Ekonomi yönetimi kontrolü kaybetti

Türk Lirası’ndaki erime, dolar ve avroyu rekor seviyelere taşırken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) “piyasada oluşan sağlıksız fiyat oluşumlarını takip ediyoruz ve gerekli adımları atacağız” açıklaması geldi. Açıklamanın ardından TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, AKP Genel Merkezi’ne çağırıldı. Çetinkaya’nın AKP Merkezi’ne gitmesi piyasada “faiz artışı için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan izin isteyecek” yorumlarına neden oldu. Muhalefet ise Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yitirdiği değerlendirmesinde bulundu ve faiz artışlarının ekonomiyi daha da kötü bir noktaya sürükleyeceği uyarısını yaptı. Bu gelişmelerin ardından ise Başkan Çetinkaya’nın AKP Genel Merkezi’ne İran ile yerel para birimi anlaşması için çağrıldığı ifade edildi.

‘Gerekeni yapacağız’
Ankara’da baş döndürücü ekonomi trafiği liradaki rekor kayıpların zirve yapmasının ardından geldi. Öğlen saatlerinde doların 4 lira 50 kuruşa kadar yükselmesiyle birlikte piyasalarda oluşan panik büyüdü. Gözler TCMB’nin ne yapılacağına çevrilmişken ilk önce TCMB’den piyasalara sözlü müdahale geldi. Yapılan açıklamada, “Piyasada gözlenen sağlıksız fiyat oluşumları yakından takip edilmektedir. Gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkileri de dikkate alınarak gerekli adımlar atılacaktır” denildi. Açıklamanın ardından piyasada ‘faiz artışı geliyor’ beklentisiyle dolar 4 lira 44 kuruşa kadar indi.

MB Başkanı AKP binasına çağrıldı
Günün ikinci büyük gelişmesi ise Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın AKP Genel Merkezi’ne ‘davet edildiği’ açıklaması oldu. Açıklama piyasada “Çetinkaya, Erdoğan’dan faiz artışı için izin isteyecek” şeklinde yorumlandı ve faiz artışına dönük beklenti güçlendi. Bu gelişmeyle birlikte dolar bir kez daha düşerek 4 lira 40 kuruş seviyelerine geldi. Buna karşın, Çetinkaya’nın AKP Genel Merkezi’ne gelmesi, muhalefet tarafından “TCMB’nin bağımsızlığına gölge düşüyor” şeklinde yorumlandı. CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, ziyareti, “TCMB Başkanının AKP Genel Merkezi’ne çağrılması devletin parti devletine dönüştüğünü gösterir” şeklinde yorumlarken, CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ise tepkisini, “Parti devletinin cismi: ‘Bağımsız’ MB Başkanı parti merkezinde icazet ve talimat arıyor. Uçuşa geçen doların ve faizin nedenini aramaya gerek var mı!” diyerek gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ise, “Erdoğan para politikasını ağırlığımı koyacağım dedi… Dolar 4,5 TL’ye çıktı… Faizleri indireceğim dedi… Yakında rekor faiz artışı gelir… Sonuçta; milyonlarca insan bankalara daha fazla faiz ödemek zorunda kalır…” görüşünü paylaştı. Reuters’ın edindiği bilgiye göre ise Çetinkaya’nın daha önce imzalanan İran ile yerel para birimi kullanılarak yapılacak ticareti anlaşması kapsamında AKP Genel Merkezi’ne çağırıldığı” bilgisi verildi.

‘Piyasanın kuralları uygulanmalı’
İktidarın ‘faiz artışına sıcak bakmaması’ üzerine satışa geçen piyasaya son açıklama ise Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’ten geldi. Bloomberg News Türkiye Büro Şefi Benjamin Harvey’in paylaştığı bir habere yanıt veren Şimşek, “Siyasi pragmatizm nihayetinde hakim olacak. Kural temelli piyasa ekonomisi ilerlemek için tek güvenilir seçenek” diye konuştu.

Belirsizlikler sürüyor
Yapılan sözlü yönlendirmeler ve faiz artışına dönük güçlü beklentiye rağmen dolar gün içerisinde 4 lira 40 kuruş seviyesinin altında kalıcı olamadı. ABD’de görülen eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı davanın nasıl süreceğine dönük belirsizlik, faizlerde henüz artışa gidilmemesi ve ekonomik verilerde durgunluğa işaret eden mart ayına ait sanayi üretimi verileri, liradaki zayıf seyrin sürmesine yol açtı.

Gözler bugün görülecek Hakan Atilla davasında

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları beş ayrı suç kapsamında ihlal ettiği karara bağlanan Halk Bankası eski genel müdürü Mehmet Hakan Atilla’nın hüküm duruşması, bugün New York Güney Bölgesi mahkemesinde görülüyor. Ankara’nın ve piyasaların gözü bu duruşmada olacak. Uzmanlara göre “Halk Bank’a ceza çıkarsa ödenir ama sistemden çıkarılmak çok daha vahim sonuçlar doğurur.”

Cumhuriyet’ten Şebnem Arsu’nun haberine göre, savcılık, yaklaşık 14 aydır tutuklu bulunan Atilla hakkında Nisan ayında verdiği yazılı mütalasında 15 yılı aşan bir ceza talep ederken, savunma tarafı oldukça uzun bir açıklama ile bu sürenin adil olmadığını belirtti.

Avukatlar Victor Rocco ve Cathy Fleming’in başını çektiği savunma ekibine göre Atilla’nın hiç ceza almaması, alacaksa da cezanın 5 senelik alt sınır baz alınarak belirlenmesi gerek.

Puanlama usulü yapılan yazılı değerlendirmede, Atilla lehine unsurlar arasında yasadışı şebekenin lideri olmadığı, suça katılımının minimal düzeyde olduğu ve önceden sabıkası olmadığı vurgulandı.

Savcılık ise mütalasında Atilla’nın şebekeye bizzat destek verdiğini, para dolaşımını kontrol ettiğini ve bankacılık deneyimini kullanarak işlemlerin ABD sistemince fark edilmemesi için yöntem geliştirdiğini tekrarladı.

Hukukçular, şimdiye kadar bankalar nezninde işlenen ABD yaptırım ihlallerinde hiç bir banka çalışanına ceza davası açılmadığının altını çiziliyorlar.

“Elimizde ihlale karışan bankaların personeline verilen örnek bir ceza kararı olsaydı talep edilen süreyi kıyaslayabilirdik ancak bir tane bile yok,” diyor, dava sürecini takip eden bir hukukçu.

“Bu davada savunma tarafına hakikaten çok mu yükleniliyor yoksa savcılar içtihat mı oluşturmaya çalışıyorlar, bilemiyorum.”

SİYASİ BİR DAVA MI?

Davayı başlatan eski New York savcısı Preet Bharara’nın görevine zamanında vekalet eden Joon H. Kim’in karar sonrası yaptığı açıklama niyetlerini açıklayıcı nitelikteydi.

“Yabancı bankalar ve bankacıların bir seçeneği var; Ya kendi isteğinizle İran’a ve diğer yaptırım altında olan devletlere Amerikan yasalarını delmede yardım edersiniz ya da ABD doları üzerinden işlem yapan uluslararası bankacılık toplumunun bir parçası olursunuz. İkisini birden yapma şansınız yok.”

İhlal davalarında mevcut içtihatın Atilla aleyhine bozuluyor olmasının siyasi nedenleri de konuşuluyor.

Salı günü Londra’da Bloomberg haber ajansına bir mülakat veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atilla’nın suçsuz olduğunu ve bankacıya verilecek cezanın “Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu olarak ilan etmek anlamına” geleceğini söyledi.

“Umarım Türkiye-ABD ilişkilerini tamamen yerle yeksan etmeyecek bir sonuç çıkar,” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı, nihai kararın halihazırda gergin bir seyir izleyen ikili ilişkilere etkisi olacağını belirtti.

ABD tarafı ise, davanın başından bu yana, Ankara’nın benzer çıkışlarını ülkedeki yargının bağımsızlığına atıf yaparak yanıtlamakta.

Columbia Üniversitesi Hukuk profesörü Daniel Richman, Cumhuriyet gazetesine verdiği bir demeçte, özellikle New York Güney Bölgesi savcılarınının siyasi baskıya boyun eğmemekle tanındıklarını vurgulamıştı.

Ankara, her ne kadar bu davanın Fethullah Gülen ve uzantılarının hükümete karşı ABD’de kullandığı bir silah olduğunu iddia etse de, buradaki yerleşik anlayış, sürecin yaptırım ihlallerine karışan tüm siyasiler ve devlet kurumlarına ciddi bir uyarı niteliği taşıdığı yönünde.

Unutulmaması gereken nokta ise bu davanın baş rolünde İran’ın olduğu.

“Bunun siyasi bir dava olduğu söylenemez,” diyor Washington merkezli Freedom House kuruluşu uzmanlarından Nate Schenkkan.

“Burada mesele tam olarak İran ve İran’a uygulanan yaptırım rejimi. Türkiye’nin davaya dahil oluşu da bu konu üzerinden. Türkiye bu davayı ‘Amerika’nın saldırısı’ olarak resmedene kadar da öyleydi.”

Sarraf’in başını çektiği yasadışı düzenin dış cepherinde yer alan Atilla gibi sicili temiz bir yetkilinin ceza davasına konu olmasını ise Schenkkan, Halk Bankası’nın yaptırıma uymayı defaatle reddetmesine bağlıyor.

“ABD’li hazine yetkilileri aslında 17-25 Aralık öncesinde bile Halk Bankası’nda olan bitenin farkındalardı. Defalarca farklı şekillerde ‘durun’ denilmesine rağmen Halk Bankası devam etti ve bu noktalara gelindi.”

HALK BANKASI VE CEZA İHTİMALİ

Geçen yıl Kasım ayında başlayan davanın merkezindeki İranlı altın tüccarı Rıza Sarraf, savcılıkla anlaşarak oldukça kapsamlı bir ‘etkin pişmanlık anlaşması’ imzalamıştı.

Bu imza kapsamında verdiği ifadesinde, İran’dan alınan doğalgaz ve petrol karşılığı Halk Bankası’nda toplanan fonların sahte belgelerle nasıl ABD doları cinsinden uluslararası dolaşıma sokulduğunu anlattı.

Sarraf, aynı zamanda Vakıfbank ve Arap Türk Bankası’nın da İran’la ticarete aracı olmak istediklerini, onayın ise zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine’den sorumlu eski bakan Ali Babacan’dan geldiğini aktarmıştı.

Halk Bankası başta olmak üzere adı geçen bankalara ABD Hazinesi tarafından ciddi cezalar kesilebileceği konuşuluyor.

Atilla’nın savunma ekibinin davanın yargıcı Richard Berman’a sunduğu bir listede, şimdiye kadar yaptırım ihlallerine karışan on banka içinde BNP Paribas, ödediği yaklaşık 9 milyar ABD doları tutarındaki ceza ile başı çekiyor.

Bazı uzmanlara göre, Halk Bankası’nın ödeyeceği ceza miktarı Atilla’ya verilecek cezanın tonunu da belirleyebilir.

“Halk Bankası’na yüksek bir ceza kesilirse Atilla daha az bir ceza alabilir,” diyor New York merkezli dolandırıcılık denetim kurumu Bard Dynamic’in kurucusu Ozan Gürel.

“Daha da önemlisi bankanın ABD bankacılık sisteminden ihraç edilip edilmeyeceği. Nihayetinde bankalar miktar ne olursa olsun cezayı öder ama sistemden çıkarılmak çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır.”

Diplomatik dokunulmazlığı olan siyasiler dışında adı geçen kişilerin ise, uluslararası dolaşımlarının engellenebileceği, isimleri bizzat ABD kurumlarınca yaptırım listesine alındığında Türkiye dışındaki ülkelerdeki mal varlıklarına el konulabileceği belirtiliyor.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ve Halk Bankası eski genel müdürü Süleyman Aslan iddialarda ismi geçen yetkililerden.

SARRAF NE YAPIYOR?

Ambargo altındaki İranlı kurumların yurtdışı ödemelerinde yüksek komisyon bedelleri keserek ciddi bir servet edinen Sarraf için yargı süreci halen devam etmekte.

Adına henüz bir hüküm duruşma tarihi belirlenmemesi, eski sanığın, korunaklı bir cezaevinde FBI yetkililerine, bildiklerini son harfine kadar anlatmaya devam ettiği anlamına geliyor.

Kurduğu yasadışı şebekeler vasıtası ile eindiği maddi kazanımları ABD’ye iade etmekle kalmayıp tüm bildiklerini şüpheye yer bırakmaksızın anlatması, tüccarı özgürlüğe bir adım daha yaklaştırabilir.

Sarraf’ın mevcut siyasi konjektürde savcılar için değeri artmış olabilir.

İran ile 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan ABD’nin aniden çekilmiş olması yaptırım rejimini yeniden gündeme getirdi.

Reuters haber ajansının Salı günkü haberine göre, ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın, kritik önemdeki bankacılık sektörünü kullanmasını engellenmek amacı ile yeni ekonomik yaptırımlar getirildiğini açıkladı.

Bu gelişme Sarraf’ın bildiklerini ve bağlantılarını daha anlamlı kılabilir.

Yüksek korumalı bir cezaevinde tutulduğu konuşulan Sarraf’ın, gozaltina alinip tutuklandigi dönemde gardiyana içki ve telefon kullanımı karşılığında rüşvet verdiğini kabul etmesi ardından açılan dava devam ediyor.

Tüccar hakkında, eski koğuş arkadaşı 62 yaşındaki Arap asıllı Fildişi Sahilli vatandaşı Faozi Jaber tarafindan cinsel istismar ve tecavüz iddiasıyla acilan davanin ise 22 Mayıs tarihinde karara baglanmasi bekleniyor.

ABD basında yer alan haberlere göre İranlı tüccar iddiaları hayal ürünü olarak nitelemişti.

GERİ GELEN YAPTIRIMLAR ATİLLA’NIN CEZASINI ETKİLER Mİ?

Hüküm duruşması öncesi prosedürler kapsamında Atilla’nın ailesi, akrabaları, iş arkadaşları ve diğer yakınları Yargıç Berman’a onlarca mektup göndererek, adalet ve merhamet istediler.

Sanığın duruşma boyunca sergilediği iyi hal, Metropolitan Islahevinde gardiyanlarla uyumlu ilişkileri, sabıkasının olmaması ve diğer hafifletici unsurların karara etki etmesi bekleniyor.

Yargıç Berman’ın Mayıs ayı başında savcılığın cevaplandırmasını talep ettiği sorular arasında, Atilla’nın ihlal ettiği yaptırımların halen gündemde olup olmadığı da yer almıştı.

Savcılar, sözkonusu yaptırımların yürürlükten kaldırılmış olduğunu ancak uygulamanın halen devam edip etmemesinin işlenen suç kapsamında önem taşımadığına vurgu yapmışlardı.

Mevcut siyasi gelişmeler ise iddia makamının hüküm ve sonrasında temyiz sürecinde elini güçlendirebilir.

“Tamamen dava dışında gelişen bir durum var,” diyor davayı takip eden hukukçu, yaptırım rejimin yeniden yürürlüğe gündeme gelmesine ilişkin.

“Takip etmeye çalışıyoruz; bir şekilde etkisi olur mu, olmaz mı diye ancak somut bir cevabım yok. Olur ise, ‘hakim hakimliği bıraktı siyaset yapmaya başladı’ anlamına gelir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkel’le görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin’deki son gelişmelerle ilgili olarak Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre iki lider görüşmede, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve Gazze’de Filistinlilerin hedef alınması neticesinde yaşanan gerilim hakkında görüştüler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili olarak İİT’nin Cuma günü İstanbul’da gerçekleştireceği olağanüstü toplantı hakkında bilgi paylaşımında bulunduğu görüşmede, uluslarası camianın BM nezdinde de hadisenin takipçisi olmasının önemine de işaret edildi. Görüşmede mevcut tablonun soruna çözüm bulunmasını zorlaştırdığı da vurgulandı. Görüşme vesilesiyle ikili ilişkilere değinen iki lider, gerek ilişkilere ivme kazandırılması, gerek bölgesel konularda fikir teatisi için yakın temasta olma konusunda mutabık kaldılar.

***

Erdoğan’ın telefon trafiği Merkel’den sonra İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yle de devam etti. Erdoğan, Ruhani’yle telefonda konuştu.

Rusya’dan İran ve İsrail için itidal çağrısı

İsrail ordusunun, İranlı güçleri işgal altındaki Golan Tepeleri’ni vurmakla suçlayıp, Suriye’de İran’ın askeri mevzileri olduğunu söylediği noktaları vurmasının ardından Rusya’dan taraflara itidal çağrısı geldi.

Sputnik’in aktardığı habere göre, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, İsrail, İran ve Suriye’yi kastederek, “Tarafların her biriyle irtibat kurduk. Hepsini gerçekten itidalli olmaya çağırıyoruz” dedi.

‘OLANLAR ÇOK KORKUTUCU’

Bogdanov, İsrail ve İran arasında artan gerilimin Rus tarafını endişelendirip endişelendirmediği sorusuna, “Elbette endişelendiriyor. Olanlar çok korkutucu” yanıtını verdi.

Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı, Rusya’nın uzun zamandan beri İsrail ile İran arasındaki gerilimin sona ermesi için girişimlerde bulunduğunu da kaydetti.

İsrail, Suriye’deki ‘İranlı milis güçlerini’ Golan Tepeleri’ne füze saldırısı düzenlemekle suçlayıp gece boyunca Suriye’de İran’a ait olduğunu söylediği askeri mevzilere saldırılar düzenlemişti.

İsrail ordusu sözcüsü Jonathan Conricus İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü tarafından Golan Tepeleri’ndeki İsrail mevzilerine yaklaşık 20 füzenin atıldığını söylemişti.

İsrail’in ‘İranlı milisleri’ hedef aldığını söylediği saldırılar, İsrail’in Suriye topraklarına 2011’den beri düzenlediği en ağır saldırılardan biri olarak kayıtlara geçmişti.

ABD’den, İran’a yeni yaptırımlar

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından, Hazine Bakanlığı Tahran’a yönelik yeni yaptırımlar açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle 6 kişi ve 3 kurumu daha kara listeye aldığını açıkladı.

Yaptırım listesine eklenen kişiler şunlar:

Meghdad Amini, Muhammed Hasan Hodai, Said Najafpur, Mesud Nikbaht, Fuad Salihi ve Muhammadrıza Hedmati Valadzaghard.

Bu kişilerin İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü ile bağlantılı oldukları öne sürüldü.

Irak ve Suriye’de IŞİD ve diğer cihatçılara karşı verilen savaşlarde elde ettiği zaferlerle dünya çapında ünlenen General Kasım Sülaymani’nin komutasındaki Kudüs Gücü, 2007’den beri ABD’nin ‘terör sponsorları’ listesinde.

Netanyahu: İran kırmızı çizgiyi aştı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın Suriye topraklarından İsrail’e roket saldırısı düzenlediğini öne sürerek “kırmızı çizgiyi aştığını” ifade etti.

Netanyahu, resmi Facebook hesabından yaptığı açıklamada, İran’ın dün gece Suriye’den İsrail’e yönelik roket saldırısı düzenlediğini öne sürerek, hiçbir roketin İsrail topraklarına düşmediğini belirtti.

İsrail ordusunun saldırıya karşılık verdiğini aktaran Netanyahu, “İran kırmızı çizgiyi aştı. Biz de misliyle karşılık verdik. İsrail ordusu Suriye’deki İran güçlerine ait hedeflere yönelik geniş çaplı bir hava saldırısı düzenledi.” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında, Suriye Devlet Başkanı Esad’ı dün uyardığını kaydeden Netanyahu, “Bizim eylemlerimiz doğrudan Suriye’deki İran’a ait hedeflere yönelik. Ancak eğer Suriye ordusu bize karşı eylemde bulunursa biz de ona karşı eylem yaparız. Dün de bu yaşandı ve bize ateş açan Suriye ordusuna ait hava savunma sistemlerini vurduk.” ifadelerine yer verdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün dün gece Suriye’den İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri’ndeki üslere doğru 20 kadar roket fırlattığını ileri süren İsrail, bu saldırıya karşılık olarak Suriye’de İran güçlerinin konuşlu olduğu birçok noktayı savaş uçaklarıyla vurmuştu.

BM’den İsrail ve İran’a çağrı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in dün akşam İran güçlerinin Suriye’den İsrail’e roket attığı yönündeki haberleri ve İsrail’in misilleme saldırılarını derin endişeyle takip ettiğini aktardı.

Dujarric, ”Genel Sekreter, halihazırda korkunç çatışmaların yaşandığı bölgede yeni bir çatışmanın daha yaşanmaması için tüm düşmanca ve kışkırtıcı eylemlere son verilmesi çağrısı yapıyor” dedi.

İsrail ordusu, dün akşam İran güçlerinin Suriye’den İsrail’e doğru yaklaşık 20 roket attığını açıklamıştı.

İran ise “İsrail’e roket saldırısı düzenlediği” iddialarını yalanlamıştı. İsrail, bu saldırıya karşılık Suriye’de İran güçlerinin konuşlu olduğu 26 noktayı savaş uçaklarıyla vurmuştu.

Lavrov: ABD’nin anlaşmayı bozması BMGK kararıyla tezat

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çıkmasının BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla tezat oluşturduğunu ve bu adımın sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.

Moskova’da Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Lavrov, “ABD yönetiminin Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak da bilinen nükleer anlaşmadan çıkma kararı Rusya’da derin bir endişe yaratıyor. Aynı zamanda bu adım, BMGK’nın 2231 sayılı kararını ciddi şekilde ihlal ediyor” dedi.

Lavrov, “İran’ın bu karara verdiği orantılı tepkiyi takdir ediyoruz. Zira Washington’un adımının tüm sonuçlarının analiz edilmesi gerekiyor. Acele etmek muhtemelen fayda sağlamazdı. Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve İran’ın bu analizi yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Lavrov, Rusya’nın bunun üzerinde çalıştığını ve en kısa sürede görüşlerini açıklayacağını da vurguladı.

Mike Pompeo’nun İran müzakereleri başlıyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ziyaretinin hemen ardından İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurmaları için müttefiklerle müzakere masasına oturacak. Reuters’ta yer alan habere göre ABD’li yetkililer, yeni Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Kuzey Kore dönüşünün hemen ardından Avrupa, Ortadoğu ve Asya’daki müttefiklerle İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurması için müzakerelere başlayacağını açıkladılar.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey bir yetkili, Başkan Trump’ın geçtiğimiz Salı akşamı nükleer anlaşmadan çekileceğini açıklamasından bu yana İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya, Irak ve İsrail ile görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

Söz konusu yetkili, görüşmelerin Pompeo ve İran konusundaki baş müzakerecilerden ABD Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama Dairesi Başkanı Brian Hook tarafından gerçekleştirileceğini belirterek, “Dünyayla bağlantı kurmak ve çıkarlarımızı koruyan ortaklarımızla konuşmak için bir çaba olacak” dedi. Yetkili, görüşmelerin İran üzerindeki baskının onları müzakere masasına oturtacak şekilde nasıl yoğunlaştırılacağına odaklanacağını da ekleyerek “Nihai hedef, herkesin yeni bir anlaşma için müzakere masasına dönüşünün temellerini atmak” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İlişkiler Dairesi’nde görevli William Peek, İran’ı baskı altına alma kampanyasının rejimi değiştirmeyi amaçladığını reddederken telekonferans aracılığıyla katıldığı basın toplantısında, “Biz rejimi değil rejimin tutumunu değiştirmeye çalışıyoruz” dedi. Yetkili ayrıca, Washington’un müttefiklerini İran’a yeniden yaptırım uygulamaya ikna etmek için diplomatik yolları kullanacağını da vurguladı.

Erdoğan’dan ABD’nin İran kararına tepki

Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Tayyip Erdoğan, İran anlaşmasından çekildiğini duyuran ABD’ye tepki gösterdi.

Erdoğan, ABD’nin İran nükleer anlaşmasından çekilmesiyle ilgili, “Kaybeden Amerika olacaktır. Çünkü yaptığınız bir anlaşmaya sadık kalmıyorsunuz. Uluslararası anlaşmalar, böyle istediğiniz zaman bozun, istediğiniz zaman yapın. Böyle bir şey olmaz.” ifadelerini kullandı.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno