Erdoğan’ın görüştüğü yatırımcılar ‘şoke olup kulaklarına

Erdoğan’la İngiltere ziyaretinde sırasında görüşen uluslararası yatırımcılar, Reuters’e konuştu. Duydukları karşısında ‘şoke olduklarını, kulaklarına inanamadıklarını’ söyleyen yatırımcılar, ”Piyasalar dahil herkesle savaşıyor, ama bu kazanılabilir bir savaş değil” değerlendirmesini yaptı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 günlük İngiltere ziyaretinde biraraya geldiği uluslararası yatırımcılarla küresel fon yöneticileri, Reuters haber ajansına şaşkınlıklarını ifade etti. Erdoğan’ın söyledikleri karşısında ‘şoke olduklarını, kulaklarına inanamadıklarını’ dile getiren yatırımcılar, Cumhurbaşkanı’nın bir yandan artan enflasyonu aşağı çekmeyi, TL’deki değer kaybının önüne geçmeyi, diğer yandan faizleri düşürmeyi nasıl başarmayı planladığı konusunda şaşkınlık içinde kaldıklarını belirtti.

Erdoğan, gelecek ay yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminde ağırlığını artırmayı planlandığını açıklamıştı. Bazı yatırımcılar, Erdoğan’ın yurtiçindeki hasımlarını etkisizleştirmiş olmasına rağmen, uluslararası finans piyasalarına ekonomide alışılagelmiş kurallara ters düşen politikalarla meydan okumada çok zorlanacağını savundu.

Görüşmelerin siyasi hassasiyeti nedeniyle adlarının açıklanmasını istemeyen yatırımcılar, Erdoğan’ın yaklaşımından ve böylesine kırılgan bir dönemde piyasalarla savaşa girmeye hazır olması karşısında afalladıklarını dile getirdi.

‘DÜŞMAN LİSTESİ ÇOK UZUN’

Büyük ölçekli bir varlık yönetim şirketinde çalışan bir fon yöneticisi, Erdoğan’ın düşmanlardan oluşan uzun bir liste tuttuğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Herkesle savaşıyor… Muhalefetle savaşıyor, (Fethullah) Gülen’le savaşıyor, radikallerle, başarısız darbe girişimiyle savaşıyor; şimdi de piyasalarla savaşıyor ve bu da tehlikeli.”

‘FİNANS PİYASALARIYLA SAVAŞI KAZANAMAZSINIZ’

Erdoğan’ın beraberindeki heyette bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le basına kapalı toplantıya katılan bir yönetici de “Yurtiçinden istediğiniz kadar düşman bulun. Ancak finans piyasalarına çatarsanız bu savaşı kazanamazsınız” dedi.

‘ERDOĞAN ÇOK NET KONUŞTU, AMA KENDİSİNE KATILMIYORUM’

Erdoğan’la toplantıya katılan bir portföy yöneticisi, Cumhurbaşkanı’nın ‘son derece dürüst’ olduğunu, 24 Haziran seçimlerini kazanması halinde faizlerin izleyeceği seyir hakkında çok net konuştuğunu aktararak şöyle devam etti:

”Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilmesi halinde faizlerin yüksek değil düşük olmasını sağlayacağını söyledi… Yüksek faizlerin yüksek enflasyona yol açtığı görüşünde; ben bu görüşe katılmıyorum.”

‘MADEM ÖYLE, LONDRA’YA GELİP BU MESAJLARI NEDEN VERİYOR?’

Erdoğan’la yapılan görüşmeye katılan üçüncü bir fon yöneticisi şu değerlendirmeyi yaptı:

“Piyasanın bir avuç spekülatörden oluştuğunu düşünüyor ve hedef kitlesi de onlar değil. Hedef kitlesi, Türkiye’deki sıradan insanlar ve onların da düşük faizlere ihtiyacı var.”

Aynı fon yöneticisi, “Peki, o zaman neden Londra’ya gelip de kurumsal yatırımcılara tam da duymak istemedikleri bu mesajı veriyor” sorusunu yöneltti.

Bloomberg: Yatırımcıların Erdoğan’ın ekonomisine inancı kalmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası yatırımcılarla da biraraya geldiği Londra temaslarının ardından ekonomi ağırlıklı haber kuruluşu Bloomberg’de bir değerlendirme yayımlandı: Erdoğan’ın seçim zaferi, piyasalar için politika devamlılığı anlamına geldiğinden olabilecek en kötü ihtimal.

ABD merkezli haber kuruluşu Bloomberg’in yayımladığı makalede, yatırımcıların 24 Haziran erken seçimleri öncesi Türk varlıklarını sattığı belirtildi.

‘İSTİKRAR VAADİ BİTTİ’

Bugüne dek Erdoğan ve AKP’nin tek parti iktidarının araştırma raporlarında ve yatırımcı notlarında istikrar vaat ettiği için tercih edildiğini, ancak artık bu istikrar önermesinin yatırımcılar nezdinde geçerli olmadığını dile getiren Bloomberg, bunun en büyük gerekçesi olarak Erdoğan’ın büyüme odaklı politikalarda ısrarcı olmasını gösterdi.

Londra merkezli ‘Fidelity International’ adlı fonda 2 milyar dolarlık gelişen piyasalar fonunu yöneten Paul Greer, Bloomberg’e, “Erdoğan’ın zaferi piyasalar için politika devamlılığı anlamına geldiğinden olabilecek en kötü ihtimal. Gerçi bu sonuç Türk piyasaları için en az şaşırtan ihtimal olacaktır” dedi.

‘BATI’DAN UZAKLAŞMA’

Başka bazı fon yöneticileri de Erdoğan yönetiminde görülecek bir devamlılığın artık piyasalar tarafından olumlu görülmediği yorumunda bulundu.

Makalede nisan sonunda açıklanan teşvik paketinin endişeleri katmerlediği, para politikasının gevşek olduğu, cari açığın sürdürülebilir olmadığı ve Erdoğan’ın düşük faizdeki ısrarı yüzünden enflasyonun kontrol altına alınamadığı sıralandı.

Aynı zamanda Türkiye’nin Almanya ve ABD gibi Batı’daki geleneksel dostlarından uzaklaşmasının da yatırımcılar nezdinde olumsuz görüldüğü belirtildi.

‘YAVAŞ VE DENGELİ OLSUN’

Londra’daki ‘ Aberdeen Asset Management’ firmasında 14 milyar dolarlık gelişen piyasalar fonunu yöneten Viktor Szabo, “Erdoğan’ın zaferi şimdiki politikaların süreceği anlamına geliyorsa, bu, iyi bir yatırım durumu değil. Ani yükselişler ve düşüşler yerine daha yavaş ve dengeli bir büyümeyi teşvik edecek politika değişikliğini tercih ederim” dedi.

Szabo, Türkiye’nin AK Parti iktidarı öncesindeki istikrarsız, öngörülemeyen dönemlere geri dönmesinin Erdoğan’ın görevde kalmasından daha kötü bir senaryo teşkil etmesinden dolayı yatırımcıların zor bir tercihle yüz yüze kaldığını iddia etti.

‘NORMALLEŞME BEKLEMİYORUZ’

Bloomberg de bazıları için en iyi seçeneğin Erdoğan’ın söylemini değiştirmesi olduğunu öne sürdü.

ABN Amro’dan ekonomist Nora Neuteboom, yatırımcıların seçimlerden sonra hükümetin geri adım atmasını beklediğini, ancak kendilerinin böyle bir normalleşmenin olmasını beklemediğini belirtti.

Londra’daki RAM Capital’dan Ogeday Topcular da “Türkiye ekonomik olarak son 3-4 yıldır, hatta daha fazla bir süredir zorlanıyor. Bu hükümet tarafından alınan siyasi ve ekonomik kararlar ülkeyi eskisinden daha kötü durumlara soktu” diye konuştu.

Maliye Bakanı’ndan ‘akaryakıt’ açıklaması

Maliye Bakanı Naci Ağbal, akaryakıt üzerinden alınan özel tüketim vergisinde (ÖTV) eşel mobil sistemine geçildiğini ve bugünkü ÖTV tutarlarını tavan olarak belirlediklerini belirterek, “Yeni sistemle vergilerin aşağı inmesinde sınır olmayacak ama yukarı giderken bugün uygulanmakta olan vergi tutarları hiçbir şekilde aşılamayacak.” dedi.

Ağbal yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulunun Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan “Bazı Mallara Uygulanan Özel Tüketim Vergisi Tutarlarının Belirlenmesi Hakkında Karar”ına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kararla akaryakıt üzerinden alınan ÖTV’de eşel mobil sistemine geçildiğine işaret eden Ağbal, “Yeni bir sistem. Bu sistemle petrol fiyatlarında ve kurda meydana gelebilecek değişimler karşısında vergi miktarları, değişimin yönüne bağlı olarak ters orantılı çalışacak. Herhangi bir şekilde uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurları yukarı giderse ve bu nedenle akaryakıta zam yapılması gerekirse bu miktar kadar vergi indirimi gerçekleştirilecek. Sistemde tersi de geçerli olacak. Petrol fiyatları ve döviz kurları aşağı doğru gelmeye başlarsa petrol fiyatları tekrar 70 dolarların altına, kur da şu anki seviyenin altına gelirse bu defa ÖTV tutarları tekrar yukarı yönlü değişime uğrayacak.” diye konuştu.

Ağbal, uygulamayla bugün itibarıyla geçerli ÖTV tutarlarını tavan olarak belirlediklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Eşel mobil ÖTV sisteminde vergilerin aşağı inmesinde sınır olmayacak ama yukarı giderken bugün uygulanmakta olan vergi tutarları hiçbir şekilde aşılamayacak. Benzinin litresi üzerinden 2 lira 37,65 kuruş, mazotta 1 lira 79,45 kuruş, LPG’de 1 lira 77,88 kuruş kilogram başına vergi alıyoruz. Bugün var olan maktu vergi tutarları aşılmamak ve bu rakamlar tavan olmak kaydıyla yeni bir koridor ürettik. Bu koridor dahilinde fiyatlardaki değişime bağlı olarak vergi tutarları da değişecek.”

Sebep petrol fiyatlarındaki artış
Bu düzenlemeye “neden gerek duyulduğunu” anlatan Ağbal, ham petrol fiyatları ve döviz kurunun, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yukarı yönlü hareket ettiğini söyledi. Jeopolitik riskler azaldığında, petrol arzı arttığında uluslararası petrol fiyatlarının da tekrar aşağı yönlü gitmesini beklediklerini vurgulayan Ağbal, şöyle devam etti:

“Şu anda uluslararası petrol fiyatlarındaki trendler, bu stresi yansıtan konjonktürel ve geçici hareketler gibi duruyor. Kur hareketlerinde de Türkiye, diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte bu gelişmeden etkileniyor. Gelecek günlerde kur hareketlerinin tekrar aşağı yönlü bir gelişme kaydedeceğini de bekliyoruz. Önümüzde bir seçim süreci var. 24 Haziran seçimleri ülke için son derece önemli. Seçimlerde milletimizin teveccühü sayesinde yeni dönemde güçlü bir siyasi iktidarın oluşacağını ümit ediyoruz, bekliyoruz, piyasaların da beklentisi bu yönde. 24 Haziran’dan sonra ekonomi politikalarında gerekli adımları da atacağız. Bu çerçevede kurların da bu geçici ve normali yansıtmayan seviyelerden aşağı doğru geleceğini görüyoruz.”

‘Vergi indirimleri kendiliğinden oluşacak’
Petrol fiyatları ve uluslararası dolar fiyatlarındaki hızlı değişimler karşısında, bu değişimleri kompanse edecek bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu anlatan Ağbal, akaryakıt fiyatlarının bu iki değişimden otomatik etkilendiğine dikkati çekti. Ağbal, bu gelişmeleri geçici gördükleri için oynaklıkları kompanse edecek eşel mobil ÖTV sistemini uygulamaya soktuklarını belirterek, “Önümüzdeki günlerde kısa vadede fiyatların yukarı gitmesi nedeniyle geçici olarak vergi indirimleri kendiliğinden oluşacak. Her şey normalleştikten sonra sistem tekrar olağan seyrine gelecek. ÖTV tutarları bugünkü belirlenmiş seviyelere tekrar geri dönmüş olacak.” dedi.

Ağbal, “böylece, vatandaşın, sanayicinin ve işletmelerin akaryakıt maliyetinin de yönetilmiş olacağını” bildirdi.

Eşel mobil sisteminin Bakanlar Kurulu kararıyla kalıcı olarak getirildiğini ifade eden Ağbal, “Petrol fiyatları ve kurlar aşağı inse bile vergi hiçbir şekilde bugünkü tutarı geçemeyecek. Tüketicinin lehine olan bir tavan sistemi geçerli. Taban da bulunmayacak. Belirli bir koridor dahilinde sistem işleyecek. Tüketiciyi korumak açısından bir tavan getirdik ki hiçbir şekilde bugünkü vergide bir artış olmasın. Sistem bugünkü seviyeye göre vergide artış meydana getirmeyecek, azalış olabilir ama artış olamaz” ifadesini kullandı.

Ağbal, bu düzenlemeyle Merkez Bankasının yürüttüğü para politikasına, maliye politikası kanalıyla güçlü bir destek verilmiş olacağına dikkati çekerek, “Akaryakıt fiyatlarındaki değişim enflasyonu doğrudan etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarında artışların olmaması, Merkez Bankasının enflasyonla ilgili öngörülerini güçlendirecek, enflasyon beklentilerini olumlu yönde etkileyecek” dedi.

Haftanın verileri ışığında ekonomi

Geride bıraktığımız hafta Türkiye ekonomisinde yoğun bir veri trafiği yaşandı. Normal bir ülkede değerlendirmelere bu rakamlar damgasını vurur. Ancak ekonomik istatistikler de artık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hızına ayak uyduramıyor. En son Londra’da bankacıları kendinden menkul faiz teorilerine ikna etmeye kalkınca döviz kurlarında yeni rekorlar kırıldı. Örneğin, en son açıklanan işgücü istatistikleri şubat dönemine ilişkin. Diğer bir ifadeyle, işsizlik rakamları 2.5 ay geriden geliyor. Buna karşın Erdoğan her ağzını açtığında ekonominin dengeleri şipşak değişebiliyor.

Yine de eğilimleri izleyebilmek açısından 14-18 Mayıs haftası verilerine yakından bakmakta yarar olabilir. Cari açığı salı günü ele aldığımız için bu yazımızda diğer istatistiklere yoğunlaşacağız.

Yüksek işsizlik devam ediyor

Türkiye ekonomisi 24 Haziran seçimlerine yol alırken, işsizlik oranı çift hanelilerin altına bir türlü inmiyor. 2018 Ocak-Mart dönemini kapsayan şubat verileri de yüzde 10.6 işsizliğe işaret ediyor. Evet bu oran, bir yıl öncesine göre 2 puan azalmış durumda. Ancak başta KGF kredileri, onca teşvik yeterince sonuç vermemiş görünüyor.

İlginçtir ki, ekonominin dibe vurduğu, AKP sözcülerinin hatırlatmaktan haz duyduğu 2001 krizinde de işsizlik tam aynı düzeyde yüzde 10.6’ymış. Yani 17 yılda bir arpa boyu yol bile gidememişiz. Avro bölgesinde dahi işsizlik yüzde 8.5’e kadar geriledi. Yükselen ülkeler kategorisinde de, yüzde 13.1 işsizlik oranına sahip Brezilya’yı bir yana bırakırsak, Türkiye’den kötü durumda ülke bulunmuyor. İşsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 546 bin azalmış olsa da, 3 milyon 354 bin yurttaşımız istediği halde işgücüne katılamıyor.

Dikkatle izlediğimiz bir gösterge, 15-24 yaş arası genç nüfusta “ne eğitimde ne istihdamda” olanların oranı da yüzde 22.8. Bu bir anlamda gelecek umudunu yitiren gençlerin yüksekliği gibi çok karanlık bir tabloya işaret ediyor.

haftanin-verileri-isiginda-ekonomi-465342-1.

Sanayi üretimi yüzde 7.6 arttı

16 Mayıs Çarşamba günü açıklanan mart ayı sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.6 arttığı açıklandı. Böylelikle sanayi üretiminde 2017 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 9.8 genişleme gerçekleşti.

Bu istatistikler 2017 yılındaki hızlı büyüme seyrinin 2018’de de devam ettiğini gösteriyor. Ne var ki, iki noktaya dikkat çekmekte yarar var. Birincisi, hızlı büyüme döneminde dahi sanayinin yeterince istihdam yaratamaması, olası bir daralma sürecinde daha vahim bir işsizlik tablosuyla karşılaşacağımız sinyalini veriyor. İkincisi, mevcut döviz kuru ve faiz düzeylerinde yılın ikinci yarısında sanayi üretiminin de stop edeceğini tahmin etmek zor değil. Çünkü hem bu kurlarla ham madde ve ara mal ithalatı yavaşlayacak, hem de yüksek fiyatlar nedeniyle talep hız kesecek.

Döviz sıçraması ‘menkul kıymet’ten okunamıyor

Döviz kurlarının haftalık yüzde 5 civarında sıçrama sergilediği bir konjonktürde, normalde bu trendi yabancıların menkul kıymet davranışlarından ve yerlilerin mevduata yönelik tutumlarından gözlemlemek gerekir. Değerlendirmeye geçmeden önce isterseniz rakamlara bir göz atalım:

En son açıklanan, 11 Mayıs’ta biten haftanın verileri, yurtdışı yerleşiklerin 28.8 milyon dolar hisse senedi aldıklarını ve 230 milyon dolar devlet iç borçlanma (DİBS) senedi sattıklarını gösterdi. 2018 başından bu yana ise, 1 milyar doların biraz üzerinde bir DİBS alıp, 832 milyon dolar hisse senedi satmışlar. Özetle, yabancıların Türkiye’den bariz bir çıkış eğilimi gözlenmiyor. Üstelik, daha iki ay önce 9 Mart’ta 94.1 milyar dolar portföyleri varken (53.1 hisse senedi, 31 DİBS), 2 ayda bu rakam 67.9 milyar dolara (40.8 hisse senedi, 27.1 DİBS) gerileyerek, 26.2 milyar dolar erozyona uğramışken. En genelde, yabancı yatırımcıların zaten Türkiye pozisyonlarını daralttıkları, beklemede oldukları söylenebilir.

11 Mayıs haftasında yabancı mevduatlarda da belirgin bir hareket gözlenmiyor. Mevduat bankalarındaki hesaplar 1 haftada sadece 40 milyon dolar, yıl sonuna göre ise 700 milyon dolar azalmış. Alt kırılımlara bakınca gerçek kişilerin yıl sonuna göre dolar hesaplarını 4.5 milyar dolar aşağı çektikleri görülüyor. Diğer bir ifadeyle, döviz hesapları bir ölçüde daralmış, doların başta avro, diğer paralara karşı değer kazanmasıyla, yani parite etkisiyle stok yerinde kalmış.

Buradan, döviz hareketlerinin büyük ölçüde yurtdışı alımlardan veya yerlilerin yastık altına koyan spekülatif davranışlarından kaynaklandığı sonucu çıkarılabilir.

Konut sektörü zorda

Konut sektörünün zorda olduğunu söylemek için istatistiklere bakmaya gerek yok diyebilirsiniz. Haklısınız, zaten istatistikler de inşaat sektörünün kabataslak yüzde 60’ını oluşturan konutlardaki sıkıntıyı ortaya koyarak, yaygın kanıyı destekliyor.

Önce konut fiyatlarından başlayalım. Merkez Bankası’nın konut endeksi Mart ayında bir önceki aya kıyasla enflasyonun altında, yüzde 0.91’lik bir artış göstermiş. Bu yıllık değişimi yüzde 9.29’a taşıyarak, reel olarak yüzde 0.85 oranında azalmaya işaret etmiş. En vahim tablo ise İstanbul’da; aylık yüzde 0.15 azalış gözlenmiş, son 12 ayda da tüketici enflasyonunun çok çok altında sadece yüzde 3.24’lük bir kıpırdama gerçekleşmiş.

Cuma günü açıklanan konut satış istatistikleri de sektördeki durgunluğu doğruluyor. Türkiye genelinde 2018 Nisan’ında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.9 oranında azalmış. İpotekli, yani banka kredisiyle yapılan konut satışlarında gerileme ise yüzde 35.6 oranıyla korkutucu bir boyut kazanmış.

Sektör sözcüleri aylık konut kredi faizlerinin yüzde 1 psikolojik sınırın altına çekilmesini talep ediyorlardı. Nitekim Ziraat ve Halkbank öncülüğünde aylık yüzde 0,98 faizle konut kredisi verilmeye başlandı. Mevcut faiz, kur ve enflasyon düzeylerine bakılırsa, bu oran gerçekçi görünmüyor. Seçim belirsizliğinde, bu ikram gerçek alımları mı tetikler, yoksa ucuz krediden yararlanmak için hülleli işlemlerin mi önünü açar, yakında anlayacağız…

Rusya’dan Kudüs açıklaması

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması hakkında konuştu. Zaharova, Moskova’nın tutumuna göre Kudüs’ün hem Filistin hem de İsrail’in başkenti olması gerektiğini söyledi.

Rusya’nın Kudüs’le ilgili tutumunun değişmediğini belirten Zaharova, “Kent, hem Filistin hem de İsrail’in başkenti olmalı ve tek tanrılı üç dinin inananları için açık olmalı” dedi.

“Rusya, diyaloğu esas alan yaklaşımını sürdürecek. Şiddet sarmalının sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu ile Arap Barış İnisiyatifi’nin kararları temelinde kapsamlı ve sonuç odaklı müzakere süreci en kısa sürede başlatılmalı” diye devam eden Zaharova, şöyle konuştu:

‘ULUSLARARASI TOPLUM ADİL BİR DÜNYA İÇİN ÇALIŞMALI’

“Uluslararası toplumun rolü, iki devletli çözümün uygulanması için gerekli koşulların oluşmasını engelleyen tek taraflı adımlar atmak değil, Filistinlilere ve İsraillilere uzun vadeli adil ve her iki tarafın çıkarlarını gözeten bir dünya kurmaya yöneltmektir.”

Rusya, Kudüs’ün statüsü konusunda BM kararlarına bağlılığını koruyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Nisan 2017’de yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullanmıştı: “Doğu Kudüs’ün statüsünün Filistin devletinin başkenti olarak ele alındığı BM’nin çözümün ilkeleriyle ilgili kararlarına bağlılığımızı teyit ediyoruz. Bununla birlikte, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak gördüğümüzü de belirtmeliyiz.”

Haziran 2017’de İsrail yönetimi, Rusya’ya büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını önermişti. Ancak Moskova, Filistin ve İsrail arasında ilişki tesis edilinceye kadar bu yönde adım atma niyetinde olmadığı yanıtını vermişti.

Trump’tan, Kuzey Kore görüşmesine ilişkin açıklama

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev ile gerçekleştirdiği görüşmede Kuzey Kore ilgili açıklamalarda bulundu.

Trump, Kuzey Kore’nin zirveyi iptal etme sinyaline ilgili bilgilendirilmediğini söyleyerek “Hiçbir şey görmedik. Hiçbir şey duymadık. Ne olacağını göreceğiz” dedi.

Kuzey Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı Kim Kye-gwan “ABD bizi köşeye sıkıştırır ve nükleer silahlarımızdan tek taraflı vazgeçmemizi isterse, görüşmelere ilgimizi kaybederiz ve beklenen Kuzey Kore-ABD zirvesine katılıp katılmamayı yeniden değerlendirmemiz gerekir” açıklamasını yapmıştı.

Kuzey Kore Lideri Kim Jong Un ve ABD Başkanı Donald Trump’ın 12 Haziran’da Singapur’da görüşmesi planlanıyor.

Kim-Trump Zirvesi iptal edilebilir

Washington, nükleer silah programının sonlandırılmasında ısrar ediyor, Pyongyang yönetimi ise 12 Haziran’da gerçekleşecek tarihi randevuyu gözden geçirebileceği tehdidini savurdu. Güney Kore ve ABD’nin ortak tatbikatı yeniden gerilimi zirveye taşıdı, resmi haber ajansı KCNA gövde gösterisinin bir ‘işgal provası’ olduğunu duyurdu. Resmi açıklamada ise “ABD’nin saçma açıklamalar yaparak zirve öncesi bizi provoke etmesi çok talihsiz” denildi.

Kuzey Kore, Washington’ın nükleer silahlardan vazgeçmesinde ısrar etmesi halinde, ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında yapılması planlanan tarihi zirveye katılmayı yeniden değerlendirebileceğini söyledi. Trump ve Kim zirvesinin 12 Haziran’da Singapur’da yapılması planlanıyor. Zirve kararı, Kuzey Kore’nin Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasına bağlılığını ifade etmesinden sonra alınmıştı.

Kuzey Kore Resmi Haber Ajansı KCNA’ya göre, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kim Kye-gwan “ABD bizi köşeye sıkıştırır ve tek taraflı olarak nükleer silahlarımızdan vazgeçmemizi isterse, görüşmelere olan ilgimizi kaybederiz ve beklenen Kuzey Kore-ABD zirvesine katılıp katılmamayı yeniden değerlendirmemiz gerekir” dedi.

Bakan Yardımcısı Kim, zirvenin Kore Yarımadası’ndaki gerginliğin azaltması için büyük umutlar taşıdıklarını ve harika bir geleceğe yönelik büyük bir adım olarak gördüklerini söyledi. Ancak Kim “Fakat, ABD’nin saçma açıklamalar yaparak zirve öncesi bizi provoke etmesi çok talihsiz” diye de ekledi.

Kuzey Kore daha önce de dün Güney Kore’yle yapılması planlanan üst düzey görüşmeleri, Güney Kore’nin ABD’yle birlikte yaptığı ortak askeri tatbikata duyulan öfkeyi gerekçe göstererek iptal etmişti. Resmi haber ajansı KCNA tatbikatın bir ‘provokasyon’ ve ‘işgal provası’ olduğunu bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise zirveye yönelik hazırlıkların sürdüğünü ve Kuzey Kore’nin tutumundaki herhangi bir değişiklikten haberleri olmadığını belirtti.

Trump – Kim Jong Un görüşmesinin yeri ve tarihi belli oldu

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile planlanan zirvesinin 12 Haziran’da Singapur’da düzenleneceğini duyurdu.

Trump’la Kim’in görüşme yeri ve tarihi belli oldu. İki lider 12 Haziran’da Singapur’da biraraya gelecek.

Trump Twiter hesabından şu mesajı paylaştı:

”Dünyanın merakla beklediği benimle Kim Jong Un arasındaki görüşme 12 Haziran’da Singapur’da gerçekleşecek. Her ikimiz de bunu Dünya Barışı için çok özel bir an yapmak için çalışacağız”

AKP’den ‘T A M A M’ açıklaması: FETÖ, PKK…

AKP Sözcüsü Mahir Ünal, Twitter yüzbinlerce kişinin atığı “T A M A M” mesajını hedef aldı.

Yaklaşık 1 buçuk milyon paylaşımın yapılmasının ardından Ünal Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanımıza FETÖ’nün, PKK’nın ve küresel efendilerinin neden düşman olduğunu biliyoruz. Mesela Twitter’da TAMAM başlığını ele alalım twitlerin çoğu FETÖ’ nün ve PKK’nın etkin olduğu ülkelerden atılıyor. Çoğu bot hesaplar. Yunanistan’ı da anlayabiliriz. Ya içerdekiler” ifadelerini paylaştı.

Ünal devamında ise şunları söyledi:

“Muhalefeti itham altında bırakmak gibi bir kastım asla söz konusu olamaz ama muhalefetin Cumhurbaşkanımıza düşmanca saldıran Türkiye karşıtı güçlerle dilini, söylemini ayrıştırması gerekmez mi? Sandığın ne anlama geldiğini anlamayan klavye kahramanları, 24 Haziran gecesi görüşürüz.”

Şamil Tayyar da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Çok sayıda ülkeden bot hesaplarla algı operasyonu yapıyorlar. FETÖ’den PKK’ya terör örgütlerinden espiyonaj örgütlerine, ihanet şebekelerinden uluslararası işbirlikçilerine, Erdoğan düşmanlarından marjinal tüm gruplara tüm unsurlar el ele vermiş. İnadına DEVAM” diye yazdı.

akp-den-t-a-m-a-m-aciklamasi-feto-pkk-461256-1.akp-den-t-a-m-a-m-aciklamasi-feto-pkk-461258-1.akp-den-t-a-m-a-m-aciklamasi-feto-pkk-461259-1.

akp-den-t-a-m-a-m-aciklamasi-feto-pkk-461257-1.

Dolar/TL güne rekorla başladı: 4,3744

Dolar, küresel piyasalarda gelişmeler ve jeopolitik risklerle 4.3744 lira ile yeni tarihi rekor düzeye tırmandı, euro da parite etkisiyle 5.1794 lira ile tarihi zireye yaklaştı. Küresel piyasalarda dolar endeksi, 93.3 düzeyini de aşarak ile Aralık ayı sonundan bu yana en yüksek düzeye çıkarken, ABD para birimi lira karşısında da aralıksız yükselerek 4.3744 liraya kadar çıktı. Dolar günün erken işlemlerinde 4.35 – 4.36 lira aralığında hareket ederken, euro da 5.16 – 5.17 lira aralığına çekildi. Euro önceki hafta 5.1941 lira ile tarihi rekor düzeyine tırmanmıştı.

Dolar endeksinde yer alan para birimleri ve ağırlıkları şöyle:

  • Euro (EUR) ağırlık yüzde 57.6
  • Japon Yeni (JPY) ağırlık yüzde 13.6
  • Pound sterling (GBP) ağırlık yüzde 11.9
  • Kanada Doları (CAD) ağırlık yüzde 9.1
  • İsveç Kronu (SEK) ağırlık yüzde 4.2
  • İsviçre Frankı (CHF) ağırlık yüzde 3.6

Borsa İstanbul Endeksi (BIST100) Salı günü, geçen yıl Haziran ayından bu yana ilk kez 100 bin puanın altında kapandı. BIS100, haftanın ikinci işlem gününü, yüzde 1.49 düşüşle 99 bin 363 puandan geride bıraktı.

Bütçe giderlerinin artmasına bağlı olarak Hazine borçlanmalarını artıracağı beklentisiyle, devlet tahvili faizlerinde yükseliş de sürüyor. Tahvil bono piyasasında Gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi, dünkü yüzde 13.87’den hızlı yükselişle yüzde 14’ü de aştı ve yüzde 14.01 düzeyini gördü. Gösterge iki yıllık tahvilde ise dün spot kapanışta ortalama bileşik faiz yüzde 15.33, valörde son işlemde yüzde 15.27 düzeyinden, bugün spot kapanışta yüzde 15.47 valörde yüzde 15.53 oldu.

İş Yatırım’ın “Trump’ın İran hamlesi…” başlıklı günlük piyasa bülteninde şöyle denildi:

“ABD’nin İran ile nükleer anlaşmadan çekildiği açıklaması sonrası petrol ve dolar güçlenirken gelişmekte olan ülke paralarındaki değer kaybı hızlandı.

“Ancak, emin liman olarak görülen altına hücum sınırlı düzeyde kaldı.

“Türkiye varlıklarında satış baskısı devam ediyor.İran şoku dolayısıyla petrol fiyatlarında ve dolarda önemli bir güçlenme öngörmüyoruz.

“Türkiye varlıkları küçük büyük her türlü dışsal şoka karşı kırılgan konumda.

“Sene başından beri performansa bakıldığında, Türk lirasından (-yüzde 12.5), hisse senedine (MSCI Türkiye –yüzde 25), yerel tahvilden (DİBS 10Y faizi +230bp), eurotahvillere (30Y eurotahvil faizi 128bp) tüm varlık guruplarında açık ara en kötü performans gösteren üç piyasa arasında yer alıyoruz.

“Ekonominin genel dengelerinde önemli bir bozulma olmamasına rağmen yaşanan satış dalgasında Türkiye’nin ABD dolarının güçlenmesine ve faizlerdeki artışa karşı kırılgan olduğu algısı etkili oluyor.

“Yaşanan satış dalgası sonrası Türkiye varlıkları cazip seviyelere geldi ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar için tarihi bir fırsat sunuyor.

“Ancak doların güçlenmeye ve faizlerin yükselmeye devam etmesi durumunda Türkiye varlık fiyatlarındaki değer kaybı devam edebilir.”

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno