Arap Birliği Filistin gündemiyle toplandı

Arap Birliğinde daimi temsilciler seviyesinde yapılan olağanüstü toplantının ardından Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Husam Zeki, Suudi Arabistan’ın Kahire Büyükelçisi ve Arap Birliği Daimi Temsilcisi Usame Nakla ile Filistin Büyükelçisi ve Arap Birliği Daimi Temsilcisi Diyab el-Luh ortak basın toplantısı düzenledi.

Arap Birliği’nin Filistin toplantısından İsrail ve ABD’ye karşı ciddi bir yaptırım kararı çıkmadı.

Anadolu Ajansı’ndan edinilen bilgiye göre, Genel Sekreter Yardımcısı Zeki, karar tasarısının yarın yapılacak Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda sunulacağını, tasarının ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Filistin halkına karşı düşmanca tavırlarına karşı Arap Birliğinin alabileceği “en üst siyasi uygulamayı” kapsadığını söyledi.

Tasarıyla ilgili daha fazla ayrıntı vermeyen Zeki, Filistin halkının da mümkün olan en güçlü şekilde destekleneceğini kaydetti.

Suudi Arabistanlı Büyükelçi Nakla da ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Filistin halkına karşı düşmanca tavrının toplantıda değerlendirildiğini ifade etti.

Filistin Büyükelçisi Luh ise ABD’nin Kudüs kararı ve İsrail’in yaptığı katliamlar nedeniyle Filistin’de çok zor bir dönemece girildiğini söyledi.

Bugün daimi temsilciler seviyesinde toplanan Arap Birliği’nin yarın dışişleri bakanları seviyesinde toplanması bekleniyor.

    İYİ Parti, Akşener için imza toplama sürecini bitirdi

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Genel Başkan Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı için imza toplanma sürecinin noktalandığını belirterek, “Amaca ulaşılmıştır. Teşkilâtlarımızdan aynı heyecanla 24 Haziran büyük seçim zaferi için seferber olmalarını rica ediyoruz” dedi.

    Aydın yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

    “Genel Başkanımız Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı için gerekli olan yüz bin imza, 4 Mayıs 2018 tarihinde ilk altı saatte milletimizin olağanüstü teveccühü ile tamamlanmıştır. An itibariyle 234 bin imza toplanmıştır. İmza vererek İyilik Hareketi’ne gönül veren tüm seçmenlerimize ve onlara coşkuyla eşlik eden bütün teşkilatlarımıza teşekkür ederiz. Amaca ulaşılmıştır. Bu aşamadan sonra teşkilâtlarımızdan artık imza sürecini noktalamalarını ve aynı heyecanla 24 Haziran büyük seçim zaferi için seferber olmalarını rica ediyoruz. 25 Haziran’da doğacak büyük İYİ’lik güneşi Türk milletine şimdiden kutlu olsun.”

    AKP’nin seçim vaadi: OHAL’i kaldıracağız

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 24 Haziran seçimleri için nasıl bir yol izleyeceği belli olmaya başladı.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrasında uygulanmaya başlatılan ve hukuksuz kanun hükmünde kararnamelerle ülkeyi yöneten AKP hükümeti, 24 Haziran seçimleri için OHAL’i kaldıracağı vaadinde bulundu. Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın haberine göre, AKP, kampanya boyunca, “Partinin kuruluş ilkelerine sadık olduğu, ancak FETÖ, PKK ve IŞİD ile mücadele nedeniyle zorunlu kısıtlamalara gidildiği, OHAL’ın kaldırılacağı, partinin devletçi politika izlemediği, sadece devleti korumak için karar almak zorunda kaldığı” tezlerini işleyecek.

    Seçmenin AKP’den uzaklaşmasını önlemek için partinin 16 yıl boyunca attığı adımlar ve aldığı kararlardan örnekler verilecek. Yaşanan dönemin olağanüstü olduğu için bazı sınırlandırmalar getirildiği ve bunun geçici olacağı vurgusu yapılacak.

    AKP, ekonomide alınan kararların sonuçlarının önümüzdeki aylarda görüleceği ve sorunların aşılacağı mesajı da verecek.

    KAMPANYA DİLİ VE SLOGANI

    AKP kampanyasını “Tayyip Erdoğan” üzerine kuracak. Parti, Meclis çoğunluğunu kaybetmemek için “hem Erdoğan’a hem AKP’ye oy verilmesi” için özel olarak çalışacak. Sistemin bir bütün olduğunu, yürütme ve yasamanın ayrı partilerden olmasının sorun yaratacağı anlatılacak. Kampanyada kullanılacak dil konusunda da tüm partililer uyarılacak. Seçmeni kucaklayan dil kullanılması, ayrıştırıcı ifadelerden uzak durulması istenecek. Kampanya boyunca, “Kalıcı huzur, kalıcı güven, kalıcı istikrar” sloganları kullanılacak.

    FAO: Gıda fiyatları istikrarlı, tahıl üretiminde düşüş

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi Nisan ayında genel olarak istikrarlı seyrederek 173.5 puan olarak gerçekleşti. Endeks, mart ayına göre az bir artış gösterirken geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 2.7 yükseldi. 2018/19 sezonu için ilk tahminlerini yayınlayan FAO rekor seviyelerde seyreden küresel tahıl üretimi ve stoklarında düşüş öngörüyor.

    FAO’nun yayınladığı Tahıl Arz ve Talep Raporu’nda, tahıl ve süt ürünlerinin fiyatlarında son dönemdeki yükseliş eğiliminin sürdüğü ve şekerdeki düşüşlerin devam ettiği vurgulandı ve şu tespit ve öngörüler paylaşıldı:

    “FAO’nun bugün yayımladığı yeni Tahıl Arz ve Talep Raporu’na göre önümüzdeki dönemde küresel tahıl piyasalarına yönelik erken tahminler öngörülen bir düşüşe rağmen olumlu.

    “2018 yılında küresel tahıl üretiminin 2017 yılındaki rekor seviyedeki hasadın yaklaşık yüzde 1,6 altında gerçekleşerek 2 bin 607 milyon tona düşmesi bekleniyor.

    “Bu düşüşün sebebi büyük ölçüde, özellikle ABD’deki, mısır üretiminde beklenen daralma. Düşük buğday üretimi ise daha çok önceki yılda görülen olağanüstü bir sonuçtan sonra Rusya Federasyonu’nda beklenen düşüşten kaynaklanıyor.

    “Öte yandan FAO’nun geçici tahminlerine göre dünya pirinç üretimi yüzde 1,3 oranında artarak 510,6 milyon tona ulaşacak. Bu da büyük ölçüde Asya’da genişleyen ekimlere bağlı olarak yeni bir rekora işaret ediyor.

    “Tahıl kullanımında ise FAO’nun yeni tahmini- hem gıda hem de yem- tüm zamanların en yüksek değeri olan 2 bin 626 milyon tonu gösteriyor.

    “Bu durum tahminlerde dünya pirinç kullanımında yüzde 1.0, buğday kullanımında yüzde 0.8 ve iri tanelilerin toplam kullanımında ise yüzde 0.4 artış anlamına geliyor.

    “Mısır yemi kullanımının da yüzde 2.8 artarak 615 milyon tonluk yeni bir rekora ulaşması bekleniyor. Çin ve Güney Amerika’da mısır yeminin kullanımındaki en büyük yıllık artış öngörülmektedir.

    “Sonuç olarak FAO, dünya tahıl stoklarının 2019 sezonu bitiminde yüzde 2.7 azalmasını ve küresel tahıl stok kullanım oranının 2017/18 sezonunda 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 28.8’den yüzde 27.2’ye düşmesini bekliyor. Ancak bu oran 2007/08 sezonunda kaydedilen yüzde 20.4’lük tarihsel düşük seviyenin oldukça üzerinde.

    “FAO’nun önümüzdeki yıl için uluslararası tahıl ticaretine ilişkin ilk tahmini 406 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu, mevcut sezon için öngörülen tüm zamanların rekorundan yüzde 0.6 düşüşe işaret ediyor.

    Et fiyat endeksi yüzde 0.9 düştü

    “FAO Tahıl Fiyat Endeksi Nisan ayında yüzde 1.7 yükselirken art arda dördüncü ayda artış gösterdi. Endeks şimdi geçen yılın aynı döneminin yüzde 15.4 üstünde. ABD’de hava koşullarına bağlı riskler buğday fiyatlarına destek olurken Arjantin’de kuraklıktan düşen üretim ve ABD’deki düşük ekimler uluslararası mısır fiyatlarını artırdı. Pirinç fiyatları da yükseldi.

    “FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi Mart ayına göre yüzde 3.4 oranında artarken tüm süt ürünlerine yönelik güçlü talep ve Yeni Zelanda’daki ihracat stoklarına ilişkin endişeler bunda etkili oldu.

    “Diğer üç alt endekste ise Nisan ayında düşüşler görüldü. FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi Mart ayına göre yüzde 1.4 azalırken FAO Et Fiyat Endeksi de yüzde 0.9 düştü.

    “FAO Şeker Fiyat Endeksi Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4.8 azalırken geçen Aralık ayında başlayan düşüşünü sürdürdü ve 2017 yılı nisan ayından yüzde 24 daha düşük gerçekleşti.

    “Düşük fiyatlar Tayland ve dünyanın en büyük ikinci şeker üreticisi Hindistan’daki görülen rekor üretimle birlikte gelen yükselen arza ve dünyanın en büyük şeker üreticisi Brezilya para birimi Real’in değer kaybına işaret ediyor.” DHA

    Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 157’inci sırada

    Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün (RSF) 2018 yılı dünya basın özgürlüğü raporu açıklandı.

    Rapor, dünya genelinde gazetecilere yönelik düşmanlığın giderek arttığı, bu konuda bir nefret ikliminin giderek daha görünür hale geldiği tespitini içeriyor.

    Raporda, “Siyasi liderlerce medyaya duyulan düşmanlık artık sadece Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle sınırlı değil. Bu ülkelerde ‘medya fobisi’ o kadar aşikar ki gazeteciler rutin biçimde terörle suçlanıyor ve sadakat göstermeyenler keyfi olarak hapse atılıyor” denildi.

    RSF’nin raporunda, demokratik yollarla seçilen liderlerden giderek daha fazlasının, medyayı artık demokrasinin esas temeli olarak değil, açıkça nefretlerini dile getirdikleri bir hasım olarak gördükleri değerlendirmesine yer verildi.

    Gazetecilere yönelik sözlü şiddetle fiziksel şiddet arasındaki çizginin de giderek eridiği gözleminin aktarıldığı raporda, basın özgürlüğüne saygının en fazla olduğu Avrupa’da bile medyaya politikacılardan gelen sözlü saldırıların artışta olduğu belirtildi.

    RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire yaptığı açıklamada, “Gazetecilere yönelik nefretin artması, demokrasilerin önündeki en kötü tehditlerden biri. Gazetecilere karşı nefret besleyen siyasi liderler ağır bir sorumluluk taşıyor çünkü propaganda yerine gerçeklere dayalı kamuya açık tartışma anlayışına zarar veriyorlar. Bugün gazeteciliğin meşruiyetini tartışmaya açmak, aşırı tehlikeli bir siyasi ateşle oynamak demektir” dedi.

    Basın özgürlüğü raporunun ilk sırasında geçen yıl olduğu gibi yine Norveç bulunuyor. Norveç’i sırasıyla İsveç, Hollanda, Finlandiya, İsviçre, Jamaica, Belçika, Yeni Zelanda, Danimarka ve Costa Rica takip ediyor. Raporun son sırasında ise Kuzey Kore yer alırken, son 10 sıradaki ülkeler Kuzey Kore’den sonra sırasıyla Eritre, Türkmenistan, Suriye, Çin, Vietnam, Sudan, Cibuti, Küba ve Ekvator Ginesi olarak sıralanıyor.

    Raporda Amerika kendisine ancak 45’inci sırada yer bulabildi.

    Raporda, Rusya ve Türkiye’de basın özgürlüğünün 30 yılı aşkın süredir emsali görülmeyen seviyelere gerilediği belirtildi. Raporda, “İki ülkenin çevrelerindeki bölgeye yaptıkları etki nedeniyle bu düşüş özellikle endişe verici” değerlendirmesi yapıldı.

    Türkiye için “profesyonel gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” tabirinin kullanıldığı raporda, Türkiye’nin bu yıl iki sıra daha gerileyerek 157’inci sıraya düştüğü belirtildi.

    Ülkedeki ardı ardına toplu davalara dikkat işaret edilen raporda, Türkiye’yle ilgili olarak şu görüşlere yer verildi:

    “Düzinelerce gazeteci, bir yılı aşkın geçici gözaltıların ardından, Temmuz 2016’daki darbe girişiminde suç ortağı oldukları iddiasıyla yargılanmaya başladı. İlk mahkumiyet kararları arasında ömür boyu hapis cezası da bulunuyor. İki yıla yakın bir süredir yürürlükte olan olağanüstü hal, yetkililere, çoğulculuk adına ne kaldıysa onu da yok etme imkanı tanıyarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke üzerindeki kontrolunu pekiştirecek anayasal reformun önünü açtı. Hukukun üstünlüğü şu anda sadece solmakta olan bir hatıradan ibaret kaldı. Bu durum Ocak 2018’de hapisteki iki gazetecinin derhal serbest bırakılmasını emreden Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmemesiyle doğrulandı.”

    Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno