Rus savaş gemileri Akdeniz nöbetinde

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’deki terör tehdidi nedeniyle Kalibr füzesiyle donatılmış Rus savaş gemilerinin Akdeniz’de aralıksız olarak nöbet tutacağını söyledi. Soçi’de askeri üretim faaliyetlerinin ele alındığı bir toplantıda konuşan Putin, “Suriye’deki uluslararası teröristlerin saldırı tehdidinin devam etmesi nedeniyle Kalibr füzeleriyle donatılmış gemilerimiz, Akdeniz’de aralıksız olarak görev yapacak” dedi.

Putin, başta Akdeniz, Kuzey Atlantik ve Asya-Pasifik olmak üzere son yıllarda Rus donanmasının varlık gösterdiği coğrafyanın belirgin şekilde genişlediğine dikkat çekti. Rus lider, donanmanın yüksek savaşa hazırlık durumunun ve etkinliğinin ülkenin ekonomik güvenliğinin sağlanması, stratejik eşitliğin korunması açısından en önemli faktör ve ulusal çıkarların gözetilmesi açısından kritik bir araç olduğunu vurguladı.

Bu arada Putin, Rus donanmasının nükleer caydırıcılıktaki rolünü artırmak için stratejik nükleer kuvvetlerin deniz bileşenlerini güçlendirmeye devam edeceklerini ifade etti. Putin, bu amaç doğrultusunda donanmayı en yeni silah, irtibat, istihbarat ve hedef tespit sistemleriyle donatmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

ABD, Deyr ez Zor’da üs kuruyor
Öte yandan ABD’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Deyr ez Zor kentinde yeni bir askeri üs daha kuracağı bildirildi. Sputnik’e konuşan SDG Deyr ez Zor bölgesi basın sorumlusu Mehdi Kobani, ABD’nin Deyr ez Zor kenti kırsalında bir askeri üs daha kurmaya çalıştığını söyledi. ABD’nin Deyr er Zor’da 2, Suriye kuzeyinde ise 20 askeri üssü var. Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan SDG’den üst düzey bir yetkili, ABD’nin bu bölgede yeni bir askeri üs kurmaya çalıştığını belirterek, şöyle dedi: “ABD daha önce birlikte IŞİD’den aldığımız Hekul Omer bölgesinde bir askeri üs kurmuştu. Şimdi ise Behra bölgesinde bir askeri üs kuruyor. Yeni kurulacak üs Suriye-Irak sınırında yer alıyor. Üssü Behra bölgesinde kuruyor. Kajine kasabası ve Bahoz köyüne yakın. Üssün içinde şimdi ABD askerleri ve araçları bulunuyor. IŞİD bölgeye yakın olduğu için güvenlik gerekçesi nedeniyle üssün içinde ABD bayrakları bulunmuyor. ABD’nin Deyr er Zor bölgesinde artık 3 askeri üssü bulunuyor. ABD daha önce Hekul Omer ve Teneke bölgesinde üs kurmuştu. ABD bölgedeki askeri varlığını artırıyor.”

SDG’nin Deyr ez Zor bölgesi basın sorumlusu Mehdi Kobani de Sputnik’e yaptığı açıklamada Deyr ez Zor kenti kırsalında IŞİD’den aldıkları yerde yeni bir askeri üs kurulacağını doğruladı. Sputnik’e konuşan DSG’ye bağlı Deyr ez Zor Askeri Meclisi Genel Komutanı Ahmed Ebu Hewla da ABD’nin IŞİD ile mücadele kapsamında bölgedeki askeri varlığını artırdığını söyledi.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde daha önce PYD’nin elindeki Derik, Tabka, Rimelan, Hol, Şedadi, Kobani, Eyn İssa, Menbiç, Rakka, Haseke ve Tel Abyad’da askeri üsler kurmuştu. Fırat Nehri’nin batı kıyısında yer alan ve bir petrol üretim merkezi olması nedeniyle ülkenin doğu kesimlerindeki en önemli kent sayılan Deyr ez Zor birkaç ay önce Rusya savaş uçaklarının hava desteğiyle Suriye ordusu tarafından IŞİD’den temizlenmişti. Deyr ez Zor’un doğu kırsalındaki birçok bölge ise SDG güçlerinin elinde bulunuyor.

Rusya’dan İran ve İsrail için itidal çağrısı

İsrail ordusunun, İranlı güçleri işgal altındaki Golan Tepeleri’ni vurmakla suçlayıp, Suriye’de İran’ın askeri mevzileri olduğunu söylediği noktaları vurmasının ardından Rusya’dan taraflara itidal çağrısı geldi.

Sputnik’in aktardığı habere göre, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, İsrail, İran ve Suriye’yi kastederek, “Tarafların her biriyle irtibat kurduk. Hepsini gerçekten itidalli olmaya çağırıyoruz” dedi.

‘OLANLAR ÇOK KORKUTUCU’

Bogdanov, İsrail ve İran arasında artan gerilimin Rus tarafını endişelendirip endişelendirmediği sorusuna, “Elbette endişelendiriyor. Olanlar çok korkutucu” yanıtını verdi.

Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı, Rusya’nın uzun zamandan beri İsrail ile İran arasındaki gerilimin sona ermesi için girişimlerde bulunduğunu da kaydetti.

İsrail, Suriye’deki ‘İranlı milis güçlerini’ Golan Tepeleri’ne füze saldırısı düzenlemekle suçlayıp gece boyunca Suriye’de İran’a ait olduğunu söylediği askeri mevzilere saldırılar düzenlemişti.

İsrail ordusu sözcüsü Jonathan Conricus İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü tarafından Golan Tepeleri’ndeki İsrail mevzilerine yaklaşık 20 füzenin atıldığını söylemişti.

İsrail’in ‘İranlı milisleri’ hedef aldığını söylediği saldırılar, İsrail’in Suriye topraklarına 2011’den beri düzenlediği en ağır saldırılardan biri olarak kayıtlara geçmişti.

Netanyahu: İran kırmızı çizgiyi aştı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın Suriye topraklarından İsrail’e roket saldırısı düzenlediğini öne sürerek “kırmızı çizgiyi aştığını” ifade etti.

Netanyahu, resmi Facebook hesabından yaptığı açıklamada, İran’ın dün gece Suriye’den İsrail’e yönelik roket saldırısı düzenlediğini öne sürerek, hiçbir roketin İsrail topraklarına düşmediğini belirtti.

İsrail ordusunun saldırıya karşılık verdiğini aktaran Netanyahu, “İran kırmızı çizgiyi aştı. Biz de misliyle karşılık verdik. İsrail ordusu Suriye’deki İran güçlerine ait hedeflere yönelik geniş çaplı bir hava saldırısı düzenledi.” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında, Suriye Devlet Başkanı Esad’ı dün uyardığını kaydeden Netanyahu, “Bizim eylemlerimiz doğrudan Suriye’deki İran’a ait hedeflere yönelik. Ancak eğer Suriye ordusu bize karşı eylemde bulunursa biz de ona karşı eylem yaparız. Dün de bu yaşandı ve bize ateş açan Suriye ordusuna ait hava savunma sistemlerini vurduk.” ifadelerine yer verdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün dün gece Suriye’den İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri’ndeki üslere doğru 20 kadar roket fırlattığını ileri süren İsrail, bu saldırıya karşılık olarak Suriye’de İran güçlerinin konuşlu olduğu birçok noktayı savaş uçaklarıyla vurmuştu.

BM’den İsrail ve İran’a çağrı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in dün akşam İran güçlerinin Suriye’den İsrail’e roket attığı yönündeki haberleri ve İsrail’in misilleme saldırılarını derin endişeyle takip ettiğini aktardı.

Dujarric, ”Genel Sekreter, halihazırda korkunç çatışmaların yaşandığı bölgede yeni bir çatışmanın daha yaşanmaması için tüm düşmanca ve kışkırtıcı eylemlere son verilmesi çağrısı yapıyor” dedi.

İsrail ordusu, dün akşam İran güçlerinin Suriye’den İsrail’e doğru yaklaşık 20 roket attığını açıklamıştı.

İran ise “İsrail’e roket saldırısı düzenlediği” iddialarını yalanlamıştı. İsrail, bu saldırıya karşılık Suriye’de İran güçlerinin konuşlu olduğu 26 noktayı savaş uçaklarıyla vurmuştu.

‘Savaşa hayır’ diyen hekimlere memurluktan çıkartma cezası

BURCU CANSU

Türk Tabibleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı açıklaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından aile hekimleri Selma Güngör ve Dursun Yaşar Ulutaş hakkında bir rapor hazırlandı. Raporda, “Bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma”yı düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükmüne atıfta bulunularak Güngör ve Ulutaş’ın aile hekimliği sözleşmesinin feshi talep edildi.

Soruşturma raporu Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı tarafından onaylanarak valiliğe gönderildi. Valilik tarafından Güngör ve Ulutaş’a son savunmalarını yapmaları için bir hafta süre tanındı. Sözleşme feshi ve kamu görevinden çıkarma tehdidi ile karşı karşıya olan Dursun Yaşar Ulutaş, BirGün’e konuştu. Ulutaş, “Dünya Tabipler Birliği’nin 1953’te imzalanan 2017’de de güncellenen ‘tutum belgesi’nde hekimlerin savaşa karşı tutum sergilemeleri salık verilir. TTB’de bu doğrultuda bir açıklama yaptı. Bu açıklama bütün dünyada hekim örgütleri tarafından kabul gördü. Yurt içi ve dışında bir çok sivil toplum kuruluşu, meslek örgütü ve yurttaş tarafından desteklendi” dedi.

Hekimlik yapmamız engelleniyor
TTB’nin çatışmalarla ilgili zaman zaman açıklama yaptığını belirten Ulutaş, şunları söyledi: “Suriye, Gazze, Filistin, Irak gibi ülkelerdeki çatışmalar için de açıklamalar yapıldı. TTB’nin insan sağlığını etkileyen her türlü konuda halkımızı ve hekimleri uyarma görevi vardır. Bir salgın olduğunda insan sağlığı üzerine zararlarını anlatmak ne kadar doğal ise çatışmaların insan sağlığına zararlarını anlatmak da o kadar doğaldır.”

TTB tüzel kişiliği adına yapılan bir açıklama nedeniyle aile hekimliği yapmanın önünde bir engel olmadığına dikkat çeken Ulutaş, “Yasalar da bunu doğruluyor. Sağlık Bakanlığı yapılan bir açıklamayı gerekçe göstererek hekimlik yapmamızı engellemeye çalışıyor. Bu doğru bir tutum değildir” dedi.

Cezalar Meclis gündeminde
CHP Milletvekili İbrahim Özdiş de Güngör ve Ulutaş’ın “Bir daha atanmamak üzere devlet memurluğundan çıkarma” cezası alacağı haberlerini Meclis gündemine taşıdı. “Tam anlamıyla faşist, baskıcı bir yönetim anlayışı izleniyor” diyen Özdiş, “TTB’nin mesleki bir konuda yaptığı açıklama nedeniyle aile sağlığı merkezi çalışanları Güngör ve Ulutaş’ın sözleşmesinin feshedilmesinin teklif edilmesi doğru bir yaklaşım mıdır? Bir meslek örgütü olarak evrensel bir bilgi olan ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur!’ tespitini dile getirmek suç mudur?” diye sordu. Özdiş, yapılanların AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 24 Nisan’da TBMM grup konuşması sırasında “millete taahhüt” ettiği “daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük” cümleleriyle çeliştiğini de ifade etti.

Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 157’inci sırada

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün (RSF) 2018 yılı dünya basın özgürlüğü raporu açıklandı.

Rapor, dünya genelinde gazetecilere yönelik düşmanlığın giderek arttığı, bu konuda bir nefret ikliminin giderek daha görünür hale geldiği tespitini içeriyor.

Raporda, “Siyasi liderlerce medyaya duyulan düşmanlık artık sadece Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle sınırlı değil. Bu ülkelerde ‘medya fobisi’ o kadar aşikar ki gazeteciler rutin biçimde terörle suçlanıyor ve sadakat göstermeyenler keyfi olarak hapse atılıyor” denildi.

RSF’nin raporunda, demokratik yollarla seçilen liderlerden giderek daha fazlasının, medyayı artık demokrasinin esas temeli olarak değil, açıkça nefretlerini dile getirdikleri bir hasım olarak gördükleri değerlendirmesine yer verildi.

Gazetecilere yönelik sözlü şiddetle fiziksel şiddet arasındaki çizginin de giderek eridiği gözleminin aktarıldığı raporda, basın özgürlüğüne saygının en fazla olduğu Avrupa’da bile medyaya politikacılardan gelen sözlü saldırıların artışta olduğu belirtildi.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire yaptığı açıklamada, “Gazetecilere yönelik nefretin artması, demokrasilerin önündeki en kötü tehditlerden biri. Gazetecilere karşı nefret besleyen siyasi liderler ağır bir sorumluluk taşıyor çünkü propaganda yerine gerçeklere dayalı kamuya açık tartışma anlayışına zarar veriyorlar. Bugün gazeteciliğin meşruiyetini tartışmaya açmak, aşırı tehlikeli bir siyasi ateşle oynamak demektir” dedi.

Basın özgürlüğü raporunun ilk sırasında geçen yıl olduğu gibi yine Norveç bulunuyor. Norveç’i sırasıyla İsveç, Hollanda, Finlandiya, İsviçre, Jamaica, Belçika, Yeni Zelanda, Danimarka ve Costa Rica takip ediyor. Raporun son sırasında ise Kuzey Kore yer alırken, son 10 sıradaki ülkeler Kuzey Kore’den sonra sırasıyla Eritre, Türkmenistan, Suriye, Çin, Vietnam, Sudan, Cibuti, Küba ve Ekvator Ginesi olarak sıralanıyor.

Raporda Amerika kendisine ancak 45’inci sırada yer bulabildi.

Raporda, Rusya ve Türkiye’de basın özgürlüğünün 30 yılı aşkın süredir emsali görülmeyen seviyelere gerilediği belirtildi. Raporda, “İki ülkenin çevrelerindeki bölgeye yaptıkları etki nedeniyle bu düşüş özellikle endişe verici” değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye için “profesyonel gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” tabirinin kullanıldığı raporda, Türkiye’nin bu yıl iki sıra daha gerileyerek 157’inci sıraya düştüğü belirtildi.

Ülkedeki ardı ardına toplu davalara dikkat işaret edilen raporda, Türkiye’yle ilgili olarak şu görüşlere yer verildi:

“Düzinelerce gazeteci, bir yılı aşkın geçici gözaltıların ardından, Temmuz 2016’daki darbe girişiminde suç ortağı oldukları iddiasıyla yargılanmaya başladı. İlk mahkumiyet kararları arasında ömür boyu hapis cezası da bulunuyor. İki yıla yakın bir süredir yürürlükte olan olağanüstü hal, yetkililere, çoğulculuk adına ne kaldıysa onu da yok etme imkanı tanıyarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke üzerindeki kontrolunu pekiştirecek anayasal reformun önünü açtı. Hukukun üstünlüğü şu anda sadece solmakta olan bir hatıradan ibaret kaldı. Bu durum Ocak 2018’de hapisteki iki gazetecinin derhal serbest bırakılmasını emreden Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmemesiyle doğrulandı.”

İngiltere, Suriye yi bombalamaya başladı

İngiltere Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Suriye üzerindeki ilk saldırının yapıldığı belirtildi. Güney Kıbrıs’taki hava üssünü kullanan İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) ait 4 Tornado jetinin havalandığı ve ikisinin Suriye’deki DAEŞ hedeflerini bombaladıktan sonra yerel saatle 03.00’te (TSİ 05.00) üsse döndüğü kaydedildi.

Savunma Bakanlığının bombalanan hedeflere ilişkin bugün açıklama yapması bekleniyor. Geçen yıldan bu yana uluslararası koalisyonun Irak’taki IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırılarına destek veren İngiltere’nin Güney Kıbrıs’taki üssünde 8 Tornado jeti bulunuyor. İngiltere’nin operasyonunu Suriye’ye genişletmesiyle üsteki filosunu artırması bekleniyor. İngiliz Parlamentosu dün akşam, uluslararası koalisyonun Suriye’de IŞİD’e yönelik yürüttüğü hava operasyonlarına Birleşik Krallık’ın katılmasına izin veren tezkereyi kabul etmişti.

Parlamentonun alt kanadı Avam Kamarası’nda yaklaşık 11 saat süren oturumun ardından yapılan oylamada, 397 milletvekili tezkereye onay verirken, 223 milletvekili karşı oy kullanmıştı.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno