Böhmermann’ın Erdoğan şiirinin yasaklanması talebi reddedildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alman komedyen Böhmermann’ın şiirine karşı açtığı temyiz davası sonuçlandı. Mahkeme, şiirin tamamen yasaklanması yönündeki talebi reddetti. Ancak şiir hakkındaki kısmi yasak da kaldırılmadı.

Alman komedyen Jan Böhmermann’ın 2016 yılındaki televizyon programında okuduğu şiire karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılan temyiz davası sonuçlandı.

Hamburg Eyalet Mahkemesi Şubat 2017’deki kararında, Erdoğan’la ilgili şiirin “hakaret içerikli ve onur kırıcı” olduğuna hükmettiği bazı bölümlerini yasaklamıştı. Karara hem Böhmermann hem de Erdoğan’ın avukatları itiraz etmişti.

Yapılan itirazları sonuca bağlayan Hamburg Eyalet Yüksek Mahkemesi Salı günkü kararında, Erdoğan’ın avukatlarının, şiirin tamamının yasaklanması yönündeki talebini reddetti. Mahkeme, şiirle ilgili kısmi yasağın kaldırılmasını isteyen Böhmermann’ın avukatlarının talebine de olumsuz yanıt verdi.

Erdoğan bu eleştirilere katlanmak zorunda

Kararı açıklayan hâkim Andreas Buske, “Hiciv sanat olabilir, ancak olmak zorunda da değil” ifadesini kullandı ve “Sanat olmayan hiciv ise ifade özgürlüğü kapsamına girer” dedi. Söz konusu şiirin, anayasanın sanat tanımına uyup uymadığı konusunda şüpheleri olduğunu söyleyen hâkim, Erdoğan hükümetine yönelik eleştirinin, hatta ağır eleştirinin kabul edilebilir olduğunu ve Erdoğan’ın bu eleştirilere katlanmak zorunda olduğunu belirtti. Alt mahkeme de Erdoğan’ın, cumhurbaşkanı kimliği ve muhaliflerine yönelik politikaları nedeniyle, diğer bölümlere tahammül etmek zorunda olduğuna hükmetmişti.

“Gerçek bir bağlantı yok”

Şiirin bazı bölümlerinin tekrarlanmaması yönündeki yasağın sürdüğüne dair üst mahkeme kararında, bu bölümlerin cinsel içerikli, küçük düşürücü ifadeler barındırdığı ve bu ifadeler ile davacı arasında gerçek bir bağlantı olmadığı kaydedildi.

Almanya ile Türkiye arasında krize neden olan şiir

Böhmermann’ın 31 Mart 2016 tarihinde Alman televizyon kanalı ZDF’deki Neo Magazin Royale programında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili okuduğu şiir sonrasında Erdoğan’ın avukatları komedyen hakkında dava açmıştı. Avukatlar şiiri “içerikten yoksun” ve “insan onurunu aşağılayıcı” bir karalama olarak nitelendirirken, Böhmermann şiiriyle Almanya’da izin verilen hiciv ile yasaklı hakaret arasındaki farkı göstermek istediğini söylemiş, konu Almanya ile Türkiye arasında diplomatik gerginliğe yol açmıştı. DW Türkçe

Ümit Özat gazeteciyi tehdit etti; hakkında suç duyurusu

Gençlerbirliği teknik direktörü Ümit Özat’ın takımın bir manada küme düşmesi garantilendikten sonra Klasspor Genel Yayın Yönetmeni Bülent Atlas’ı hedef alan açıklamaları ve daha önce söyledikleri sözler üzerine Cumhuriyet Savcılığına koruma talepli suç duyurusunda bulundu.

Özellikle son günlerde yoğunlaşan tehditler üzerine avukatı aracılığı ile suç duyurusunda bulunan Bülent Atlas “Yaklaşık 1 senedir Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat ve takımın durumu hakkında görüşlerimi Klasspor’da paylaştım. Tamamen gazetecilik sınırları içerisinde yaptığım bu eleştirilere düzenlenen basın toplantılarında hakaret ve tehdit içeren cevaplar aldım. Arkadaşı olduğunu belirten kişilerden tehdit içeren mesajlar gönderdi. Katıldığı televizyon programında ‘Gazeteci dövülmez diye kanun mu var?” diyen Ümit Özat, Sivasspor maçı sonrası düzenlenen basın toplantısında da attığım bir twiti örnek göstererek “Bu mesajdan dolayı normalde adam vurulur” demişti. Evimin, iş yerimin tespit edildiği, gezdiğim yerlerin hepsinin sürekli listelendiği arkadaşlarım tarafından bana iletilmiş, takip edildiğim söylenmiş, gecenin geç saatlerinde zilimin kim olduğunu bilmediğim kişiler tarafından çalındığını sosyal medya hesaplarımdan duyurmuştum. Gençlerbirliği’nin küme düşmesinin bir manada kesinleşmesi ardından 2 günde sayısız “Kendine dikkat et” mesajı almaktayım. Can güvenliğim konusunda duyduğum endişeden dolayı konuyu koruma talepli olarak Cumhuriyet Başsavcılığına ilettim. Gençlerbirliği’nde yaşananları yazmamı engellemek için yapılan bu girişimlere rağmen yazmaya devam edileceğinin bilinmesini isterim” dedi.

Cüppeleri çiğneyenler değil… Akademiye sahip çıkanlar

MUSTAFA MERT BİLDİRCİN

KHK’ler ile üniversiteden uzaklaştırılan akademisyenlere destek olmak amacıyla Eğitim Sen’in çağrısıyla 10 Şubat 2017’de düzenlenen, “Büyük Buluşma”yla ilgili açılan davanın ilk duruşması dün görüldü. 11 sanığın hazır bulunduğu, 3 sanığın ise mazeret belirterek katılmadığı duruşmada yapılan savunmalarda olay günü yaşanan polis şiddeti öne çıktı. İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olduğunu, olay günü yüksek lisans kayıtlarını yürütmek için okula gittiğini söyleyen M.Y, “Fakülte içerisine gaz atıldığını gördüm. Öğrencilerin, ‘Yusuf abi’ diye bağırdığını duydum. Fakültenin güvenlik görevlisi olan Yusuf Bey daha önce kalp krizi geçirmişti. Ona bir şey oldu endişesiyle aşağıya indim. Polisler beni o sırada gözaltına aldılar” diye konuştu.

‘Gaz fişeğiyle düşürdüler’
İhraç edilen hocalarına destek olmak için buluşmaya gitmek istediğini ifade eden H.A. fakülte önündeki olayları gördükten sonra geri dönmeye karar verdiğini belirtti. Okulun aksi istikametinde yürürken polisin attığı gaz fişeğinin bacağına geldiğini söyleyen H.A, “Hastaneye gittim. Tedavi olurken doktora olayı anlattım. Hastane personeli polis çağırdı. Daha sonra Emniyet’e götürdüler ve gözaltına alındığımı söylediler” dedi. Polisin, okulun bulunduğu sokaktaki insanları metroya doğru yönlendirdiğini söyleyen V.K. herhangi bir şekilde polise karşı koymamasına karşın gaz fişeği sıkıIarak yere düşürüldüğünü belirtti. Gözaltına alınırken üzerine basıldığını ve bu nedenle vücudunda morluklar oluştuğunu anlatan V.K, “Kollarımı arkadan bağlayarak kelepçelediler. Polislerden hakaret de işittim” ifadelerini kullandı.

‘TOMA çoktan okula girmişti’
Sanıklardan S.V ise olayın yaşandığı tarihin yüksek lisans kayıtlarının son günü olduğunu ve kaydını yenilemek için okula gittiğini söyledi. Eğitim Fakültesi kapısından öğrenci kimliğini göstererek içeri girdiğini kaydeden S.V. savunmasını şöyle sürdürdü: “Ana giriş kapısının zincirlendiğini gördüm. Okulda karmaşa vardı. Sonra arka kapıyı da kapattılar. Okulda olayların yatışmasını beklerken, hocalarımın basın açıklaması yaptığını gördüm. İzlemek için gittiğim sırada okula TOMA girdi. Polisin ‘dağılın’ uyarısı yaptığı sırada TOMA çoktan içeri girmişti. Okulun giriş kapısının merdiveninde bir hocanın düşecek gibi olduğunu gördüm. Yardım ederken sivil polis olduğunu söyleyen bir kişi beni tuttu ve resmi kıyafetli polislere gözaltına aldırdı.”

‘Suçlamaların dayanağı yok’
Avukatlar ise iki buçuk sayfadan oluşan iddianamenin sadece yarım sayfasının suçlama içerdiğine dikkat çekti. Suçlamaların herhangi bir dayanağı olmadığını söyleyen avukatlar, iddianameye konu edilen suçlamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı Maddesi’nin 3’üncü fıkrasında yer alan hükümlere aykırı olduğunu vurguladı. İddianamedeki suçların şahsileştirilmediğinin, tüm sanıklara aynı suçlamanın yöneltildiğinin altını çizen avukatlar, duruşmada sendikal faaliyetlerin yargılandığını ifade etti. Mahkeme başkanı, avukatların detaylı savunmalarını almak için davayı 19 Temmuz’a erteledi.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno