Efsaneleşen fotoğrafı çeken gazeteci o anları anlattı

Ağır silahlarla saldıran İsrailli askerlere karşı sapanını salladığı fotoğraflarla hafızalara kazınan 29 yaşındaki Fadi Ebu Salah, 2008 yılında İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında iki bacağını kaybetti. Buna rağmen hayata sarılan ve çevresine moral kaynağı olup güç veren Fadi Ebu Salah, her gün eşi ve 4 çocuğuyla motosikletine atlayıp, Han Yunus kentinin doğusundaki İsrail sınırına gitti. Burada eylemciler için kurulan çadırları ziyaret edip, Filistin’in haklı davasını yılmadan anlattı.

FİLİSTİN MÜCADELESİNE SİMGE OLDU

O kareyi çeken ve Salah’la tanıştığını söyleyen Reuters foto muhabiri İbrahim Ebu Mustafa, bu acıklı portreyi şu sözlerle anlattı: “Bu sabah bir tanıdığıma selam verdim, günün sonunda adamın cenazesindeydim.”

BM: İKİ BACAĞI YOK NASIL TEHLİKE YARATIR?

Birleşmiş Milletler, İsrail’in Gazzelilere karşı güç kullanımını önceki gün kınadı. Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Sözcüsü Rupert Colville, Cenevre’de, “çitlere yaklaşmanın vurulmak anlamına gelmemesi gerektiğini” belirterek, “Gazze’de herhangi birinin vurularak öldürülebileceği görülüyor” ifadesini kullandı. Tekerlekli sandalye ile eylemler sırasında aldığı yaralara dayanamayarak yaşamını yitiren Fadi Ebu Salah’ı hatırlatan Colville, “İki bacağı da olmayan bir adam, büyük ve iyi korunmuş bir çitin arkasından ne kadar büyük bir tehdit ifade ediyor olabilir?” diye tüm dünyaya sordu.

Arap Birliği Filistin gündemiyle toplandı

Arap Birliğinde daimi temsilciler seviyesinde yapılan olağanüstü toplantının ardından Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Husam Zeki, Suudi Arabistan’ın Kahire Büyükelçisi ve Arap Birliği Daimi Temsilcisi Usame Nakla ile Filistin Büyükelçisi ve Arap Birliği Daimi Temsilcisi Diyab el-Luh ortak basın toplantısı düzenledi.

Arap Birliği’nin Filistin toplantısından İsrail ve ABD’ye karşı ciddi bir yaptırım kararı çıkmadı.

Anadolu Ajansı’ndan edinilen bilgiye göre, Genel Sekreter Yardımcısı Zeki, karar tasarısının yarın yapılacak Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda sunulacağını, tasarının ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Filistin halkına karşı düşmanca tavırlarına karşı Arap Birliğinin alabileceği “en üst siyasi uygulamayı” kapsadığını söyledi.

Tasarıyla ilgili daha fazla ayrıntı vermeyen Zeki, Filistin halkının da mümkün olan en güçlü şekilde destekleneceğini kaydetti.

Suudi Arabistanlı Büyükelçi Nakla da ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Filistin halkına karşı düşmanca tavrının toplantıda değerlendirildiğini ifade etti.

Filistin Büyükelçisi Luh ise ABD’nin Kudüs kararı ve İsrail’in yaptığı katliamlar nedeniyle Filistin’de çok zor bir dönemece girildiğini söyledi.

Bugün daimi temsilciler seviyesinde toplanan Arap Birliği’nin yarın dışişleri bakanları seviyesinde toplanması bekleniyor.

    Rusya’dan Kudüs açıklaması

    Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması hakkında konuştu. Zaharova, Moskova’nın tutumuna göre Kudüs’ün hem Filistin hem de İsrail’in başkenti olması gerektiğini söyledi.

    Rusya’nın Kudüs’le ilgili tutumunun değişmediğini belirten Zaharova, “Kent, hem Filistin hem de İsrail’in başkenti olmalı ve tek tanrılı üç dinin inananları için açık olmalı” dedi.

    “Rusya, diyaloğu esas alan yaklaşımını sürdürecek. Şiddet sarmalının sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu ile Arap Barış İnisiyatifi’nin kararları temelinde kapsamlı ve sonuç odaklı müzakere süreci en kısa sürede başlatılmalı” diye devam eden Zaharova, şöyle konuştu:

    ‘ULUSLARARASI TOPLUM ADİL BİR DÜNYA İÇİN ÇALIŞMALI’

    “Uluslararası toplumun rolü, iki devletli çözümün uygulanması için gerekli koşulların oluşmasını engelleyen tek taraflı adımlar atmak değil, Filistinlilere ve İsraillilere uzun vadeli adil ve her iki tarafın çıkarlarını gözeten bir dünya kurmaya yöneltmektir.”

    Rusya, Kudüs’ün statüsü konusunda BM kararlarına bağlılığını koruyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Nisan 2017’de yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullanmıştı: “Doğu Kudüs’ün statüsünün Filistin devletinin başkenti olarak ele alındığı BM’nin çözümün ilkeleriyle ilgili kararlarına bağlılığımızı teyit ediyoruz. Bununla birlikte, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak gördüğümüzü de belirtmeliyiz.”

    Haziran 2017’de İsrail yönetimi, Rusya’ya büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını önermişti. Ancak Moskova, Filistin ve İsrail arasında ilişki tesis edilinceye kadar bu yönde adım atma niyetinde olmadığı yanıtını vermişti.

    Ambargo İsrail’den geldi

    Ankara-Tel Aviv arasındaki ilişkiler, Kudüs krizi sonrası bir kez daha gerilirken İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel, Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı. Ariel, Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı. Kararını Twitter’dan duyuran Ariel, “İkiyüzlü bir şekilde İsrail’e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız” dedi. Ariel, “Tarım Bakanı olarak, bugün Türkiye’den tarım ürünlerinin ithalatını dondurma talimatı verdim. İki yüzlü bir şekilde İsrail’e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız. İsrail güvenlik güçleri İsrail vatandaşlarını savunurken Erdoğan tüm dünyaya öğüt veriyor ve HAMAS gibi terör örgütlerini finanse ediyor” ifadelerini paylaştı.

    Tehdit etmesi kabul edilemez
    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise İsrail Tarım Bakanı Ariel’in Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurma talimatı verdiği açıklamasına ilişkin, “Filistin halkına zulmetmeyi politika edinmiş ve bu konuda her türlü pervasızlığı sergileyebilecek bir devletin bakanının, Türkiye’yi, tarım konusu üzerinden tehdit etmeye kalkışması kabul edilebilir bir şey değildir” dedi.

    Fakıbaba, Tel Aviv’in Türkiye’yi tarım konusu üzerinden tehdit etmeye kalkışmasının kabul edilemeyeceğini ifade ederek, Türkiye’nin, güçlü ekonomisi, tarımı dahil güçlü ve dinamik sektörleriyle büyük bir ülke olduğunu vurguladı. Fakıbaba, şunları kaydetti: “Dünyanın çeşitli ülkeleriyle tarımsal ticari ilişkileri bulunan ve tarımda net ihracatçı olan ülkemizin İsrail gibi küçük bir ülkenin ‘ithalatı dondurması’ndan çekinmesi asla düşünülemez. Dolayısıyla Türkiye’yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail’in bilmesi gerekiyor.”

    Rusya’dan İran ve İsrail için itidal çağrısı

    İsrail ordusunun, İranlı güçleri işgal altındaki Golan Tepeleri’ni vurmakla suçlayıp, Suriye’de İran’ın askeri mevzileri olduğunu söylediği noktaları vurmasının ardından Rusya’dan taraflara itidal çağrısı geldi.

    Sputnik’in aktardığı habere göre, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, İsrail, İran ve Suriye’yi kastederek, “Tarafların her biriyle irtibat kurduk. Hepsini gerçekten itidalli olmaya çağırıyoruz” dedi.

    ‘OLANLAR ÇOK KORKUTUCU’

    Bogdanov, İsrail ve İran arasında artan gerilimin Rus tarafını endişelendirip endişelendirmediği sorusuna, “Elbette endişelendiriyor. Olanlar çok korkutucu” yanıtını verdi.

    Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı, Rusya’nın uzun zamandan beri İsrail ile İran arasındaki gerilimin sona ermesi için girişimlerde bulunduğunu da kaydetti.

    İsrail, Suriye’deki ‘İranlı milis güçlerini’ Golan Tepeleri’ne füze saldırısı düzenlemekle suçlayıp gece boyunca Suriye’de İran’a ait olduğunu söylediği askeri mevzilere saldırılar düzenlemişti.

    İsrail ordusu sözcüsü Jonathan Conricus İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü tarafından Golan Tepeleri’ndeki İsrail mevzilerine yaklaşık 20 füzenin atıldığını söylemişti.

    İsrail’in ‘İranlı milisleri’ hedef aldığını söylediği saldırılar, İsrail’in Suriye topraklarına 2011’den beri düzenlediği en ağır saldırılardan biri olarak kayıtlara geçmişti.

    Netanyahu: İran kırmızı çizgiyi aştı

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın Suriye topraklarından İsrail’e roket saldırısı düzenlediğini öne sürerek “kırmızı çizgiyi aştığını” ifade etti.

    Netanyahu, resmi Facebook hesabından yaptığı açıklamada, İran’ın dün gece Suriye’den İsrail’e yönelik roket saldırısı düzenlediğini öne sürerek, hiçbir roketin İsrail topraklarına düşmediğini belirtti.

    İsrail ordusunun saldırıya karşılık verdiğini aktaran Netanyahu, “İran kırmızı çizgiyi aştı. Biz de misliyle karşılık verdik. İsrail ordusu Suriye’deki İran güçlerine ait hedeflere yönelik geniş çaplı bir hava saldırısı düzenledi.” ifadelerini kullandı.

    Açıklamasında, Suriye Devlet Başkanı Esad’ı dün uyardığını kaydeden Netanyahu, “Bizim eylemlerimiz doğrudan Suriye’deki İran’a ait hedeflere yönelik. Ancak eğer Suriye ordusu bize karşı eylemde bulunursa biz de ona karşı eylem yaparız. Dün de bu yaşandı ve bize ateş açan Suriye ordusuna ait hava savunma sistemlerini vurduk.” ifadelerine yer verdi.

    İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün dün gece Suriye’den İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri’ndeki üslere doğru 20 kadar roket fırlattığını ileri süren İsrail, bu saldırıya karşılık olarak Suriye’de İran güçlerinin konuşlu olduğu birçok noktayı savaş uçaklarıyla vurmuştu.

    BM’den İsrail ve İran’a çağrı

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in dün akşam İran güçlerinin Suriye’den İsrail’e roket attığı yönündeki haberleri ve İsrail’in misilleme saldırılarını derin endişeyle takip ettiğini aktardı.

    Dujarric, ”Genel Sekreter, halihazırda korkunç çatışmaların yaşandığı bölgede yeni bir çatışmanın daha yaşanmaması için tüm düşmanca ve kışkırtıcı eylemlere son verilmesi çağrısı yapıyor” dedi.

    İsrail ordusu, dün akşam İran güçlerinin Suriye’den İsrail’e doğru yaklaşık 20 roket attığını açıklamıştı.

    İran ise “İsrail’e roket saldırısı düzenlediği” iddialarını yalanlamıştı. İsrail, bu saldırıya karşılık Suriye’de İran güçlerinin konuşlu olduğu 26 noktayı savaş uçaklarıyla vurmuştu.

    Mike Pompeo’nun İran müzakereleri başlıyor

    ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ziyaretinin hemen ardından İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurmaları için müttefiklerle müzakere masasına oturacak. Reuters’ta yer alan habere göre ABD’li yetkililer, yeni Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Kuzey Kore dönüşünün hemen ardından Avrupa, Ortadoğu ve Asya’daki müttefiklerle İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurması için müzakerelere başlayacağını açıkladılar.

    ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey bir yetkili, Başkan Trump’ın geçtiğimiz Salı akşamı nükleer anlaşmadan çekileceğini açıklamasından bu yana İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya, Irak ve İsrail ile görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

    Söz konusu yetkili, görüşmelerin Pompeo ve İran konusundaki baş müzakerecilerden ABD Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama Dairesi Başkanı Brian Hook tarafından gerçekleştirileceğini belirterek, “Dünyayla bağlantı kurmak ve çıkarlarımızı koruyan ortaklarımızla konuşmak için bir çaba olacak” dedi. Yetkili, görüşmelerin İran üzerindeki baskının onları müzakere masasına oturtacak şekilde nasıl yoğunlaştırılacağına odaklanacağını da ekleyerek “Nihai hedef, herkesin yeni bir anlaşma için müzakere masasına dönüşünün temellerini atmak” dedi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İlişkiler Dairesi’nde görevli William Peek, İran’ı baskı altına alma kampanyasının rejimi değiştirmeyi amaçladığını reddederken telekonferans aracılığıyla katıldığı basın toplantısında, “Biz rejimi değil rejimin tutumunu değiştirmeye çalışıyoruz” dedi. Yetkili ayrıca, Washington’un müttefiklerini İran’a yeniden yaptırım uygulamaya ikna etmek için diplomatik yolları kullanacağını da vurguladı.

    Kimya bozulunca yok olmak kaçınılmazdır!..

    Önceki gün malum kişinin açıkladığı güya(!) manifestoyu duyunca herhalde kendimizden şüphe ettik.

    “Biz bu kişiyi daha önce hiç görmedik galiba” diye…

    •••

    Öyle şeyler söylüyordu ki; sanki 16 yıldır ülke iktidarında uzaylılar vardı!..

    Ve bizler de Türkiye’de yaşamıyorduk.

    Bizim köyde; ‘herkesi aptal, kendini akıllı zannedene’ ketkoda derler!..

    Hele hele ‘olmayanı olmuş’ gibi gösterenle şıltahçı diye alay ederler…

    •••

    “Bu ülkenin namusunu işgalcilere çiğnetmedik!” dediğinde;

    Irak’ta ‘askerlerin başına çuval geçirilmesi’,

    ‘Kendi topraklarımızdan Süleyman Şah türbesinin kaçırılması’,

    Ve de ‘Ege’de Türkiye’nin sahip olduğu 18 ada ve kayalığın Yunanlar tarafından alınması’ hemen aklımıza geliyor…

    Bu bey o sırada neredeydi acaba?

    Tüm olaylardan haberi yoktu ve ülkenin namusu bozulmamıştı öyle mi?

    Ona göre ‘şahlanan Türkiye’ dünyaya örnek oluyordu…

    Evet. İşgalciler yurdumuzu çiğnememişlerdi.

    Çünkü zaten bizim memlekete sayelerinde yerleşmişlerdi…

    •••

    Vesayetin yok edileceğine, demokrasinin var olacağına, hukuk devletine ulaşılacağına atıfta bulunanlar aslında 16 yıldır bunları yapmadıklarını itiraf da ediyorlar…

    Çünkü AKP iktidarı boyunca askeri vesayet yerine Saray vesayeti kuruldu.

    Demokrasinin kuralları kaldırıldı. Demokrasi sadece sandığa indirgendi.

    Devlet kaynaklarını denetleyen kurumlar boşa çıkarıldı.

    İktidarı denetleyen, yurttaşları koruyan tüm kuruluşlar fiilen yok edildi…

    Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yüksek yargı kayıtsız, şartsız iktidara bağlandı. “Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum” noktasına ulaştı….

    Böylece, Türkiye 2016 yılında Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 113 ülke arasında 99. sıraya geriledi…

    Yargısız infazlar arttı, iktidar üzerinde en az denetimin olduğu ülkeler kategorisinde de 113 ülke arasında 6. sıraya yükseldi…

    Bu şu demektir; yargı iktidarın elindedir!..

    Ülkenin bu hale düşmesinin nedeni olan kişiler şimdi, kurtarıcı gibi ortaya çıkıyorlar..

    ****

    Açıklanan metinde “One Minute” övülüyordu.

    Ama ‘Mavi Marmara’ gemisinde ölenler için İsrail’in ödediği 25 milyon dolara tav olunduğu söylenmiyordu…

    Yerli ve milli duruştan bahsediliyor ancak, Türkiye’deki 30 banka ve tüm finans kurumlarının, üretimde ilk 500’e giren şirketlerin yabancıların eline geçtiğinden bahsedilmiyordu…

    •••

    Küresel şahlanıştan, lider ülke olma hedefinden dünyanın 5’den büyük olmasına varıncaya kadar bir dizi kelimeler sıralanıyor ancak, ülke ekonomisinin çöküşünden söz edilmiyordu…

    Nasıl söylensin ki; 15 yılda devletin borcu 242 milyar TL’den 876.6 milyar TL’ye çıkmış…

    İç borç stoku 149 milyar TL’den 535 Milyar TL’ye, özel sektörün dış borç stoku 43 milyar dolardan 307 milyar dolara çıkmış.

    Cari açık ise 52 yılda 43.7 milyar dolar iken 16 yılda 561.6 milyar dolar, dış ticaret açığı 80 yılda toplam 247 milyar dolar iken 16 yılda toplam 960 milyar dolar olmuştu…

    •••

    Tüketicilerin borcu 6.6 milyar TL’den 499.5 milyar TL’ye, çiftçilerin borcu ise 5.1 milyar TL’den 85.5 milyar TL’ye çıkmıştı.

    Yoksulluk sınırı 1.155TL’den 5.238 TL’ye, açlık sınırı ise 380 TL’den 1.608 TL’ye ulaşmıştı.

    Asgari ücretin 1.604 olduğu ülkede milyonlarca insan açlık sınırında yaşar hale gelmişti.

    Benzin 2002’de 1.66 TL iken 2017’de 6.2 TL’ye, mazot ise 1.3 TL’den 5.73 TL’ye yükselmişti.

    Üretmeyen ekonomi, sadece beton dökerek ayakta tutulunca işsizlik misliyle artmıştı…

    •••

    Şimdi deniliyor ki; “Ekonomik ivme hız kazanacak. Faizler enflasyon ve cari açık düşecek. Dar gelirli vatandaşlarımızın hayat standartları mutlaka artacak. Vergi sistemi daha adil hale gelecek. Dar gelirli vatandaşın üstündeki vergi yükü düşecektir.”

    Türkiye’yi tüketenler dalga geçer gibi ekonomiyi düzelteceklerini iddia ediyorlar…

    •••

    Aynı metin,15 Temmuz emperyalist beslemelerini yok ettiklerini övünerek anlatıyordu…

    Şaşkınlıkla dinledik…

    15 Temmuz beslemelerini yani FETÖ’cüleri devlete yerleştirdiklerini bizim unuttuğumuzu sanıyorlar galiba!..

    160 general ve amiralin terfisinin altında AKP Gn. BŞ. RTE’nin imzası olduğunu bilmediğimizi zannediyorlar herhalde!..

    Kamudan dışlanan on binlerce üst düzey görevlinin kararnamesini bunların çıkardığını hatırlamadığımızı düşünüyorlar.

    Yani kendilerini akıllı bizi aptal sanıyorlar!..

    •••

    Oysa hâkim-savcı pazarlıklarını; Yargıtay, Danıştay operasyonlarını; kumpas davalarını hatırlıyoruz.

    Başbakanlığın zıhlı araçlarını yandaş savcılara verdiğini ve şimdi o savcıların da kaçak olduğunu unutmuyoruz…

    “NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK!” sözleri hâlâ kulaklarımızda çınlıyor…

    Geriye doğru baktıkça, ‘emperyalist beslemeler’ tanımını 16 yıldır iş başında olanların özeleştirisi olarak görmek gerektiğini daha iyi anlıyoruz!..

    •••

    Herkesle kavgalı bir ülke haline getirildik…

    Saygınlığımız kalmadı!..

    Tek adam rejimi için Yüksek Seçim Kurulu’na bile şaibe karıştırdılar.

    Şimdi yasama, yargı ve yürütme “daha güçlü ve daha tarafsız olacak diyorlar! Hak, hukuk ve adalet oluşacak!..”

    Her türlü usulsüzlüğü ve yolsuzluğu şiar edinmiş bir anlayışın bu tümcesine inanmak mümkün değildir…

    Hele hele bugüne kadar laik demokrasi, eşitlik ve özgürlük kavramlarını yok saymış; Kürtleri, Alevileri, devrimcileri, Kemalistleri hatta kendi gibi inanmayan ve de ibadet etmeyen insanları yurttaş olarakinkar etmiş;kin ve nefret tohumları saçarak toplumu bilinçli olarak bölmeye çalışmış bir kişinin “Demokrasi tüm kurallarıyla eksiksiz işleyecek” sözü hepten doğru değildir!..

    •••

    Kısaca Cumhurbaşkanı adayı AKP Gn. Bş. RTE’nin 16 yıldır yaptıklarının tam tersini söylemesinin yorumu çok açıktır.

    Ülkeye yeni gelmiş bir havari gibi yaptığı açıklamaların nedeni, diğer adaylardan korktuğunun özetidir! …

    Çünkü bu manifesto, RTE ve AKP’nin bugüne kadar yaptıklarının tam tersini vaat etmektedir. Bu da kendilerini inkâr edişini göstermektedir.

    Böylelikle ikinci bir ruh haliyle halkı kandırmaya çalışıyorlar!..

    Anlaşılan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, ince ince Erdoğan’ın kimyasını bozmaya başlamış!…

    Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno