenle bir ameliyat olduğunuz gün telefonla konuşmanızı önermiyoruz. Takip eden hafta boyunca da kısa görüşmeler yapmanız sağlığınız açısından önem taşımaktadır.

Yeni geliştirilen ilaç, ‘kelliğe çare olabilir’

Bir kemik hastalığı olan osteoporozun tedavisi için geliştirilen bir ilaç kelliğe çare olabilir.

Araştırmacılar, ilacın laboratuvar ortamında saç kökleri üzerinde gözle görülür bir etkisi olduğunu ve saçların uzamasını sağladığını ortaya çıkardı.

BBC Türkçe’nin haberine göre, ilaç ile saçların uzamasını engelleyen ve kellikte etkili olan bir protein hedef alınıyor.

Projenin başında bulunan Manchester Üniversitesi’nden Dr. Nathan Hawkshaw, ilacın saç kaybından şikayetçi insanlar için büyük bir fark yaratabileceğini söyledi.

PLOS Biology adlı dergide yayımlanan araştırmada 40 saç nakli sürecinde olan erkek yer aldı.

Hawkshaw, araştırmanın laboratuvarda gerçekleştirilmesi dolayısıyla klinik bir denemenin de uygulanması gerektiğini aktardı.

Kadınlar ve erkeklerde minoksidil, erkeklerde finasterid olmak üzere kelliğin tedavisinde şu an için iki ilaç kullanılıyor.

Bu ilaçların yan etkileri olması ve çoğu zaman etkili olmamaları gerekçesiyle insanlar genelde saç nakli operasyonunu tercih ediyor.

Saç dökülmesi ne zaman endişe yaratmalı?

Saç dökülmesi genelde dert edilmemesi gereken bir durum. Ancak uzmanlar şu durumlarda doktorunuzu görmenizde fayda olduğunu söylüyor:

  • Ani saç dökülmesi
  • Kafa derisinde çıplak alanların oluşması
  • Yığınlar halinde saç kaybı
  • Kafanın yanması ve kaşınması
  • Saç dökülmesiyle ilgili kaygı durumu

Posted by in Genel

Tags: ,

Permalink Leave a comment

104 yaşındaki Avustralyalı bilim insanı ötanazi hakkını kullandı

Avustralya’da yasak olduğu için İsviçre’deki bir kliniğinde doktor yardımıyla ötanazi yapılan Goodall’ın, hiçbir ölümcül hastalığı bulunmuyordu.

Yaşam standartları kötüleştiği ve görme yetisinde düşüş olduğu gerekçesiyle ötanazi hakkını kullanan Gooddall’ın, ölmeden önceki son öğününde bir İngiliz klasiği olan balık ve patates kızartması yediği, tatlı olarak da kek tercih ettiği belirtildi.

Goodall’ın yaşamına ölümcül dozda Nembutal isimli uyku ilacı kullanılarak son verildiği kaydedildi.

Ötanazi öncesi son cümlesi “Ne için bekliyoruz ki?” olan Goodall’a, ölmeden önce son isteği üzerine Beethoven’ın 9. Senfonisi’nin “Ode to Joy” adlı parçasının dinletildiği öğrenildi.

Torunları yalnız bırakmadı

Dün düzenlenen basın toplantısında duymakta zorluk yaşamasına rağmen kendisine yöneltilen soruları rahatlıkla cevaplayan Goodall’ın, ölmeden önce baş ucunda ABD ve Fransa’dan gelen torunları yer aldı.

1914’te Londra’da doğan Goodall, 1948’de Melbourne Üniversitesinde ders vermek için Avustralya’ya göç etmişti.

Goodall’ın, 3 evliliğinden 4 çocuğu ve 12 torunu bulunuyordu.

Geçen hafta Avustralya’dan İsviçre’ye tek yön uçak bileti alan Goodall, Fransa’nın Bordeaux kentindeki akrabalarını da son kez ziyaret etme şansı bulmuştu.

Ekoloji alanında 70 yıldan fazla süredir çok sayıda araştırmaya imza atan 104 yaşındaki bilim insanı, Avustralya hükümetini ötanazi hakkı vermediği için eleştiriyordu.

Japon vekil: Bekar kadınlar devlete yük olur

Japonya’da iktidar partisi milletvekili bekar kadınların devlete yük haline geldiklerini söyledi.

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Partisi milletvekili olan Kanji Kato, kadınların birden fazla çocuk sahibi olması gerektiğini ve bekarlığı tercih eden kadınların ileride devlete devlete yük olacağını söylemesinin ardından cinsiyetçilik suçlamalarının hedefine oturdu.

Partisinin bir toplantısında konuşan Kanji, düğünlerde konuşma yapması istendiğinde ‘gelin damatı en az 3 çocuk yapmaya teşvik edici’ ifadeler kullandığını anlattı.

6 çocuğu ve 8 torunu olan Kenji, evlenmeyi istemediklerini söyleyen genç kadınlarla karşılaştığında, onlara ‘evlenmezlerse çocuk sahibi olmayacaklarını ve kendilerini diğer insanların çocuklarının vergileriyle ödenen bir bakımevinde bulacaklarını’ söylediğini aktardı.

Japon vekilin TBS News’e yaptığı açıklama, resmi rakamlara göre 1 Nisan 2018 itibariyle 15 yaş altındaki çocuk sayısının geçen seneye göre 170 bin düşerek 15.53 milyon olduğunun bildirilmesinin ardından geldi.

Geçen yıl 941.000 çocuğun hayata geldiği Japonya’da bu rakam 1899’dan bu yana en düşük sayı oldu.

Ülkede doğum oranları, bütün teşviklere ve finansal desteklere rağmen düşük kalmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre 40 milyon ya da daha fazla nüfusu olan 32 ülke arasında Japonya, toplam nüfus içinde çocukların yüzdesi bakımından en düşük sırada yer alıyor.

Kato, kadınların toplumdaki birincil rolünün çocuk doğurmak olduğunu düşünen ilk Japon politikacı değil. 2007’de o zamanki Sağlık Bakanı Hakuo Yanagisawa, kadınları ‘doğum yapan makinalar’ olarak tanımlanmış ve doğum oranını yükseltmenin bir kamu görevi olduğunu söylemişti.

Kadın milletvekillerinin tepkileri karşısında ilk önce söylediklerini savununan Kato, daha sonra ofisi aracılığıyla ‘kadınlara saygısızlık etmeyi amaçlamadıklarını’ söyleyen bir bildiri yayınladı.Sputnik

“Mehmet Şimşek söz verdi, oyunu CHP’ye verecek”

CHP’nin 2015 yılında seçim vaadi olarak gündeme getirdiği emeklilere 2 maaş bayram ikramiyesi konusunda Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in “Emekliye ikramiye için kaynağını açıklasınlar ben de oyumu CHP’ye vereceğim” açıklamasını sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden hatırlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Mehmet Şimşek söz verdi, seçimde oyunu bize verecek” dedi.

Başbakan Yardımcısı Şimşek, Maliye Bakanı olduğu dönemde CHP’nin “emekli ikramiyesi” vaadi için “Bütün bunları yapsınlar, kaynak göstersinler sadece şapka çıkartmam. Samimi olarak söylüyorum, derim ki: Ben de CHP’ye oy vereceğim… Bir kalemde bütçe açığını yüzde 70 arttıracak, gerçekçi değil” yorumunda bulunmuştu.

‘Bin TL değil, birer maaş ikramiye verin’
Öte yandan Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada Başbakan Binali Yıldırım’ın emeklilere bayramda bin TL ikramiye ödeneceğinin açıkladığını belirterek, “Sadaka mı veriyorsunuz? Bayramlarda biner lira vermek yetmez, iki maaş vermeniz gerekir” dedi. Kendilerinin kaynak da sormadıklarını ifade eden Erdoğdu, “Kaynağın, saraydaki inanılmaz israfın kısılması ve yandaşlara yapılan yolsuzlukların önlenmesi ile sağlanacağını biliyoruz. O nedenle biner TL ikramiyeden derhal vazgeçilerek emeklilerimiz birer maaş ikramiye ödenmesi kararı alınmalıdır” dedi.

‘CHP’nin kötü bir kopyası oldular’
“İktidarda değiliz ama 2015’te ne vaat ettiysek hükümet onun kötü kopyalarını uygulamaya çalışıyor. Hırsız olduklarını biliyorduk da vaatlerimizi de çalacaklarını düşünmedik” diyen Erdoğdu şöyle devam etti: “Asgari ücrete zam dedik, düşündüklerinin ötesinde zam yapmak zorunda kaldılar. Taşerona kadro dedik, yalan yanlış uygulamaya kalktılar. Biz söylediğimizde ‘kaynak nerde Hazine’yi mi yağmalayacaksınız’ diyorlardı. Oysa kaynak ortada. Sarayın günlük 10 milyon TL’ye ulaşan israfının önüne geçilse, yandaşlara bağlanan musluklar kapatılsa bütün vatandaşlara hak ettiği ücretler ödenebilir. Bu bir tercih meselesi. Biz halkımıza dağıtmayı tercih ediyoruz, onlar bir avuç yandaşa dağıtmayı tercih ediyor. Seçim beyannamemizi açıkladığımızda tüm halkımız sorunlarına nasıl çareler bulduğumuz görecek.”

Yayıncılık için deri değiştirme vakti

Coşkun Aral’ı pek çoğunuz tanıyorsunuz. Dünya çapında gazeteciliği, objektif ve korkusuz yaklaşımı ile hepimizin örnek aldığı, gerektiğinde danıştığı çok özel bir insan. Benim bu mesleğe ilk girdiğim yıllarda Savaş Ay ile birlikte yanında çalıştığım, en önemli isim. Henüz 18 yaşında onun yanında olmak, bu işi onlardan öğrenmek paha biçilemeyecek bir şans. Her ne kadar sürekli birlikte çalışmasak da hiç bir zaman bağlantımızı kopartmadık.

Son zamanlarda Coşkun abinin başının etini yemeğe başladım. YouTube’da içerik üretmesini istediğim en önemli gazetecilerin başında o geliyordu. Sebebi çok basit! Coşkun Aral’ın anlatacak o kadar çok şeyi var ki! Onun yaşam, iş tecrübelerini YouTube gibi bir platformda anlatıyor olması dijital dünya için çok büyük bir şans olacaktır. Yaklaşık 50 yıllık meslek hayatı gençler için ilham verdiği gibi yetişkinler de durup düşünmelerini sağlayacak. Otuz yıl önce yaptığı bir haber, bir isyan ve sonrasında olan gelişmelerin günümüze yansımalarını anlattığı zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız. Durup düşünmekten kastım bu işte…

Çok yakında çekimlerine başlıyoruz. Kanal hayata çok kısa bir sürede geçecek. Tabii çok büyük konuşmayalım bir aksilik olur vs. Abartmamak lazım.

Dijital yayıncılık konusunda uzun süredir, üreten, ürettiren biri olarak bu kanalın geliyor olması gerçekten dönüm noktası olacak diye düşünüyorum. YouTube’un artık sadece gençlerin eğlence kaynağı değil, yetişkinlerin de zaman geçirdiği, tercih sebebi olmasını sağlayacak. Cüneyt Özdemir de bence sonunda en doğrusunu yaptı ve kendi içeriklerini kendi kanalında yayınlamaya başladı. Üstelik TV’de sunar gibi değil YouTube’da izlensin diye üreterek. Bunlar çok önemli adımlar.

2018 itibarıyle markalar, içerik üreticileri ve en önemlisi tüketiciler gerçek dijital deneyime geçiyor diyebiliriz. David Letterman’ın Netflix için çok özel ve harika bir şov hazırlaması da aslında 2018’de nasıl bir yıl olacağını gösteriyor.

Şimdi burada oturup düşünmesi gereken, belki bunalıma girecek ‘geçiş dönemi’ YouTuber’ları olduğunu düşünüyorum. Son bir yıldır zaten büyük daralma yaşadıklarını daha önce yazmıştım. Şimdi bu deri değiştirme işi neticelenmek üzere olduğuna göre kimse bu gemiyi kaçırmak istemeyecektir diye düşünüyorum. Eğer doğru adımları atmazlarsa zaten var olmak için çok fazla şansları olduğunu da düşünmüyorum.

TV’ler bitecek dediğim zaman pek çok kişi saçmaladığımı iddia etmişti. Evet o zaman da söylediğim mevcut yapısıyla konvansiyonel yayıncılık bitecek demiştim. Televizyon cihaz olarak var olmaya elbette devam edecek. İşte yeni yapı şekillenmeyi tamamlamak üzere. Daha var… Yarın olacak demiyorum zaten ama iş yoluna girdi…

Yayıncılık alanında bir önemli sorun daha var. Bu da klasik TV insanlarının kapağı dijitale atma çabaları. Yanlış projelerle yanlış girişler yaptıkları için sürekli kredi tüketenler olduğunu hepimiz görüyoruz. Zaten TV’de de süper başarı göstermemiş olmaları, YouTube’u küçük görerek kendilerince hızlı giriş yapmaları ve tüketicileri tarafından anında dışlanmaları, başarısız olmaları çok sık gördüğümüz bir durum.

Sonuç olarak bence işler dijital dünyada yolunda. Herkes hak ettiği yere gelecek. Eski YouTuber’lar tecrübe ve avantajlarını sürdürürlerse güçlenerek ilerlemeye devam edecek. Edemeyenler gidecek, yeniler doğru kurgu yapıp, sindirerek kabullenenler kendilerine yer açacak, Coşkun Aral gibi babalar da bu dünyaya gerçek anlamda renk ve kalite katmaya devam edecekler….

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno