Bloomberg: Yatırımcıların Erdoğan’ın ekonomisine inancı kalmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası yatırımcılarla da biraraya geldiği Londra temaslarının ardından ekonomi ağırlıklı haber kuruluşu Bloomberg’de bir değerlendirme yayımlandı: Erdoğan’ın seçim zaferi, piyasalar için politika devamlılığı anlamına geldiğinden olabilecek en kötü ihtimal.

ABD merkezli haber kuruluşu Bloomberg’in yayımladığı makalede, yatırımcıların 24 Haziran erken seçimleri öncesi Türk varlıklarını sattığı belirtildi.

‘İSTİKRAR VAADİ BİTTİ’

Bugüne dek Erdoğan ve AKP’nin tek parti iktidarının araştırma raporlarında ve yatırımcı notlarında istikrar vaat ettiği için tercih edildiğini, ancak artık bu istikrar önermesinin yatırımcılar nezdinde geçerli olmadığını dile getiren Bloomberg, bunun en büyük gerekçesi olarak Erdoğan’ın büyüme odaklı politikalarda ısrarcı olmasını gösterdi.

Londra merkezli ‘Fidelity International’ adlı fonda 2 milyar dolarlık gelişen piyasalar fonunu yöneten Paul Greer, Bloomberg’e, “Erdoğan’ın zaferi piyasalar için politika devamlılığı anlamına geldiğinden olabilecek en kötü ihtimal. Gerçi bu sonuç Türk piyasaları için en az şaşırtan ihtimal olacaktır” dedi.

‘BATI’DAN UZAKLAŞMA’

Başka bazı fon yöneticileri de Erdoğan yönetiminde görülecek bir devamlılığın artık piyasalar tarafından olumlu görülmediği yorumunda bulundu.

Makalede nisan sonunda açıklanan teşvik paketinin endişeleri katmerlediği, para politikasının gevşek olduğu, cari açığın sürdürülebilir olmadığı ve Erdoğan’ın düşük faizdeki ısrarı yüzünden enflasyonun kontrol altına alınamadığı sıralandı.

Aynı zamanda Türkiye’nin Almanya ve ABD gibi Batı’daki geleneksel dostlarından uzaklaşmasının da yatırımcılar nezdinde olumsuz görüldüğü belirtildi.

‘YAVAŞ VE DENGELİ OLSUN’

Londra’daki ‘ Aberdeen Asset Management’ firmasında 14 milyar dolarlık gelişen piyasalar fonunu yöneten Viktor Szabo, “Erdoğan’ın zaferi şimdiki politikaların süreceği anlamına geliyorsa, bu, iyi bir yatırım durumu değil. Ani yükselişler ve düşüşler yerine daha yavaş ve dengeli bir büyümeyi teşvik edecek politika değişikliğini tercih ederim” dedi.

Szabo, Türkiye’nin AK Parti iktidarı öncesindeki istikrarsız, öngörülemeyen dönemlere geri dönmesinin Erdoğan’ın görevde kalmasından daha kötü bir senaryo teşkil etmesinden dolayı yatırımcıların zor bir tercihle yüz yüze kaldığını iddia etti.

‘NORMALLEŞME BEKLEMİYORUZ’

Bloomberg de bazıları için en iyi seçeneğin Erdoğan’ın söylemini değiştirmesi olduğunu öne sürdü.

ABN Amro’dan ekonomist Nora Neuteboom, yatırımcıların seçimlerden sonra hükümetin geri adım atmasını beklediğini, ancak kendilerinin böyle bir normalleşmenin olmasını beklemediğini belirtti.

Londra’daki RAM Capital’dan Ogeday Topcular da “Türkiye ekonomik olarak son 3-4 yıldır, hatta daha fazla bir süredir zorlanıyor. Bu hükümet tarafından alınan siyasi ve ekonomik kararlar ülkeyi eskisinden daha kötü durumlara soktu” diye konuştu.

Meclis’in kilidini ‘seçim torbasıyla’ kapattılar

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde ağır darbe alacağını anlayan iktidar, seçim yatırımlarıyla bütçeyi delik deşik ediyor. Son iş gününde Meclis, ceza indirimlerinden yeni teşviklere ve Bakanlar Kurulu’nun yetkilerinin artırılmasına kadar birçok alanda düzenlemeye giderek tatile girdi.

Kamuoyunda “torba yasa” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile yasalaşan konular şöyle:

»Faaliyet izni veya yetki belgesi almaksızın ticari faaliyette bulunanlar, 50 bin Türk lirasından 250 bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılacak.

Elektrik borcunda yasal takip kalkıyor
»Tarımsal desteklemelerden yararlanan çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçlarının yasal takibe gerek kalmaksızın tahsili sağlancak.

»Bakanlar Kurulu’nun yetkileri genişletildi. Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini, sektörler ve meslek grupları itibarıyla belirleyeceği yıllık iş hacimlerine göre hasılat esaslı vergilendirme usulü kapsamına almaya, Maliye Bakanlığı da uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Tütünde düzenleme
“Ticari amaçla; makaron veya yaprak sigara kağıdı içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün, tütün harici herhangi bir madde doldurmak, bu şekilde üretilen ürünleri satışa arz etmek, satmak, bulundurmak veya nakletmek yasaktır” hükmü ile “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara 50 bin lira idari para cezası verilir” hükmünün 1 Temmuz 2018 olan yürürlüğe girme tarihi, 1 Temmuz 2019 olarak değiştirildi.

Otoyol ihlalinin cezasına indirim
Tüm otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında geçiş ücreti ödemeden çıkış yapan araç sahiplerine, geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretinin 10 katı tutarında uygulanan idari para cezası 4 katına indirilecek. Hüküm, Avrasya Tüneli’nden geçişleri de kapsayacak. İhlalli geçiş yapan yabancı plakalı araçların 15 gün içinde ülkeyi terk etmeleri halinde, 15 günlük ödeme süresi geçtikten sonra yapılacak çıkışlarda geçiş ücreti ile birlikte idari para cezası ve para cezaları tahsil edilebilecek.

Orman köylülerine toprak alım fırsatı
»Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında, hak sahibi olup başvuru yapmayanların başvuru süresi, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen süre içerisinde taşınmaz bedelini ödemeyenlerin ödeme süresi, taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi, 30 Kasım 2018 tarihine kadar uzatıldı.

»Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 15 üyeden oluşan birlik yönetim kurulu 21 üyeye çıkarıldı.

Maliye Bakanı’ndan ‘akaryakıt’ açıklaması

Maliye Bakanı Naci Ağbal, akaryakıt üzerinden alınan özel tüketim vergisinde (ÖTV) eşel mobil sistemine geçildiğini ve bugünkü ÖTV tutarlarını tavan olarak belirlediklerini belirterek, “Yeni sistemle vergilerin aşağı inmesinde sınır olmayacak ama yukarı giderken bugün uygulanmakta olan vergi tutarları hiçbir şekilde aşılamayacak.” dedi.

Ağbal yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulunun Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan “Bazı Mallara Uygulanan Özel Tüketim Vergisi Tutarlarının Belirlenmesi Hakkında Karar”ına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kararla akaryakıt üzerinden alınan ÖTV’de eşel mobil sistemine geçildiğine işaret eden Ağbal, “Yeni bir sistem. Bu sistemle petrol fiyatlarında ve kurda meydana gelebilecek değişimler karşısında vergi miktarları, değişimin yönüne bağlı olarak ters orantılı çalışacak. Herhangi bir şekilde uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurları yukarı giderse ve bu nedenle akaryakıta zam yapılması gerekirse bu miktar kadar vergi indirimi gerçekleştirilecek. Sistemde tersi de geçerli olacak. Petrol fiyatları ve döviz kurları aşağı doğru gelmeye başlarsa petrol fiyatları tekrar 70 dolarların altına, kur da şu anki seviyenin altına gelirse bu defa ÖTV tutarları tekrar yukarı yönlü değişime uğrayacak.” diye konuştu.

Ağbal, uygulamayla bugün itibarıyla geçerli ÖTV tutarlarını tavan olarak belirlediklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Eşel mobil ÖTV sisteminde vergilerin aşağı inmesinde sınır olmayacak ama yukarı giderken bugün uygulanmakta olan vergi tutarları hiçbir şekilde aşılamayacak. Benzinin litresi üzerinden 2 lira 37,65 kuruş, mazotta 1 lira 79,45 kuruş, LPG’de 1 lira 77,88 kuruş kilogram başına vergi alıyoruz. Bugün var olan maktu vergi tutarları aşılmamak ve bu rakamlar tavan olmak kaydıyla yeni bir koridor ürettik. Bu koridor dahilinde fiyatlardaki değişime bağlı olarak vergi tutarları da değişecek.”

Sebep petrol fiyatlarındaki artış
Bu düzenlemeye “neden gerek duyulduğunu” anlatan Ağbal, ham petrol fiyatları ve döviz kurunun, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yukarı yönlü hareket ettiğini söyledi. Jeopolitik riskler azaldığında, petrol arzı arttığında uluslararası petrol fiyatlarının da tekrar aşağı yönlü gitmesini beklediklerini vurgulayan Ağbal, şöyle devam etti:

“Şu anda uluslararası petrol fiyatlarındaki trendler, bu stresi yansıtan konjonktürel ve geçici hareketler gibi duruyor. Kur hareketlerinde de Türkiye, diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte bu gelişmeden etkileniyor. Gelecek günlerde kur hareketlerinin tekrar aşağı yönlü bir gelişme kaydedeceğini de bekliyoruz. Önümüzde bir seçim süreci var. 24 Haziran seçimleri ülke için son derece önemli. Seçimlerde milletimizin teveccühü sayesinde yeni dönemde güçlü bir siyasi iktidarın oluşacağını ümit ediyoruz, bekliyoruz, piyasaların da beklentisi bu yönde. 24 Haziran’dan sonra ekonomi politikalarında gerekli adımları da atacağız. Bu çerçevede kurların da bu geçici ve normali yansıtmayan seviyelerden aşağı doğru geleceğini görüyoruz.”

‘Vergi indirimleri kendiliğinden oluşacak’
Petrol fiyatları ve uluslararası dolar fiyatlarındaki hızlı değişimler karşısında, bu değişimleri kompanse edecek bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu anlatan Ağbal, akaryakıt fiyatlarının bu iki değişimden otomatik etkilendiğine dikkati çekti. Ağbal, bu gelişmeleri geçici gördükleri için oynaklıkları kompanse edecek eşel mobil ÖTV sistemini uygulamaya soktuklarını belirterek, “Önümüzdeki günlerde kısa vadede fiyatların yukarı gitmesi nedeniyle geçici olarak vergi indirimleri kendiliğinden oluşacak. Her şey normalleştikten sonra sistem tekrar olağan seyrine gelecek. ÖTV tutarları bugünkü belirlenmiş seviyelere tekrar geri dönmüş olacak.” dedi.

Ağbal, “böylece, vatandaşın, sanayicinin ve işletmelerin akaryakıt maliyetinin de yönetilmiş olacağını” bildirdi.

Eşel mobil sisteminin Bakanlar Kurulu kararıyla kalıcı olarak getirildiğini ifade eden Ağbal, “Petrol fiyatları ve kurlar aşağı inse bile vergi hiçbir şekilde bugünkü tutarı geçemeyecek. Tüketicinin lehine olan bir tavan sistemi geçerli. Taban da bulunmayacak. Belirli bir koridor dahilinde sistem işleyecek. Tüketiciyi korumak açısından bir tavan getirdik ki hiçbir şekilde bugünkü vergide bir artış olmasın. Sistem bugünkü seviyeye göre vergide artış meydana getirmeyecek, azalış olabilir ama artış olamaz” ifadesini kullandı.

Ağbal, bu düzenlemeyle Merkez Bankasının yürüttüğü para politikasına, maliye politikası kanalıyla güçlü bir destek verilmiş olacağına dikkati çekerek, “Akaryakıt fiyatlarındaki değişim enflasyonu doğrudan etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarında artışların olmaması, Merkez Bankasının enflasyonla ilgili öngörülerini güçlendirecek, enflasyon beklentilerini olumlu yönde etkileyecek” dedi.

Haftanın verileri ışığında ekonomi

Geride bıraktığımız hafta Türkiye ekonomisinde yoğun bir veri trafiği yaşandı. Normal bir ülkede değerlendirmelere bu rakamlar damgasını vurur. Ancak ekonomik istatistikler de artık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hızına ayak uyduramıyor. En son Londra’da bankacıları kendinden menkul faiz teorilerine ikna etmeye kalkınca döviz kurlarında yeni rekorlar kırıldı. Örneğin, en son açıklanan işgücü istatistikleri şubat dönemine ilişkin. Diğer bir ifadeyle, işsizlik rakamları 2.5 ay geriden geliyor. Buna karşın Erdoğan her ağzını açtığında ekonominin dengeleri şipşak değişebiliyor.

Yine de eğilimleri izleyebilmek açısından 14-18 Mayıs haftası verilerine yakından bakmakta yarar olabilir. Cari açığı salı günü ele aldığımız için bu yazımızda diğer istatistiklere yoğunlaşacağız.

Yüksek işsizlik devam ediyor

Türkiye ekonomisi 24 Haziran seçimlerine yol alırken, işsizlik oranı çift hanelilerin altına bir türlü inmiyor. 2018 Ocak-Mart dönemini kapsayan şubat verileri de yüzde 10.6 işsizliğe işaret ediyor. Evet bu oran, bir yıl öncesine göre 2 puan azalmış durumda. Ancak başta KGF kredileri, onca teşvik yeterince sonuç vermemiş görünüyor.

İlginçtir ki, ekonominin dibe vurduğu, AKP sözcülerinin hatırlatmaktan haz duyduğu 2001 krizinde de işsizlik tam aynı düzeyde yüzde 10.6’ymış. Yani 17 yılda bir arpa boyu yol bile gidememişiz. Avro bölgesinde dahi işsizlik yüzde 8.5’e kadar geriledi. Yükselen ülkeler kategorisinde de, yüzde 13.1 işsizlik oranına sahip Brezilya’yı bir yana bırakırsak, Türkiye’den kötü durumda ülke bulunmuyor. İşsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 546 bin azalmış olsa da, 3 milyon 354 bin yurttaşımız istediği halde işgücüne katılamıyor.

Dikkatle izlediğimiz bir gösterge, 15-24 yaş arası genç nüfusta “ne eğitimde ne istihdamda” olanların oranı da yüzde 22.8. Bu bir anlamda gelecek umudunu yitiren gençlerin yüksekliği gibi çok karanlık bir tabloya işaret ediyor.

haftanin-verileri-isiginda-ekonomi-465342-1.

Sanayi üretimi yüzde 7.6 arttı

16 Mayıs Çarşamba günü açıklanan mart ayı sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.6 arttığı açıklandı. Böylelikle sanayi üretiminde 2017 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 9.8 genişleme gerçekleşti.

Bu istatistikler 2017 yılındaki hızlı büyüme seyrinin 2018’de de devam ettiğini gösteriyor. Ne var ki, iki noktaya dikkat çekmekte yarar var. Birincisi, hızlı büyüme döneminde dahi sanayinin yeterince istihdam yaratamaması, olası bir daralma sürecinde daha vahim bir işsizlik tablosuyla karşılaşacağımız sinyalini veriyor. İkincisi, mevcut döviz kuru ve faiz düzeylerinde yılın ikinci yarısında sanayi üretiminin de stop edeceğini tahmin etmek zor değil. Çünkü hem bu kurlarla ham madde ve ara mal ithalatı yavaşlayacak, hem de yüksek fiyatlar nedeniyle talep hız kesecek.

Döviz sıçraması ‘menkul kıymet’ten okunamıyor

Döviz kurlarının haftalık yüzde 5 civarında sıçrama sergilediği bir konjonktürde, normalde bu trendi yabancıların menkul kıymet davranışlarından ve yerlilerin mevduata yönelik tutumlarından gözlemlemek gerekir. Değerlendirmeye geçmeden önce isterseniz rakamlara bir göz atalım:

En son açıklanan, 11 Mayıs’ta biten haftanın verileri, yurtdışı yerleşiklerin 28.8 milyon dolar hisse senedi aldıklarını ve 230 milyon dolar devlet iç borçlanma (DİBS) senedi sattıklarını gösterdi. 2018 başından bu yana ise, 1 milyar doların biraz üzerinde bir DİBS alıp, 832 milyon dolar hisse senedi satmışlar. Özetle, yabancıların Türkiye’den bariz bir çıkış eğilimi gözlenmiyor. Üstelik, daha iki ay önce 9 Mart’ta 94.1 milyar dolar portföyleri varken (53.1 hisse senedi, 31 DİBS), 2 ayda bu rakam 67.9 milyar dolara (40.8 hisse senedi, 27.1 DİBS) gerileyerek, 26.2 milyar dolar erozyona uğramışken. En genelde, yabancı yatırımcıların zaten Türkiye pozisyonlarını daralttıkları, beklemede oldukları söylenebilir.

11 Mayıs haftasında yabancı mevduatlarda da belirgin bir hareket gözlenmiyor. Mevduat bankalarındaki hesaplar 1 haftada sadece 40 milyon dolar, yıl sonuna göre ise 700 milyon dolar azalmış. Alt kırılımlara bakınca gerçek kişilerin yıl sonuna göre dolar hesaplarını 4.5 milyar dolar aşağı çektikleri görülüyor. Diğer bir ifadeyle, döviz hesapları bir ölçüde daralmış, doların başta avro, diğer paralara karşı değer kazanmasıyla, yani parite etkisiyle stok yerinde kalmış.

Buradan, döviz hareketlerinin büyük ölçüde yurtdışı alımlardan veya yerlilerin yastık altına koyan spekülatif davranışlarından kaynaklandığı sonucu çıkarılabilir.

Konut sektörü zorda

Konut sektörünün zorda olduğunu söylemek için istatistiklere bakmaya gerek yok diyebilirsiniz. Haklısınız, zaten istatistikler de inşaat sektörünün kabataslak yüzde 60’ını oluşturan konutlardaki sıkıntıyı ortaya koyarak, yaygın kanıyı destekliyor.

Önce konut fiyatlarından başlayalım. Merkez Bankası’nın konut endeksi Mart ayında bir önceki aya kıyasla enflasyonun altında, yüzde 0.91’lik bir artış göstermiş. Bu yıllık değişimi yüzde 9.29’a taşıyarak, reel olarak yüzde 0.85 oranında azalmaya işaret etmiş. En vahim tablo ise İstanbul’da; aylık yüzde 0.15 azalış gözlenmiş, son 12 ayda da tüketici enflasyonunun çok çok altında sadece yüzde 3.24’lük bir kıpırdama gerçekleşmiş.

Cuma günü açıklanan konut satış istatistikleri de sektördeki durgunluğu doğruluyor. Türkiye genelinde 2018 Nisan’ında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.9 oranında azalmış. İpotekli, yani banka kredisiyle yapılan konut satışlarında gerileme ise yüzde 35.6 oranıyla korkutucu bir boyut kazanmış.

Sektör sözcüleri aylık konut kredi faizlerinin yüzde 1 psikolojik sınırın altına çekilmesini talep ediyorlardı. Nitekim Ziraat ve Halkbank öncülüğünde aylık yüzde 0,98 faizle konut kredisi verilmeye başlandı. Mevcut faiz, kur ve enflasyon düzeylerine bakılırsa, bu oran gerçekçi görünmüyor. Seçim belirsizliğinde, bu ikram gerçek alımları mı tetikler, yoksa ucuz krediden yararlanmak için hülleli işlemlerin mi önünü açar, yakında anlayacağız…

Merkel’den, Erdoğan ile görüşen Özil ve Gündoğan’a tepki

Almanya Başbakanı Merkel, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada Özil ve Gündoğan’ın Erdoğan ile buluşmasını eleştirdi. Merkel görüşmeyi, “yanlış anlamaya davet çıkaracak” bir durum olarak niteledi.

Deutsche Welle Türkçe’nin aktardığına göre, Alman Milli Futbol takımı için forma giyen Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’ın Londra’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile buluşmasına yönelik tepkiler sürüyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada, Özil ve Gündoğan’ın Erdoğan ile buluşmasını eleştirdi. Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, Berlin’deki olağan basın toplantısında yaptığı açıklamada, “rol model milli takım oyuncularının” Erdoğan ile buluşmasının “soru işaretleri yaratan ve yanlış anlamaya davet çıkaracak” bir durum olduğunu belirtti.

Gündoğan ve Özil’in konuya ilişkin açıklama yapmalarını da memnuniyetle karşıladıklarını belirten Seibert, Alman Futbol Federasyonu (DFB) içinde de konunun gündeme geleceğinden emin olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özil ve Gündoğan ile Londra’da buluşmasında çekilen fotoğrafların Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sosyal medya hesaplarında yayınlanması Almanya’da tepkiyle karşılanmış ve Erdoğan’a seçim desteği olarak değerlendirilmişti. Hükümet Sözcüsü Seibert, “Merkel de bunu gizli bir seçim desteği olarak mı değerlendiriyor?” şeklindeki soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Demirören: Futbola siyaset karıştırmak hata

Özil ve Gündoğan’ın Erdoğan ile buluşmasını eleştirenlerden biri de Alman Futbol Federasyonu (DFB) Başkanı Reinhard Grindel olmuştu.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, yaptığı yazılı açıklamada, Grindel’in sözlerini eleştirerek, “Erdoğan hakkında yapmış olduğu karalayıcı açıklamalardan derin üzüntü” duyduğunu belirtti.

“DFB başkanının ifade ettiği düşüncelerin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini” belirten Demirören, “eski bir futbolcu ve tutkulu bir futbolsever” olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk asıllı oyuncularla görüşmesinin “son derece olağan bir durum olduğunu” ifade etti. “Hangi milletten olursa olsun, bir ülkenin devlet başkanı tarafından görüşmeye davet edilen futbolcuların, bu çağrıya icabet etmesi çok normaldir” diyen Demirören “Almanya Futbol Federasyonu başkanı örneğinden görüleceği üzere, futbola siyaset bulaştırmak korkunç bir hatadır” ifadesine yer verdi.

DFB Başkanı Grindel Twitter üzerinden yayımladığı mesajda, “futbol ve DFB’nin, Sayın Erdoğan tarafından yeterince dikkate alınmayan değerleri savunduğunu” belirtmiş ve “Bu nedenle milli futbolcularımızın (Erdoğan’ın) seçim kampanyası için istismar edilmesi iyi değil” ifadesini kullanmıştı.

ABD Senatosu’ndan Rusya soruşturması kararı

ABD’de Rusya soruşturmasını yürüten Senato İstihbarat Komitesi, Rusya’nın 2016 ABD Başkanlık seçimlerine müdahale girişiminde bulunduğu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimleri kazanması amacını güttüğü kanaatine vardığını açıkladı.

ABD Senatosu İstihbarat Komitesi, Rusya soruşturmasıyla ilgili kararını, yazılı bir açıklamayla duyurdu. Komite Başkanı Cumhuriyetçi Kuzey Carolina Senatörü Richard Burr, “Hiç şüphe yok ki Rusya, 2016 seçimlerine müdahale edebilmek için benzeri görülmemiş bir çaba içine girmiştir. ABD İstihbarat Topluluğu’nun bu yöndeki kanaatine karşı çıkmak için hiçbir nedenimiz yok.” açıklamasını yaptı.

Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, Komite Başkan Yardımcısı Demokrat Virginia Senatörü Mark Warner da “Rusya’nın çabası kapsamlı ve sofistikeydi; doğrudan Devlet Başkanı Putin’in talimatıyla Donald Trump’a yardım etmek ve Hillary Clinton’a zarar vermek için yapılmıştı.” değerlendirmesinde bulundu.

Komite Başkanı Burr, komitenin soruşturmayla ilgili son çalışmalarını tamamlayarak nihai raporu ağustos ayında kamuoyuna sunacaklarını da bildirdi.

Temsilciler Meclisi ile çelişti

Öte yandan. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato İstihbarat Komitesi’nin Rusya soruşturmasıyla ilgili vardığı kararın, Kongrenin diğer kanadı olan Temsilciler Meclisi’ndeki İstihbarat Komitesi ile çelişmesi dikkat çekti.

ABD’de Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin yürüttüğü Rusya soruşturmasıyla ilgili 27 Nisan tarihli nihai raporda, ABD Başkanı Trump’ın seçim kampanya ekibi ile Rusya arasında herhangi bir gizli iş birliği olduğuna yönelik bir delilin bulunamadığı bildirilmişti.

Mueller soruşturmaları sürüyor

Diğer yandan, Senato Adalet Komitesi’nin yürüttüğü ayrı Rusya soruşturması ise halen devam ediyor. Bununla birlikte ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen yıl soruşturmaya atanan Özel Yetkili Savcı Robert Mueller’in takip ettiği Rusya soruşturması da sürüyor.

Denize düşenin sarıldığı yılan: Mahathir Muhammed

Derslerle dolu bir seçim zaferi bu aslında. Öncelikle belirtelim ki Batı’nın Ilımlı İslam’a örnek gösterdiği Malezya’daki İslamcı hükümet çöktü. Onu çökerten de şimdi göklere çıkartılan Mahathir Muhammed değil. Ülkeyi islamileştiren tüm politikaların uygulayıcısı olan bu yaşlı politikacı zaferi içinde olduğu merkez sol eğilimli Umut İttifakı sayesinde kazanabildi. İslamcı iktidarı alaşağı eden Umut İttifakı’dır. Umut İttifakı’nın neden Muhammed’i aday gösterdiği ülkedeki çok etnikli, çok mezhepli yapıyla ilgili, dolayısıyla bu ayrı bir yazının konusu. Şu söylenebilir, Mahathir Muhammed, ılımlı ya da şiddetli ne tür olursa olsun İslamcılıkla asla bir zafer elde edemezdi, bu tür figürlerin solun en hafifine bile muhtaç olduğunu gösteren iyi bir örnektir Muhammed. Bizdeki Temel Karamollaoğlu’nun son zamanlarda sol söyleme sarılması boşuna değil, eklemiş olayım.

Sol Eğilimli Umut İttifakı, Mahathir Muhammed’e eski yanlışlarını elbette tekrarlatmayacak bu kesin, Malezya halkı İslamcılıktan çok çekti. Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma toplumu içten içe kemirdi. Yine belirtelim 60 yıllık sağcı Ulusal Cephe iktidarı, 2005’ten başlayarak İslamcılaştırdı ülkeyi,13 yıllık bir süre yani. Ülke öyle söylendiği gibi yüzde 60’ı Müslüman bir ülke de değil, Müslümanların oranı yüzde 45. İslamcılaştırmanın nasıl bir baskıyla gerçekleştirildiği bundan da anlaşılabilir.

92 yaşındaki Umut İttifakı lideri Mahathir Muhammed 2016 yılına kadar Ulusal Cephe’nin, ki 13 partili bir koalisyondur bu, üyesiydi. İktidarın bulaştığı yolsuzluklardan ötürü ayrıldı sonra. 1981’de başbakan oldu, 2003’e kadar bu görevde kaldı. Hakkını teslim edelim, Başbakanlığı sırasında ülke dış politikasını bağımsızlaştırdı. Bosna Savaşı’nda, Bosna’ya uygulanan silah ambargosuna karşı çıktı, ama 2005’de daha da yoğunlaşacak olan İslamileştirme politikaları onun döneminde başladı. Recep Tayyip Erdoğan’ın da yakın dostudur bu arada.

Uzun yıllar yardımcılığını yapan, şimdi devirdiği Necip Rezak, daha önce yapılan seçimlerde aslında kaybetmesine rağmen, kendi getirdiği seçim sistemi sayesinde hep “kazanan” oldu. İslamcılar bu tür “seçim oyunlarını” bilir, malum. Devletin tüm araçlarını seçimlerde kendisi için kullandı. Devletin ajansını, televizyonunu, yandaş medyayı hepsini. Ama bu son seçimde fark o kadar büyüktü ki, hiçbir seçim hilesi ya da oyunuyla üstü kapanacak gibi değildi. Kaybetti. Halk T A M A M deyince oluyor demek ki.

Necip Rezak yönetimleri boyunca ülkede enflasyon bir türlü dizginlenemedi, vergiler yükseltildi. Üstelik Rezak’ın kendi cebine 700 milyon dolar indirdiği iddia edildi. Tüm bunlar ülkede artık “T A M A M” rüzgarlarının esmesine yol açtı. Geçen yıl ülkenin bütün büyük kentlerinde Rezak karşıtı gösteriler gerçekleştirildi.

Mahathir Muhammed, hem İslamcı iktidardan bıkan İslamcıların üzerinde birleştiği “milli kahraman” karakterinden, hem de İslamcı iktidarın tahribatını giderecek yeni hükümetin uygulamalarındaki yumuşak geçişi sağlayacak deneyiminden ötürü Umut İttifak’nın adayı oldu.

Başbakanlığı sırasında ağzından İslamcılığa ilişkin tek bir laf çıkarsa “getirdikleri gibi götürürler.” Boşuna T A M A M demedi Malezyalılar.

İslamcı iktidar seçimleri kaybetti: Malezya’da çırağı gitti,

Malezya’nın eski başbakanı muhalif siyasetçi Mahathir Muhammed ülkede yapılan genel seçimlerde tarihi bir zafere imza attı. Seçim komisyonu, Mahathir’in muhalif ittifakının, hükümet için gerekli 112 sandalyelik barajı geçip mecliste 115 sandalye kazandığını duyurdu. Malezya meclisinde milletvekili sayısı 222.

Emeklilik dönemine son verip seçimlere katılan 92 yaşındaki Mahathir, 60 yıldan uzun süredir iktidar olan Barisan Nasional (BN) koalisyon hükümetini de sandıkta devirmiş oldu. İktidar koalisyonunun lideri Necib Rezak, Mahathir’in eski yardımcılarından. Gazetecilere konuşan Mahathir, “İntikam arayışında değiliz, hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmek istiyoruz” dedi.

Rezak’ın akıl hocasıydı
Dünyanın seçimle başa gelen en yaşlı lideri olan Mahathir’in dün yapması gereken yemin töreninin yapılmayacağı belirtildi. Devlet Başkanlığı sözcüsü ise Reuters’a açıklamasında bunun gerekçesine ilişkin bir açıklama yapmadı.
İktidardaki BN koalisyon ittifakının en büyük partisi Birleşik Ulusal Malay Örgütü, ülkenin İngiltere’den bağımsızlığını ilan ettiği 1957 yılından bu yana Malay siyasetinde egemen olan partisi. Ama koalisyon son yıllarda halkın desteğini kaybetmeye başlamıştı. Malezya’da 2013 yılında düzenlenen seçimlerde muhalefet sandıktan beklenmedik bir şekilde güçlenerek çıktı ve halk oylamasında çoğunluğu elde etmesine rağmen hükümet kurmak için yeterli sandalye sayısına ulaşamadı.

Seçimlerden iki yıl sonra, 2015’te dönemin muhalefet lideri Enver İbrahim ‘eşcinsel ilişki’ suçlamasıyla 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İbrahim suçlamalar için ‘siyasi karalama kampanyası’ demişti. Bir zamanlar iktidar koalisyonu BN’nin içinde güçlü bir isim olan ve Necib Rezak’ın da akıl hocalığını yapan Mahathir 2016 yılında koalisyondan ayrıldı. Mahathir bu kararı için, ‘yolsuzluğu destekliyor gibi görünen bir partiyle ilişkilendirilmekten duyduğu utancı’ gerekçe göstermişti. Necib Rezak o dönem, kalkınma amaçlı 2009’da kurduğu 1MDB adlı devlet yatırım fonundan zimmetine 700 milyon dolar geçirmekle suçlanmıştı.

İddiaları reddeden Necip Rezak hakkındaki suçlamalar daha sonra resmi yetkililer tarafından düşürüldü. Yatırım fonu hala başka ülkeler tarafından soruşturuluyor. Necib Rezak, kilit görevlerdeki yetkililerin işine son vererek Malezya’daki yetkililerin soruşturmalarını zora sokmakla suçlanmıştı.

Hükümet kısa bir süre önce seçim bölgelerini yeniden belirleyen bir yasayı yürürlüğe koymuş, muhalifler tarafından partisi çıkarına ‘dolaplar çevirmekle’ suçlanmıştı. Necib Rezak yeni yasayı, geleneksel olarak iktidar koalisyonu BN destekçisi olan Malay Müslümanların seçim bölgelerindeki yerlerinin sağlamlaştırılması amacıyla çıkardığı eleştirileri gelmişti. Oylamadan günler önce seçim reform grubu Bersih 2.0, Seçim Komisyonu’nu ‘birçok seçim ihlali yapmakla’ suçladı. Grubun saydığı ihlaller arasında mektupla kullanılan oylarda usulsüzlük ve hayatını kaybedenlerin seçmen listelerinden çıkarılmaması da var.

Yeni yasada cezalar
Seçimden hemen önce parlamento yalan haberlere ceza öngören yasayı da onaylamış, bunun da muhalifleri susturma amaçlı olduğu eleştirileri gelmişti. Yeni yasaya göre yalan, sahte ve uydurma haberden suçlu bulunanlara 6 yıl hapis ve 128 bin dolar para cezası uygulanacak.

Muhalifler ise seçimden hemen önce çıkarılan yasanın fikir özgürlüğünü kısıtlayacağını, yasanın Necib Rezak’a yönelik eleştirilerin bastırılması amacıyla çıkarıldığını savunmuştu. Bu yeni yasa kapsamında, sandıktan zaferle çıkan Mahathir de ‘uçağının sabote edildiğini’ söylediği için yargılanmıştı. Hükümet, seçimlerin özgür ve adil olacağını söylemiş, Seçim Komisyonu’nun da ‘herkesin iyiliği için çalışacağını’ ifade etmişti. Seçmenler 222 milletvekili ve 13 vilayetin 12’sindeki devlet meclisi üyeleri için oy kullandı.

Malezya’daki seçim sistemi, oy çoğunluğu sistemiyle işliyor. Mecliste en çok sandalyeyi kazanan parti, halkoyunu kazanmasa da hükümet kurma yetkisini elde edip seçimin galibi oluyor.

Galatasaray Başkanı Cengiz’den Fatih Terim açıklaması

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, Fatih Terim’in bıraktım diyene kadar ve kendilerinin görevde olduğu sürece onunla yola edeceklerini söyledi.

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, TRT Spor’da katıldığı bir programda açıklamalarda bulundu.

Cengiz, seçimden sonra Fatih Terim’in kendisini aradığını ve istifa etmeye etmeye hazır olduğunu söylediğini belirterek, “Fatih Terim’in Galatasaray’a gelmesi için en çok mücadele edenlerden birisi de benim. Hocam bizim için bir şans. Fatih Terim’in takımın başına gelmesinde benim tam saha presim vardır. Seçim çalışmalarımda sürekli takımın başına getireceğimi dile getirmiştim. Terim bıraktım diyene kadar biz olduğumuz sürece yola devam ederiz. Transfer konusunda Fatih Terim’in neye ihtiyacı varsa ona göre ilerleyeceğiz. Şampiyonluk için önümüzde daha 180 dakikamız var, son düdüğe kadar beklemeliyiz. İnşallah şampiyon Galatasaray” dedi.

UEFA’daki kritik toplantıya da değinen Mustafa Cengiz, UEFA’ya Türkiye’deki sistemin farklı olduğunu anlatmaya çalıştıklarını ifade ederek, “UEFA, futboldan elde ettiğiniz geliri futbola verin diyor. Bunun için amatör sporların büyük takımlar üzerindeki yükünün kalkması gerekir” dedi.

Cengiz, devletin amatör branşlar için çıkardığı torba yasa ile müthiş bir kolaylık sağladığını da sözlerine ekledi.
Sneijder konusuna da değinen Cengiz, gitmesini kendisinin istemediğini açıkladı.

Muharrem İnce’nin sloganı ‘Artık Tamam’ oldu

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim görselini paylaştı. İnce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından sonra gündeme gelen “Tamam”ı slogan olarak kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salı günü AKP Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmada “Tek dertleri Erdoğan’ı yıkmak. Bizi Başbakanlığa da, Cumhurbaşkanlığına da milletimiz getirdi. Millet ne zaman ‘Tamam’ der ise o zaman çekiliriz” demişti.

Erdoğan’ın açıklamasından sonra sosyal medyada “T A M A M” başlığı altında 1 buçuk milyona yakın paylaşım yapıldı.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno