Bilkent Üniversitesi, tüm kampüslerde sigara içmeyi yasaklıyor

Bilkent Üniversitesi Senatosu, 2022 yılı eylül ayından itibaren üniversitenin 3 bin dönümlük üniversite kampüsünün içinde sigara içmeyi yasaklama kararı aldı.

Bilkent Üniversitesi Prof. Dr. Abdullah Atalar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigaranın büyük bağımlılık yapan ve sağlığa çok fazla zararı bulunan kimyasal bir madde ve bir nevi zehir olduğunu söyledi.

Sigaranın büyük bir bağımlılık yaptığına işaret eden Atalar, “Nasıl kokain, eroin gibi uyuşturucu maddeler bağımlılık yapıyor, sigara da bağımlılık yapıyor. İnsan sağlığına zararı artık ispatlanmış bir nesne bu.” değerlendirmesini yaptı.

“O günlerden bugünlere geldik”

Türkiye’de 1980’lerde üniversitelerde derslerde, sınavlarda sigara içmenin serbest olduğunu hatta üniversite sınavında bile rahat bir şekilde sigara içilebildiğini belirten Atalar, “O günlerden bugünlere geldik. O gün ‘Bir gün sınıflarda sigara içmek yasaklanacak’ dense kimse inanmazdı.” ifadesini kullandı.

ODTÜ’de öğretim üyesi olduğu yıllarda sınav salonlarının birinde sigara içimini yasakladığını ve bu salona çok talep gelmesi üzerine salon sayısını ikiye çıkardığını aktaran Atalar, daha sonra Bilkent Üniversitesinde görev yapmaya başladığında dönemin rektörü Prof. Dr. Mithat Çoruh ile görüşerek üniversitenin senato ve diğer toplantılarda sigara içimini yasaklayarak üniversitelerde bir ilki hayata geçirdiklerini vurguladı.

Atalar, kapalı alanlarda sigara içiminin yasak olmadığı o yılları, “Türkiye’de kapalı alanlarda sigara içme yasağı yoktu. Biz bu yasağı ilk getiren üniversitelerden biriyiz. Düşünün o yıllarda asansörlerde sigara içilirdi ve biz bunu da yasakladık. Hocaların odalarını sigaralı, sigarasız diye böldük. Zaman geçti, binaların içinde sigara içmeyi yasakladık.” sözleriyle anlattı.

Dünyanın birçok ülkesinde sigaradan gençleri uzak tutmak için çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Atalar, Yeni Zelanda gibi bazı ülkelerin ise 2030 yılında ülkede sigara içmeyi tümüyle yasaklayacağını açıkladığını, Nepal’in komşusu Butan’da ise sigara içmenin tümüyle yasak olduğunu bildirdi.

“Bu nesneden gençlerimizi uzak tutmamız lazım”

Atalar, ABD’de 2 bin 500 üniversitede sigara, bin 600 üniversitede ise her türlü tütün mamulunu içmenin yasak olduğunu belirterek, “ABD’de akla gelen hemen bütün üniversitenin kampüslerinde sigara içmek yasak. Türkiye ise bu konuda geride kaldı.” dedi.

Rektör Atalar, Bilkent Üniversitesi olarak öncülük yapmak istediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“Geçen hafta üniversite senatosu ve yönetim kurulunun oy birliği ile aldığı kararla 2022 yılında yani 4 yıl sonra eylül ayından itibaren üniversitemizin kampüsünün içinde herhangi bir yerinde sigara içmek yasak olacak. Yasağın uygulanacağı alan 3 bin dönüm.

Şu anda bina girişlerinde sigara içmek yasak. Bunları zamanla geliştireceğiz. Dünyadaki bazı ülke örneklerine bakarsak sigara içmenin yasak olduğu yerleri giderek büyütmüşler. Araştırmalar şunu gösteriyor, üniversitede bir yerde serbest bırakırsanız bu öğrencilerin sigara içmesine engel olmuyor, hatta orası sosyal mekan oluyor, herkes oraya gidiyor. Sigara içmenin çok zor olması lazım.

Araştırmalar, bir kere sigaraya başlayanların maaşlarının beşte birini sigaraya vermekten çekinmediklerini gösteriyor. Bu nesneden gençlerimizi uzak tutmamız lazım. Bir de sigaraya başlanırsa bırakmak çok zor. En doğrusu hiç başlamamak. Öğrencilerin sigaraya genelde üniversite yıllarında başladıklarını biliyoruz. Biz üniversitemizi sigarasız bir yer haline getirerek, öğrencilerimizin sigaraya hiç başlamamalarına ön ayak olmak istiyoruz.”

“Hiç başlamamasına neden olacak”

Atalar, sigara yasağının herkesi kapsayacağını vurgulayarak, “Hocaları, öğrencileri, çalışanları, işçileri, bahçıvanları, güvenlik görevlilerini ve herhangi bir konu için kampüse gelenleri de kapsayacak. Bu yaklaşık 15 bin kişi anlamına geliyor. Sigara içmek isteyen kampüs dışına çıkacak. Bu da hiç başlamayan birisi için başlamamasına neden olacak. Öğrencilerimizin büyük kısmı zamanlarının çoğunu kampüste geçiriyor. Yani sigara içmek kolay olmayacak.” diye konuştu.

ABD’deki üniversitelerde arabanın içinde de sigara içiminin yasak olduğunu ifade eden Atalar, “Bizde de bu detaylar nasıl şekillenecek, zaman içinde göreceğiz. Bir komite kurduk, bu komitenin içinde öğrenci konseyimiz de var. Görevimiz, aldığımız kararın önemli olduğunu öğrencilere inandırmak ve koyacağımız kurallara onların uymasını sağlamak.” dedi.

Kampüslerinin girişine 2022 tarihinden itibaren “Burası dumansız kampüstür” yazısının olacağını bildiren Abdullah Atalar, şunları kaydetti:

“Bildiğimiz kadarıyla bu konuda ilk ya da ilklerden biriyiz. Projemizi başlattık. Bu konularda da diğer üniversitelere örnek olmayı umuyorum. Onların da bunları takip edeceğini umuyorum, tahmin ediyorum. Gençleri sigaradan uzak tutmak bence üniversitelerin ve üniversite yöneticilerinin bir görevi.” AA

Hemşireler: Tükeniyoruz!

BURCU CANSU [email protected] @burcu_cansu

Hemşireler, 12-18 Mayıs arasında kutlanan Hemşireler Haftası dolayısıyla, sorunlarını BirGün’e anlattı. Gazetemize konuşan hemşirelerin ortak çığlığı “Tükeniyoruz” oldu.

Hemşireler, karşılaştıkları sorunları, “Ağır işyükü, uzun çalışma süreleri, riskli çalışma koşulları, ücretlerin yetersizliği, mesleğin statü sorunları, işin fiziksel ve zihinsel güçlüğü, şiddet ve mobbing” olarak sıralarken, “Bir de bunlara şiddet ve angarya eklendiğinde mesleğimiz neredeyse yapılamaz hale geliyor” ifadelerini kullandı.

‘Tek çare kendinizi odanıza kilitlemek’
İşten atılma korkusu nedeni ile adlarının açıklanmasını istemeyen hemşirelerin anlattıkları ise hemşirelerin çok zor şartlar altında çalışmak zorunda bırakıldığını ortaya koyuyor. İşte birkaç örnek:

»“Özellikle üniversite hastanelerinin acil servislerinde personel yetersizliğinden dolayı çok ciddi angarya ile muhatap oluyoruz. Danışma, sekreter, temizlik personeli, destek personeli ve teknik servis olmaması sebebiyle birçok iş bizlerin omzuna yükleniyor.”

»“Üniversite kampüslerinde öğrencilere ciddi şiddet uyguladığını televizyonlardan gördüğümüz güvenlik görevlilerinin, hastanede kapıları tekmeleyen, sağlık personeline küfür eden, vuran, personelin üzerine yürüyen problemli kişilere dokunma yetkisi yok.”

»“Hastane çalışanlarının güvenliğini sağlamak amacıyla tanımlanmış olan ‘Beyaz Kod’ uygulaması sadece bir tutanaktan ibaret. 155’i aradığınızda da polis size ‘Darp var mı? Fiziksel bir şey yaşadınız mı?’ diye soruyor. Kimsenin müdahil olamadığı o gerginlik anında tek çareniz kendinizi odanıza kilitlemek. Beyaz Kod sonrasında il sağlık müdürlüğünden ‘olayın araştırılmasına gerek duyulmadı’ diyen ve o mail sosyal medya veya basınla paylaşılırsa ‘cezalandırılacağımızı’ söyleyen bir mail geliyor.”

‘Cihaz tamiri de yapıyoruz’
»“Hekimin istediği tahlilleri anlamayan, reçetesini okuyamayan, doktoruna soru sormaya çekinen, nereye gideceğini bilmeyen, hastasının nerede yattığını bilmeyen bizlere soruyor. Klinik içerisindeki bozulan cihazlardan, tuvaletlerin kirli veya temiz olmasından, malzeme eksikliğinden, hasta güvenliğinden, çarşaf veya nevresimlerden, elektrik panosundan, teknik arızalardan, asansörün bozulmasından, yerlerin silinmesinden, personelin göreve gelmemesinden, eczane kayıtlarından, ilaçların yedeklenmesinden, hatta acil servis kapısına uygunsuz park edilen araçtan bile sorumlu tutuluyoruz. Gerekli organizasyonları yapmakla yükümlüyüz.”

SGK 18 kanser ilacını ödeme listesine aldı

Resmi gazetede yayınlanan Sağlık uygulama tebliği ile başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan 18 adet ilaç geri ödeme listesine alındı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu şu açıklamalarda bulundu:

“Yayımlanan sağlık uygulama tebliğinde listeye yeni ilave edilen ilaçlar; akciğer kanseri, multiple skleroz, Atipik Hemolitik Üremik Sendrom (AHÜS), Paroksimal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH), aktif ankilozan spondilit, plak psoriasis, aktif psoriatik artrit, anal fissürlere bağlı ağrıların tedavisi, narkolepsi ve obstrüktif uyku apnesi tedavilerinde kullanılmaktadır.

Geri Ödemeye Alınan ilaçların bazıları ve kullanım alanları ise şöyle:

>> VERXANT: Aktif ankilozan spondilit, plak psoriasis, aktif psoriatik artrit (cilt ve eklem romatizmal hastalıkları)
>> XALKORİ: Akciğer kanseri
>> TAGRİSSO: Akciğer kanseri
>> ALECENSA: Akciğer kanseri
>> ZYKADIA: Akciğer kanseri
>> IRESSA: Akciğer kanseri
>> SOLIRIS: Atipik Hemolitik Üremik Sendrom (aHÜS) ( kan hücreleri ve böbrek hücreleri hasarı hastalığı) ve Paroksimal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH) kan hücrelerinin parçalarak idrarla atılması
>>OCREVUS: Multipl Skleroz ( beyin ve omurilikte beyaz leke hastalığı)
>> NUVIGIL: Narkolepsi ( gündüz aşırı uyku hali) ve obstrüktif uyku apnesi ( gece nefes durması hali)
>> DOPADEX: Parkinson hastalığı

Böylece 2017 yılının 2. döneminden itibaren yaklaşık 100 adet ilaç geri ödeme listesine alınmıştır. Bu ilaçlardan bir kısmı da daha önce Türk Eczacıları Birliği aracılığıyla yurt dışından temin edilen ilaçlardı.”

Telekonferansla teşhise TTB’den tepki: Muayene esnasında hasta

BURCU CANSU [email protected] @burcu_cansu

Erzincan’ın sekiz ilçesinde uzman doktorların “telekonferans” ile teşhis koyması uygulaması başlatıldı. TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Uzaktan kumanda ile teşhis konulamaz. Dünyada benzeri olmayan bu uygulama ölümlere sebep olur. Oysa uzman hekim sorunu ‘güvenlik soruşturması’ nedeniyle ataması yapılmayan hekimler atandığında çözülebilir” sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi.

AKP hükümetinin 2003 yılında uygulamaya koyduğu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin dayattığı “performans sistemi” sebebiyle hastaya ayrılan sürenin 3-5 dakikaya kadar düşürülmesi tartışmaları sürerken, Erzincan’da başlayan uygulama şaşkınlık yarattı.

Uzaktan şifa veriliyor!
Erzincan merkezindeki Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine ve Erzincan’a bağlı 8 ilçeye görüntülü görüşme yapılması için telekonferans sistemi kuruldu. İlçelerde uzman doktor bulunmadığı için mağduriyet yaşayan hastaların sıkıntısı “telekonferans” sistemi ile çözülmeye çalışılıyor. İlçedeki hastalar için, görüntülü olarak bağlanılan il merkezindeki hastanede görevli uzman doktorun şifa dağıtması bekleniyor.

Erzincan İl Sağlık Müdürü Erkan Hirik, tartışma konusu olan bu uygulamayı “Hastaların yüzde 70’i aynı gün tedavi edilip taburcu edildi. Gereksiz hasta sevklerinin önüne geçildi” diye savundu.

‘Akıl dışı’ uygulama
Uygulamanın “sakıncalı” olduğunu bildiren TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, kamera yardımı ile teşhis konulmasının mümkün olmadığını söyledi. “Uzaktan kumanda ile hastaya teşhis konulamaz” diyen Adıyaman, şöyle konuştu:

“Dünyada böyle bir uygulama yok, olamaz da. Biz hekimler temas etmeden, tetkiklerini yaptırıp incelemeden, hastanın yüzüne kameradan bakarak teşhis koyamayız. Hasta ‘midem ağrıyor’ , ‘karnım ağrıyor’ dediğinde, muayene etmeden kalp krizi riski mi var, apandisit riski mi var nasıl anlayacağız? Böyle bir uygulama akıl dışıdır. Hastaya teşhis koyamadan, tedaviye başlayamadan hasta ölür.

Erzincan’ın ilçelerinde uzman doktor açığı varsa ‘çözüm’ kamera ile uzmana bağlanmak değildir. Sağlık Bakanlığı OHAL kapsamında yürüttüğü ‘Güvenlik Soruşturması’ sebebiyle atamadığı uzman hekimleri atamalıdır. Tek çözüm budur. Erzincan’da yapılan bu akıl dışı uygulamadan vazgeçilmelidir.”

Rusya’dan Kudüs açıklaması

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması hakkında konuştu. Zaharova, Moskova’nın tutumuna göre Kudüs’ün hem Filistin hem de İsrail’in başkenti olması gerektiğini söyledi.

Rusya’nın Kudüs’le ilgili tutumunun değişmediğini belirten Zaharova, “Kent, hem Filistin hem de İsrail’in başkenti olmalı ve tek tanrılı üç dinin inananları için açık olmalı” dedi.

“Rusya, diyaloğu esas alan yaklaşımını sürdürecek. Şiddet sarmalının sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu ile Arap Barış İnisiyatifi’nin kararları temelinde kapsamlı ve sonuç odaklı müzakere süreci en kısa sürede başlatılmalı” diye devam eden Zaharova, şöyle konuştu:

‘ULUSLARARASI TOPLUM ADİL BİR DÜNYA İÇİN ÇALIŞMALI’

“Uluslararası toplumun rolü, iki devletli çözümün uygulanması için gerekli koşulların oluşmasını engelleyen tek taraflı adımlar atmak değil, Filistinlilere ve İsraillilere uzun vadeli adil ve her iki tarafın çıkarlarını gözeten bir dünya kurmaya yöneltmektir.”

Rusya, Kudüs’ün statüsü konusunda BM kararlarına bağlılığını koruyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Nisan 2017’de yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullanmıştı: “Doğu Kudüs’ün statüsünün Filistin devletinin başkenti olarak ele alındığı BM’nin çözümün ilkeleriyle ilgili kararlarına bağlılığımızı teyit ediyoruz. Bununla birlikte, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak gördüğümüzü de belirtmeliyiz.”

Haziran 2017’de İsrail yönetimi, Rusya’ya büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını önermişti. Ancak Moskova, Filistin ve İsrail arasında ilişki tesis edilinceye kadar bu yönde adım atma niyetinde olmadığı yanıtını vermişti.

Ambargo İsrail’den geldi

Ankara-Tel Aviv arasındaki ilişkiler, Kudüs krizi sonrası bir kez daha gerilirken İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel, Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı. Ariel, Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı. Kararını Twitter’dan duyuran Ariel, “İkiyüzlü bir şekilde İsrail’e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız” dedi. Ariel, “Tarım Bakanı olarak, bugün Türkiye’den tarım ürünlerinin ithalatını dondurma talimatı verdim. İki yüzlü bir şekilde İsrail’e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız. İsrail güvenlik güçleri İsrail vatandaşlarını savunurken Erdoğan tüm dünyaya öğüt veriyor ve HAMAS gibi terör örgütlerini finanse ediyor” ifadelerini paylaştı.

Tehdit etmesi kabul edilemez
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise İsrail Tarım Bakanı Ariel’in Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurma talimatı verdiği açıklamasına ilişkin, “Filistin halkına zulmetmeyi politika edinmiş ve bu konuda her türlü pervasızlığı sergileyebilecek bir devletin bakanının, Türkiye’yi, tarım konusu üzerinden tehdit etmeye kalkışması kabul edilebilir bir şey değildir” dedi.

Fakıbaba, Tel Aviv’in Türkiye’yi tarım konusu üzerinden tehdit etmeye kalkışmasının kabul edilemeyeceğini ifade ederek, Türkiye’nin, güçlü ekonomisi, tarımı dahil güçlü ve dinamik sektörleriyle büyük bir ülke olduğunu vurguladı. Fakıbaba, şunları kaydetti: “Dünyanın çeşitli ülkeleriyle tarımsal ticari ilişkileri bulunan ve tarımda net ihracatçı olan ülkemizin İsrail gibi küçük bir ülkenin ‘ithalatı dondurması’ndan çekinmesi asla düşünülemez. Dolayısıyla Türkiye’yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail’in bilmesi gerekiyor.”

Merkel’den ABD’ye ek vergi çağrısı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD’nin Avrupa Birliği ülkelerinden ithal ettiği çelik ve alüminyuma uygulamak istediği ek gümrük vergisi hakkında görüşme çağrısı yaptı.

ABD yönetimi geçtiğimiz haftalarda ticaretteki korumacı politikaları çerçevesinde, ithal çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanacağını açıklamıştı. Ancak Kanada, Meksika, Brezilya, AB, Avustralya ve Arjantin’e “geçici muafiyetler” vermişti.

Reuters’in haberine göre Bulgaristan’ın başkenti Sofya’daki AB liderler zirvesinden önce gazetecilere açıklama yapan Merkel, “Ortak bir konumumuz var. Avrupa ülkeleri olarak ABD’den geçici değil, sürekli bir muafiyet istiyoruz ve sonra ticarete engelleri karşılıklı olarak nasıl azaltabileceğimizi konuşmaya hazırız” dedi.

ABD’nin ithal çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getirileceğini duyurması üzerine AB, ABD’nin bölgeye yaptığı ihracata karşı önlemler alınacağını açıklamıştı.

Hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de Almanya Başbakanı Angela Merkel, Beyaz Saray ziyaretlerinde, AB’nin, ABD’nin vergi kararından muaf tutulmak istediğini belirtmişti.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de, AB ile ABD arasındaki ticari ilişkilerde denge sağlamak için birkaç gün içerisinde “misilleme” yapılacağını belirterek, “Ulusal güvenlik gerekçesi olmadan atılan bu adımla, ABD kendi sanayisini korumaya yönelik bariz bir müdahalede bulunuyor. Bu adımı esefle karşılıyoruz. Korumacılık, çelik sektöründeki ortak sorunun yanıtı olamaz” açıklamasını yapmıştı.

Rus savaş gemileri Akdeniz nöbetinde

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’deki terör tehdidi nedeniyle Kalibr füzesiyle donatılmış Rus savaş gemilerinin Akdeniz’de aralıksız olarak nöbet tutacağını söyledi. Soçi’de askeri üretim faaliyetlerinin ele alındığı bir toplantıda konuşan Putin, “Suriye’deki uluslararası teröristlerin saldırı tehdidinin devam etmesi nedeniyle Kalibr füzeleriyle donatılmış gemilerimiz, Akdeniz’de aralıksız olarak görev yapacak” dedi.

Putin, başta Akdeniz, Kuzey Atlantik ve Asya-Pasifik olmak üzere son yıllarda Rus donanmasının varlık gösterdiği coğrafyanın belirgin şekilde genişlediğine dikkat çekti. Rus lider, donanmanın yüksek savaşa hazırlık durumunun ve etkinliğinin ülkenin ekonomik güvenliğinin sağlanması, stratejik eşitliğin korunması açısından en önemli faktör ve ulusal çıkarların gözetilmesi açısından kritik bir araç olduğunu vurguladı.

Bu arada Putin, Rus donanmasının nükleer caydırıcılıktaki rolünü artırmak için stratejik nükleer kuvvetlerin deniz bileşenlerini güçlendirmeye devam edeceklerini ifade etti. Putin, bu amaç doğrultusunda donanmayı en yeni silah, irtibat, istihbarat ve hedef tespit sistemleriyle donatmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

ABD, Deyr ez Zor’da üs kuruyor
Öte yandan ABD’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Deyr ez Zor kentinde yeni bir askeri üs daha kuracağı bildirildi. Sputnik’e konuşan SDG Deyr ez Zor bölgesi basın sorumlusu Mehdi Kobani, ABD’nin Deyr ez Zor kenti kırsalında bir askeri üs daha kurmaya çalıştığını söyledi. ABD’nin Deyr er Zor’da 2, Suriye kuzeyinde ise 20 askeri üssü var. Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan SDG’den üst düzey bir yetkili, ABD’nin bu bölgede yeni bir askeri üs kurmaya çalıştığını belirterek, şöyle dedi: “ABD daha önce birlikte IŞİD’den aldığımız Hekul Omer bölgesinde bir askeri üs kurmuştu. Şimdi ise Behra bölgesinde bir askeri üs kuruyor. Yeni kurulacak üs Suriye-Irak sınırında yer alıyor. Üssü Behra bölgesinde kuruyor. Kajine kasabası ve Bahoz köyüne yakın. Üssün içinde şimdi ABD askerleri ve araçları bulunuyor. IŞİD bölgeye yakın olduğu için güvenlik gerekçesi nedeniyle üssün içinde ABD bayrakları bulunmuyor. ABD’nin Deyr er Zor bölgesinde artık 3 askeri üssü bulunuyor. ABD daha önce Hekul Omer ve Teneke bölgesinde üs kurmuştu. ABD bölgedeki askeri varlığını artırıyor.”

SDG’nin Deyr ez Zor bölgesi basın sorumlusu Mehdi Kobani de Sputnik’e yaptığı açıklamada Deyr ez Zor kenti kırsalında IŞİD’den aldıkları yerde yeni bir askeri üs kurulacağını doğruladı. Sputnik’e konuşan DSG’ye bağlı Deyr ez Zor Askeri Meclisi Genel Komutanı Ahmed Ebu Hewla da ABD’nin IŞİD ile mücadele kapsamında bölgedeki askeri varlığını artırdığını söyledi.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde daha önce PYD’nin elindeki Derik, Tabka, Rimelan, Hol, Şedadi, Kobani, Eyn İssa, Menbiç, Rakka, Haseke ve Tel Abyad’da askeri üsler kurmuştu. Fırat Nehri’nin batı kıyısında yer alan ve bir petrol üretim merkezi olması nedeniyle ülkenin doğu kesimlerindeki en önemli kent sayılan Deyr ez Zor birkaç ay önce Rusya savaş uçaklarının hava desteğiyle Suriye ordusu tarafından IŞİD’den temizlenmişti. Deyr ez Zor’un doğu kırsalındaki birçok bölge ise SDG güçlerinin elinde bulunuyor.

Ermenistan’da Paşinyan’ın talebi ile iki isim görevden alındı

Ermenistan’da Paşinyan dönemi istifa ve görevden almalar ile başladı. Bu hafta içerisinde meclis tarafından Başbakan seçilen Nikol Paşinyan’ın talebi doğrultusunda Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Milli Güvenlik Servisi Başkanı Georgy Kutoyan ve Polis teşkilatının başındaki isim olan Vladimir Gasparyan’ı görevden aldı. Kutoyan 2016 yılından bu yana, Gasparyan ise 2011’den beri görevdeydi. Paşinyan, iki ismin görevden alınması için Cumhurbaşkanına imzalı bir dilekçe gönderdiğini duyurmuştu.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, Erivan’dan bir istifa haberi de geldi. Rus haber ajansı RIA da vekaleten maliye bakanlığı görevini yürüten Vardan Aramyan’ın yeni hükümetin kurulmasından önce görevinden istifa ettiğini bildirdi. Aramyan, Serj Sarkisyan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Ermenistan’da iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra görev süresi dolan Serj Sarkisyan’ın başbakan seçilmesi, protestolara neden olmuştu. İki haftayı aşan protestoların ardından Sarkisyan istifa ettiğini açıklamıştı. Protestolara öncülük eden muhalefet lideri Paşinyan, Sarkisyan’ın istifasının ardından parlamento tarafından başbakan seçildi.

42 yaşındaki Paşinyan’ın kabinesi önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Ancak Paşinyan yeni hükümette zengin işadamlarının yer almaması gerektiğini ve bakanlardan bazılarının da görevde kalmalarının mümkün olduğunu söylemişti.

Ermenistan’ın yeni seçilen Başbakanı Paşinyan, Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin’le Soçi’de bir araya geleceğini de açıkladı. Görüşmenin 14 Mayıs’ta gerçekleşeceği belirtildi.

Lavrov: ABD’nin anlaşmayı bozması BMGK kararıyla tezat

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çıkmasının BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla tezat oluşturduğunu ve bu adımın sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.

Moskova’da Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Lavrov, “ABD yönetiminin Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak da bilinen nükleer anlaşmadan çıkma kararı Rusya’da derin bir endişe yaratıyor. Aynı zamanda bu adım, BMGK’nın 2231 sayılı kararını ciddi şekilde ihlal ediyor” dedi.

Lavrov, “İran’ın bu karara verdiği orantılı tepkiyi takdir ediyoruz. Zira Washington’un adımının tüm sonuçlarının analiz edilmesi gerekiyor. Acele etmek muhtemelen fayda sağlamazdı. Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve İran’ın bu analizi yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Lavrov, Rusya’nın bunun üzerinde çalıştığını ve en kısa sürede görüşlerini açıklayacağını da vurguladı.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno