Kanalizasyondan yandaş şirketlere para akacak

NURCAN GÖKDEMİR [email protected] @nurcangokdemir

Hükümet, İstanbul Yeni Havalimanı, 3. Köprü, Avrasya Tüneli, Osmangazi ve Çanakkale Köprüleri ile şehir hastaneleri inşaatlarında kullandığı Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelini daha yaygınlaştırmayı planlıyor. Hemen her projede iktidara yakın isimlerin görüldüğü ve yolsuzluğa zemin hazırladığı, yandaşa rant aktarma aracı olduğu, bütçeye aşırı yük getirdiği, garantilerle ülkenin 25 yıllık gelirine ipotek konulduğu gerekçeleriyle eleştirilen model altyapı projelerinde de uygulanmak isteniyor.

Kalkınma Bakanlığı, 2017 Dünyada ve Türkiye’de KÖİ Uygulamalarına İlişkin Gelişmeler Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, 1986-2017 döneminde Türkiye’de 225 projenin uygulama sözleşmesi imzalandı. 191’i hayata geçerken 34’ünün finansal kapanışı yapıldı ya da yapımına devam ediliyor.

225 projeden 106’sı Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılırken 93 projede İşletme Hakkı Devri, 21 projede Yap-Kirala-Devret, 5 projede de Yap-İşlet modelleri uygulanıyor. Enerji üretim tesisleri 86 projede ilk sırada geliyor, 42 otoyol ve hizmet tesisi, 21 sağlık tesisi, 18 havaalanı, 17 yat limanı ve turizm tesisi, 15 sınır kapısı, 2 sanayi tesisi, birer de demiryolları ile kültür ve turizm tesisi inşaatında KÖİ modeli uygulanıyor.

135 milyar dolarlık toplam sözleşme değeri içinde en büyük paya 69,4 milyar dolar ile havaalanı projeleri sahip. Bu projeleri 37.7 milyar dolarla enerji, 19.4 milyar dolarla otoyollar ve hizmet tesisleri izliyor.

Türkiye, Avrupa’da ikinci
Bütçeye getirdiği yük ve risklerin büyüklüğü nedeniyle ilk uygulandığı ülke olan İngiltere’nin bile azalttığı KÖİ yatırımları Türkiye’de hız kesmiyor. AB ülkeleri arasında 24.8 milyar Avroluk proje tutarı ile İngiltere ilk sırada gelirken, ikinci sırada 19.6 milyar Avroluk tutarla Türkiye yer alıyor. Üçüncü sıradaki Fransa 9.8 milyar, İtalya 5.8 milyar, Hollanda ise 5.6 milyar Avroluk KÖİ projesini imza altına aldı.

Altyapıda da KÖİ
AKP iktidarları döneminde büyüyen şirketlerin en önemli partner olduğu KÖİ modelinin yaygınlaştırılacağı da bildirildi. Kentsel altyapı ile birlikte daha küçük ölçekli katı atık, atık su gibi projelerde de yöntemin yaygın şekilde kullanılacağı belirtildi.

Önceliklere dikkat
Kullanılmayan köprüler, otoyollar inşa edildiği ve verilen garantiler nedeniyle şirketlerin cebine milyarlarca liralık kaynak aktarıldığı bilinen projelerle ilgili raporda bazı konularda ortaya çıkabilecek sorunlara da dikkat çekildi. Finansman kaynağı bulmak için rekabetin arttığı belirtilerek, “Finansman kaynaklarının stratejik önemi haiz projelerde kullanılabilmesini teminen proje önceliklendirme önem kazanmaktadır” denildi.

‘Ekonomiye faydası olacak’
Kapsamlı ve titiz bir proje hazırlık aşaması gerektiğinin altı çizilen raporda, “İyi bir hazırlık süreci ile projelerin ekonomik faydaları, getireceği yükümlülükler, karşılaşılabilecek riskler ortaya konabilecek, belirsizlikler asgariye indirilerek etkin bir ihale ve sözleşme yönetiminin önü açılacaktır” saptamaları da yer aldı.

Finansman sıkıntısı
İlerleyen süreçte KÖİ alanında banka kredilerine erişimde zorluk yaşanması olasılığına dikkat çekilerek, alternatif finansman yöntemlerinin değerlendirilmesi, buna yönelik teknik ve hukuki altyapının tamamlanması gerektiğinin düşünüldüğü de bildirildi.

Haftanın verileri ışığında ekonomi

Geride bıraktığımız hafta Türkiye ekonomisinde yoğun bir veri trafiği yaşandı. Normal bir ülkede değerlendirmelere bu rakamlar damgasını vurur. Ancak ekonomik istatistikler de artık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hızına ayak uyduramıyor. En son Londra’da bankacıları kendinden menkul faiz teorilerine ikna etmeye kalkınca döviz kurlarında yeni rekorlar kırıldı. Örneğin, en son açıklanan işgücü istatistikleri şubat dönemine ilişkin. Diğer bir ifadeyle, işsizlik rakamları 2.5 ay geriden geliyor. Buna karşın Erdoğan her ağzını açtığında ekonominin dengeleri şipşak değişebiliyor.

Yine de eğilimleri izleyebilmek açısından 14-18 Mayıs haftası verilerine yakından bakmakta yarar olabilir. Cari açığı salı günü ele aldığımız için bu yazımızda diğer istatistiklere yoğunlaşacağız.

Yüksek işsizlik devam ediyor

Türkiye ekonomisi 24 Haziran seçimlerine yol alırken, işsizlik oranı çift hanelilerin altına bir türlü inmiyor. 2018 Ocak-Mart dönemini kapsayan şubat verileri de yüzde 10.6 işsizliğe işaret ediyor. Evet bu oran, bir yıl öncesine göre 2 puan azalmış durumda. Ancak başta KGF kredileri, onca teşvik yeterince sonuç vermemiş görünüyor.

İlginçtir ki, ekonominin dibe vurduğu, AKP sözcülerinin hatırlatmaktan haz duyduğu 2001 krizinde de işsizlik tam aynı düzeyde yüzde 10.6’ymış. Yani 17 yılda bir arpa boyu yol bile gidememişiz. Avro bölgesinde dahi işsizlik yüzde 8.5’e kadar geriledi. Yükselen ülkeler kategorisinde de, yüzde 13.1 işsizlik oranına sahip Brezilya’yı bir yana bırakırsak, Türkiye’den kötü durumda ülke bulunmuyor. İşsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 546 bin azalmış olsa da, 3 milyon 354 bin yurttaşımız istediği halde işgücüne katılamıyor.

Dikkatle izlediğimiz bir gösterge, 15-24 yaş arası genç nüfusta “ne eğitimde ne istihdamda” olanların oranı da yüzde 22.8. Bu bir anlamda gelecek umudunu yitiren gençlerin yüksekliği gibi çok karanlık bir tabloya işaret ediyor.

haftanin-verileri-isiginda-ekonomi-465342-1.

Sanayi üretimi yüzde 7.6 arttı

16 Mayıs Çarşamba günü açıklanan mart ayı sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.6 arttığı açıklandı. Böylelikle sanayi üretiminde 2017 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 9.8 genişleme gerçekleşti.

Bu istatistikler 2017 yılındaki hızlı büyüme seyrinin 2018’de de devam ettiğini gösteriyor. Ne var ki, iki noktaya dikkat çekmekte yarar var. Birincisi, hızlı büyüme döneminde dahi sanayinin yeterince istihdam yaratamaması, olası bir daralma sürecinde daha vahim bir işsizlik tablosuyla karşılaşacağımız sinyalini veriyor. İkincisi, mevcut döviz kuru ve faiz düzeylerinde yılın ikinci yarısında sanayi üretiminin de stop edeceğini tahmin etmek zor değil. Çünkü hem bu kurlarla ham madde ve ara mal ithalatı yavaşlayacak, hem de yüksek fiyatlar nedeniyle talep hız kesecek.

Döviz sıçraması ‘menkul kıymet’ten okunamıyor

Döviz kurlarının haftalık yüzde 5 civarında sıçrama sergilediği bir konjonktürde, normalde bu trendi yabancıların menkul kıymet davranışlarından ve yerlilerin mevduata yönelik tutumlarından gözlemlemek gerekir. Değerlendirmeye geçmeden önce isterseniz rakamlara bir göz atalım:

En son açıklanan, 11 Mayıs’ta biten haftanın verileri, yurtdışı yerleşiklerin 28.8 milyon dolar hisse senedi aldıklarını ve 230 milyon dolar devlet iç borçlanma (DİBS) senedi sattıklarını gösterdi. 2018 başından bu yana ise, 1 milyar doların biraz üzerinde bir DİBS alıp, 832 milyon dolar hisse senedi satmışlar. Özetle, yabancıların Türkiye’den bariz bir çıkış eğilimi gözlenmiyor. Üstelik, daha iki ay önce 9 Mart’ta 94.1 milyar dolar portföyleri varken (53.1 hisse senedi, 31 DİBS), 2 ayda bu rakam 67.9 milyar dolara (40.8 hisse senedi, 27.1 DİBS) gerileyerek, 26.2 milyar dolar erozyona uğramışken. En genelde, yabancı yatırımcıların zaten Türkiye pozisyonlarını daralttıkları, beklemede oldukları söylenebilir.

11 Mayıs haftasında yabancı mevduatlarda da belirgin bir hareket gözlenmiyor. Mevduat bankalarındaki hesaplar 1 haftada sadece 40 milyon dolar, yıl sonuna göre ise 700 milyon dolar azalmış. Alt kırılımlara bakınca gerçek kişilerin yıl sonuna göre dolar hesaplarını 4.5 milyar dolar aşağı çektikleri görülüyor. Diğer bir ifadeyle, döviz hesapları bir ölçüde daralmış, doların başta avro, diğer paralara karşı değer kazanmasıyla, yani parite etkisiyle stok yerinde kalmış.

Buradan, döviz hareketlerinin büyük ölçüde yurtdışı alımlardan veya yerlilerin yastık altına koyan spekülatif davranışlarından kaynaklandığı sonucu çıkarılabilir.

Konut sektörü zorda

Konut sektörünün zorda olduğunu söylemek için istatistiklere bakmaya gerek yok diyebilirsiniz. Haklısınız, zaten istatistikler de inşaat sektörünün kabataslak yüzde 60’ını oluşturan konutlardaki sıkıntıyı ortaya koyarak, yaygın kanıyı destekliyor.

Önce konut fiyatlarından başlayalım. Merkez Bankası’nın konut endeksi Mart ayında bir önceki aya kıyasla enflasyonun altında, yüzde 0.91’lik bir artış göstermiş. Bu yıllık değişimi yüzde 9.29’a taşıyarak, reel olarak yüzde 0.85 oranında azalmaya işaret etmiş. En vahim tablo ise İstanbul’da; aylık yüzde 0.15 azalış gözlenmiş, son 12 ayda da tüketici enflasyonunun çok çok altında sadece yüzde 3.24’lük bir kıpırdama gerçekleşmiş.

Cuma günü açıklanan konut satış istatistikleri de sektördeki durgunluğu doğruluyor. Türkiye genelinde 2018 Nisan’ında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.9 oranında azalmış. İpotekli, yani banka kredisiyle yapılan konut satışlarında gerileme ise yüzde 35.6 oranıyla korkutucu bir boyut kazanmış.

Sektör sözcüleri aylık konut kredi faizlerinin yüzde 1 psikolojik sınırın altına çekilmesini talep ediyorlardı. Nitekim Ziraat ve Halkbank öncülüğünde aylık yüzde 0,98 faizle konut kredisi verilmeye başlandı. Mevcut faiz, kur ve enflasyon düzeylerine bakılırsa, bu oran gerçekçi görünmüyor. Seçim belirsizliğinde, bu ikram gerçek alımları mı tetikler, yoksa ucuz krediden yararlanmak için hülleli işlemlerin mi önünü açar, yakında anlayacağız…

Yarkadaş: CAL’da birçok öğrenci zehirlendi, skandalın üstü

Adı ”okul müdürünün düzenlediği köfte ve sucuk partileri”yle gündemden düşmeyen Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde bu kez de zehirlenme skandalı yaşandı. Skandalı TBMM’ye taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, öğrencilerin okulda içtikleri sudan zehirlendiğini belirterek, konunun araştırılmasını istedi.

Yarkadaş şöyle konuştu:

“Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde birkaç gün önce sular kesiliyor. Okul yönetimi bunun üzerine, dışarıdan su getirtiyor. Bu sudan içen öğrencilerin bir kısmı kaldıkları pansiyonda, bir kısmı ise evlerinde rahatsızlanıyor. Okul Aile Birliği’ne giden çok sayıda şikayet sonrası durum Müdür Necati Yener’e aktarılıyor. Yener ise sorun çözmek yerine aileleri ‘provokasyon yapmak’la suçluyor. Böylece sorumsuzluğunu gizlemeye çalışıyor. Öğrenciler ise bu sırada yüksek ateşten dolayı kusma ve halsizlik yüzünden yataktan kalkamıyor.”

“PARTİZANLIĞIN GELDİĞİ NOKTA…”

Okul Müdürü Necati Yener’in, sırtını AKP’li İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve bakanlık bürokratlarına yasladığı için kendisini dokunulmaz gördüğünü belirten Yarkadaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Partizanlık, liyakatsızlık ve sorumsuzluk öğrencilerin canına mal olacak. Aynı müdür, daha önce de nereden alındığı belli olmayan sucukları öğrencilere yedirmeye çalışmıştı. Neyse ki; hiçbir öğrenci getirilen sucukları yemedi de zehirlenmekten kurtuldu… Ancak öğrenciler bir dahaki sefere, bu kadar şanslı olmayabilir. Milli Eğitim Bakanlığı, tarikat dayanışmasını bırakmalı ve okul müdürünü derhal görevden almalıdır. Müdürün görevden el çektirilmesi için öğrencilerin başına daha büyük bir felaket gelmesi mi bekleniyor!”

“AİLELER BASKI ALTINDA”

Çocuklarına “gıda zehirlenmesi” teşhisi konulan çok sayıda anne ve babanın kendisini aradığını belirten Yarkadaş, “Aileler kamuoyunda seslerini duyuramıyor. Çünkü müdür aileleri arayıp adeta tehdit ediyor. Adeta bir ‘Ali kıran baş kesen’ tavrı var. Öğrencilerin ve ailelerin bu zulümden bir an önce kurtarılması gerekiyor” dedi. Yarkadaş, İstanbul Tabip Odası’nı da okulda sağlık taraması yapmaya davet etti.

“HESAPLAR DA İNCELENSİN…”

Okulun tüm hesaplarının da incelenmesi gerektiğini belirten Yarkadaş, “Okulun gelir ve giderlerinin düzgün ve yasalara uygun tutulmadığı da beliniyor. Milli Eğitim Bakanlığı, bu müdürden neden çekiniyor? Müfettişlerin tüm raporları sümen altı ediliyor. Bakan İsmet Yılmaz bu müdürden neden korkuyor?” diye sordu. Yarkadaş, konunun tüm boyutlarını araştırma önergesi olarak meclise taşıdığını da dile getirdi. CHP’li vekil, okul müdürünün öğrencilere kötü davrandığını da yineledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkel’le görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin’deki son gelişmelerle ilgili olarak Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre iki lider görüşmede, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve Gazze’de Filistinlilerin hedef alınması neticesinde yaşanan gerilim hakkında görüştüler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili olarak İİT’nin Cuma günü İstanbul’da gerçekleştireceği olağanüstü toplantı hakkında bilgi paylaşımında bulunduğu görüşmede, uluslarası camianın BM nezdinde de hadisenin takipçisi olmasının önemine de işaret edildi. Görüşmede mevcut tablonun soruna çözüm bulunmasını zorlaştırdığı da vurgulandı. Görüşme vesilesiyle ikili ilişkilere değinen iki lider, gerek ilişkilere ivme kazandırılması, gerek bölgesel konularda fikir teatisi için yakın temasta olma konusunda mutabık kaldılar.

***

Erdoğan’ın telefon trafiği Merkel’den sonra İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yle de devam etti. Erdoğan, Ruhani’yle telefonda konuştu.

Galatasaray maçı ile Tarkan konseri aynı saate denk geldi

Galatasaray’ın Yeni Malatyaspor’u ağırlayacağı maçla aynı saatte, TT Stadı’nın yanı başında organize edilen Tarkan konseri sıkıntı doğurdu.

Fotomaç’ın haberine göre, Malatyaspor maçına akın etmesi beklenen G.Saray taraftarı sıkıntı yaşayabilir! Çünkü aynı gün aynı saatte Tarkan’ın Vadi İstanbul’da konser verecek olması trafik endişesi doğurdu. Oluşacak aşırı yoğunluk nedeniyle zorda kalmak istemeyen taraftarlar, maça özel araçla gelinmemesi için sosyal medyada organize olmaya başladı.

Üniversiteleri bölen kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı

AKP’nin TBMM Genel Kurulunun çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre daha önce 7 maddesi kabul edilen üniversiteleri bölen yasa tasarısı bugün tekrar görüşüldü.

Anadolu Ajansı’ndan edinilen bilgiye göre, TBMM Genel Kurulunda, 4’ü vakıf olmak üzere 20 yeni üniversite kurulmasını öngören; aralarında İstanbul, Gazi, Anadolu, Karadeniz Teknik, İnönü, Selçuk, Erciyes üniversitelerinin de bulunduğu bazı üniversitelerin bölümlerini yeni kurulacak üniversitelere bağlayan kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Kabul edilen maddelere göre, Gaziantep Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Samsun Üniversitesi, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Tarsus Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi adlarıyla 16 devlet üniversitesi kuruluyor.

Ayrıca, Ankara Medipol Üniversitesi, İstanbul Atlas Üniversitesi, Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi, İzmir Tınaztepe Üniversitesi adıyla dört yeni vakıf üniversitesi açılıyor.

Görüşmelerde, “İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi” adı altında yeni bir üniversite kurulmasını öngören düzenleme üzerinde AKP değişiklik önergesi verdi. Kabul edilen önergeyle, metindeki “İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi” adı “İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa” olarak değiştirildi. Düzenlemeye göre ayrıca İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’ya bağlı olarak, yeni iktisat ve işletme fakültesi de kurulacak.

Sadece İstanbul’da 50 bin çocuk pornosu dosyası var

ERK ACARER [email protected] @eacarer

Emniyet’in, avukatlara verdiği bilgiye göre sadece İstanbul’da işlem yapmak için bekletilen 50 bin çocuk pornosu dosyası bulunuyor. İşleme alınan dosyalardan biri AKP Şişli teşkilatında görev yapmış bir şahsa ait. A.Y.D. adlı şahsın dosyasına giren konuşmalar, çocuklarımızın nasıl bir tehdit altında olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Şahısla ilgili olarak, TCK’nin 226. maddesi içeriğindeki ‘müstehcenlik’ suçu ile ilgili olarak , İstanbul Emniyeti, Siber Suçlar Şube Müdürlüğü’nde ifade alındı. A.Y.D.’ye İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da soruşturma açıldı. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ise iddianame düzenlendi. Ayrıca yapılan ev aramasında bilgisayarında kayıtlı olarak çocuk ve bebeklere ait binlerce pornografik resim ve video ele geçirildi. Şahıs ifadesinin ardından çıkarıldığı İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza hâkimliği tarafından tutuklandı.

AKP Şişli teşkilatında, özellikle seçim dönemlerinde aktif olarak çalışmış şahıs, ifadesinde internet üzerinden yaptığı konuşmaları, elde edip arşivlediği çocuk pornografisine ait fotoğrafları, tecavüz iddialarını kabul etti. Şahsın diğer kişilerle sanal ortamda yaptığı yazışmalar, caminin bile cinsel istismara alet edildiğini de gösteriyor. Tutanaklarda akıl almayacak cümleler geçiyor.

Aynı şahıs, 17 yaşındaki bir lise öğrencisiyle internet üzerinden konuşuyor. Ondan, sınıf arkadaşlarının fotoğraflarını çekmesini istiyor.

A.Y. D. için hazırlanan ifade ve soruşturma tutanağı iddianameye dönüştü. Ne var ki şahıs, 226. maddenin 1. bendindeki ‘müstehcen görüntü yazı ve sesleri bedelsiz olarak dağıtmak’ suçundan tutuklu olarak yargılanıyor. A.Y.D.’ye 2 ila 5 yıl arasında ceza isteniyor. Oysa şahıs, yine 226. Maddenin, 3. bendindeki; “müstehcen görüntü yazı ve sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi 5-10 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” hükmü ile yargılanması gerekiyordu. Avukatlardan edindiğimiz bilgiye göre A.Y.D., büyük ihtimalle ilk celsede serbest bırakılacak. İyi hal indiriminden de yararlanması mümkün.

BirGün’e konuşan İstanbul Barosu avukatlarından Yunus Emre Çelebi, ise şunları aktarıyor: “Denetim yetersiz, mücadele eksik, cezalar Avrupa ülkelerindeki ile kıyaslanamayacak kadar düşük.”

Askeri arazilerde talan devam ediyor: Metris’te AVM rantı

UĞUR ŞAHİN [email protected] @uugurs

İstanbul Esenler’de bulunan tarihi Metris Kışlası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından imara açıldı. 191 hektarlık alanın imara açılması ile birlikte, bölgeye yeni bir yapı ve nüfus yoğunluğu getiriliyor.

Söz konusu alan, Marmara Depremi’nin ardından toplanma alanı olarak belirlenen arazilerden biri. Tamamı kamuya ait olan bu alanın yapılaşmaya açılmasının ardından, araziye AVM’ler yapılacak.

‘Bakanlık bir ilke imza attı’
BirGün’e konuşan eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nin CHP’li Üyesi İbrahim Doğan, söz konusu planın ‘kent suçu’ olduğunu dile getirdi. Yapılan plan değişikliğinin yasalara ve imar mevzuatına aykırı olduğunu vurgulayan Doğan, “Bakanlık hızını alamıyor, yasalara aykırı bir şekilde parsel bazında çevre düzeni planlarında, tadilat yaparak bir ilke imza atıyor. Hükümet giderayak kamu alanlarını rant uğruna yağmalıyor. Yapılan bu plan düzenlemesinde kamu yararı yok” dedi.

‘İstanbul’a ihanet ediliyor’
“Bakanlık bilimsellikten uzak olan ve kamuya, çevreye, doğaya zarar veren politikaları ile İstanbul’a ihanet ediyor” diyen Doğan, plan değişikliğini yargıya taşıyacağı kaydetti. Doğan, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kenti adeta yaşanmaz bir hale dönüştürüyor. Zira malum Bakanlık, halkın nefes alacağı alanları, yeşil alanları hızla imara açarak betonlaştırıyor. Bu kenti adeta yaşanmaz kılan yanlış ve rant odaklı bu uygulamalar kabul edilemez. İstanbul’un çevre düzeni planları, kentin Anayasa’sıdır. Yoğun bilimsel çalışmalar ve katılımcı bir anlayışla hazırlanan bu planlar, İBB Meclisi’nde oy birliği ile kabul edilmişti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bütün bu yapılanları görmeden, keyfi ve ticari bir mantıkla bu kenti tahrip ediyor. Kentin yaşam alanlarını yok eden bu anlayışı ret ediyoruz ve kabul etmiyoruz.”

Oyuncu Özpirinçci’nin yeğenine şiddet uygulayan bakıcının

Oyuncu Özge Özpirinçci’nin 2 yaşındaki yeğenine şiddet uygulayan bakıcı, gözaltına alındı. Bakıcı ifadesinde, çocuğun poposuna öylesine vurduğunu belirterek, “Ben böyle olacağını bilmiyordum. Çocuğun annesinden de özür diledim. Pişmanım” dedi.

Sabah’ın haberine göre; 6 Mayıs’ta İstanbul Tuzla’da gerçekleşen olayda. Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gelen mağdur Helin Helvacıoğlu Tozman, evlerinde yatılı kalan Özbekistan vatandaşı bakıcının, 2016 doğumlu oğlu Aren Burak’a tokat atarak kötü muamelede bulunduğunu tespit ettiklerini belirterek şikâyetçi oldu. Bu arada bakıcı da kayıplara karıştı. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, ilk olarak bakıcının işe alımında aracılık eden kişiyi, ardından da bakıcının açık kimliğini tespit etti. “Hatice” ismini kullanan Özbekistan vatandaşı 28 yaşındaki Zurafo Ergasheva Tuzla’da gözaltına alındı.

‘BÖYLE OLACAĞINI BİLMİYORDUM’
Özbek bakıcı ifadesinde, çocuğun poposuna öylesine vurduğunu belirterek, “Ben böyle olacağını bilmiyordum. Çocuğun annesinden de özür diledim. Pişmanım” dedi. Türkiye’ye 13 Kasım 2016’da giriş yaptığı fakat oturma ve çalışma izninin olmadığı anlaşılan şüpheli Ergasheva gözaltına alınarak Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edildi.

Dolar/TL güne rekorla başladı: 4,3744

Dolar, küresel piyasalarda gelişmeler ve jeopolitik risklerle 4.3744 lira ile yeni tarihi rekor düzeye tırmandı, euro da parite etkisiyle 5.1794 lira ile tarihi zireye yaklaştı. Küresel piyasalarda dolar endeksi, 93.3 düzeyini de aşarak ile Aralık ayı sonundan bu yana en yüksek düzeye çıkarken, ABD para birimi lira karşısında da aralıksız yükselerek 4.3744 liraya kadar çıktı. Dolar günün erken işlemlerinde 4.35 – 4.36 lira aralığında hareket ederken, euro da 5.16 – 5.17 lira aralığına çekildi. Euro önceki hafta 5.1941 lira ile tarihi rekor düzeyine tırmanmıştı.

Dolar endeksinde yer alan para birimleri ve ağırlıkları şöyle:

  • Euro (EUR) ağırlık yüzde 57.6
  • Japon Yeni (JPY) ağırlık yüzde 13.6
  • Pound sterling (GBP) ağırlık yüzde 11.9
  • Kanada Doları (CAD) ağırlık yüzde 9.1
  • İsveç Kronu (SEK) ağırlık yüzde 4.2
  • İsviçre Frankı (CHF) ağırlık yüzde 3.6

Borsa İstanbul Endeksi (BIST100) Salı günü, geçen yıl Haziran ayından bu yana ilk kez 100 bin puanın altında kapandı. BIS100, haftanın ikinci işlem gününü, yüzde 1.49 düşüşle 99 bin 363 puandan geride bıraktı.

Bütçe giderlerinin artmasına bağlı olarak Hazine borçlanmalarını artıracağı beklentisiyle, devlet tahvili faizlerinde yükseliş de sürüyor. Tahvil bono piyasasında Gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi, dünkü yüzde 13.87’den hızlı yükselişle yüzde 14’ü de aştı ve yüzde 14.01 düzeyini gördü. Gösterge iki yıllık tahvilde ise dün spot kapanışta ortalama bileşik faiz yüzde 15.33, valörde son işlemde yüzde 15.27 düzeyinden, bugün spot kapanışta yüzde 15.47 valörde yüzde 15.53 oldu.

İş Yatırım’ın “Trump’ın İran hamlesi…” başlıklı günlük piyasa bülteninde şöyle denildi:

“ABD’nin İran ile nükleer anlaşmadan çekildiği açıklaması sonrası petrol ve dolar güçlenirken gelişmekte olan ülke paralarındaki değer kaybı hızlandı.

“Ancak, emin liman olarak görülen altına hücum sınırlı düzeyde kaldı.

“Türkiye varlıklarında satış baskısı devam ediyor.İran şoku dolayısıyla petrol fiyatlarında ve dolarda önemli bir güçlenme öngörmüyoruz.

“Türkiye varlıkları küçük büyük her türlü dışsal şoka karşı kırılgan konumda.

“Sene başından beri performansa bakıldığında, Türk lirasından (-yüzde 12.5), hisse senedine (MSCI Türkiye –yüzde 25), yerel tahvilden (DİBS 10Y faizi +230bp), eurotahvillere (30Y eurotahvil faizi 128bp) tüm varlık guruplarında açık ara en kötü performans gösteren üç piyasa arasında yer alıyoruz.

“Ekonominin genel dengelerinde önemli bir bozulma olmamasına rağmen yaşanan satış dalgasında Türkiye’nin ABD dolarının güçlenmesine ve faizlerdeki artışa karşı kırılgan olduğu algısı etkili oluyor.

“Yaşanan satış dalgası sonrası Türkiye varlıkları cazip seviyelere geldi ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar için tarihi bir fırsat sunuyor.

“Ancak doların güçlenmeye ve faizlerin yükselmeye devam etmesi durumunda Türkiye varlık fiyatlarındaki değer kaybı devam edebilir.”

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno