Efsaneleşen fotoğrafı çeken gazeteci o anları anlattı

Ağır silahlarla saldıran İsrailli askerlere karşı sapanını salladığı fotoğraflarla hafızalara kazınan 29 yaşındaki Fadi Ebu Salah, 2008 yılında İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında iki bacağını kaybetti. Buna rağmen hayata sarılan ve çevresine moral kaynağı olup güç veren Fadi Ebu Salah, her gün eşi ve 4 çocuğuyla motosikletine atlayıp, Han Yunus kentinin doğusundaki İsrail sınırına gitti. Burada eylemciler için kurulan çadırları ziyaret edip, Filistin’in haklı davasını yılmadan anlattı.

FİLİSTİN MÜCADELESİNE SİMGE OLDU

O kareyi çeken ve Salah’la tanıştığını söyleyen Reuters foto muhabiri İbrahim Ebu Mustafa, bu acıklı portreyi şu sözlerle anlattı: “Bu sabah bir tanıdığıma selam verdim, günün sonunda adamın cenazesindeydim.”

BM: İKİ BACAĞI YOK NASIL TEHLİKE YARATIR?

Birleşmiş Milletler, İsrail’in Gazzelilere karşı güç kullanımını önceki gün kınadı. Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Sözcüsü Rupert Colville, Cenevre’de, “çitlere yaklaşmanın vurulmak anlamına gelmemesi gerektiğini” belirterek, “Gazze’de herhangi birinin vurularak öldürülebileceği görülüyor” ifadesini kullandı. Tekerlekli sandalye ile eylemler sırasında aldığı yaralara dayanamayarak yaşamını yitiren Fadi Ebu Salah’ı hatırlatan Colville, “İki bacağı da olmayan bir adam, büyük ve iyi korunmuş bir çitin arkasından ne kadar büyük bir tehdit ifade ediyor olabilir?” diye tüm dünyaya sordu.

Ümit Özat gazeteciyi tehdit etti; hakkında suç duyurusu

Gençlerbirliği teknik direktörü Ümit Özat’ın takımın bir manada küme düşmesi garantilendikten sonra Klasspor Genel Yayın Yönetmeni Bülent Atlas’ı hedef alan açıklamaları ve daha önce söyledikleri sözler üzerine Cumhuriyet Savcılığına koruma talepli suç duyurusunda bulundu.

Özellikle son günlerde yoğunlaşan tehditler üzerine avukatı aracılığı ile suç duyurusunda bulunan Bülent Atlas “Yaklaşık 1 senedir Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ümit Özat ve takımın durumu hakkında görüşlerimi Klasspor’da paylaştım. Tamamen gazetecilik sınırları içerisinde yaptığım bu eleştirilere düzenlenen basın toplantılarında hakaret ve tehdit içeren cevaplar aldım. Arkadaşı olduğunu belirten kişilerden tehdit içeren mesajlar gönderdi. Katıldığı televizyon programında ‘Gazeteci dövülmez diye kanun mu var?” diyen Ümit Özat, Sivasspor maçı sonrası düzenlenen basın toplantısında da attığım bir twiti örnek göstererek “Bu mesajdan dolayı normalde adam vurulur” demişti. Evimin, iş yerimin tespit edildiği, gezdiğim yerlerin hepsinin sürekli listelendiği arkadaşlarım tarafından bana iletilmiş, takip edildiğim söylenmiş, gecenin geç saatlerinde zilimin kim olduğunu bilmediğim kişiler tarafından çalındığını sosyal medya hesaplarımdan duyurmuştum. Gençlerbirliği’nin küme düşmesinin bir manada kesinleşmesi ardından 2 günde sayısız “Kendine dikkat et” mesajı almaktayım. Can güvenliğim konusunda duyduğum endişeden dolayı konuyu koruma talepli olarak Cumhuriyet Başsavcılığına ilettim. Gençlerbirliği’nde yaşananları yazmamı engellemek için yapılan bu girişimlere rağmen yazmaya devam edileceğinin bilinmesini isterim” dedi.

Demirtaş’tan gençler, kadınlar ve emekliler için seçim vaatleri

HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla seçim vaatlerini duyurdu.

Demirtaş, gazeteci Fatih Portakal’ın twitter hesabından “Liderlerden çözümünü duymak istediğim 3 mesele var: 1- gençlerin geleceklerine nasıl umut olacasınız? 2- Kadın yurttaşlari toplumda nasıl eşit hale getireceksiniz? 3- Emeklilikten sonraki hayatı nasıl daha mutlu kılacaksınız? Süslü cümleler kurmak kolay, bunlara cvp var mı?” sorularını yönelttiği tweet’i alıntılayarak; gençler, kadınlar ve emekliler için vaatlerini sıraladı.

Gönül isterdi ki, bunları sizinle yüz yüze konuşabilelim. Şimdilik, fikirlerimi buradan kısaca belirtmekle yetinmiş olayım. Selamlar, kolaylıklar. @fatihportakalpic.twitter.com/ldO7pvvkyZ

— Selahattin Demirtaş (@hdpdemirtas) May 7, 2018

Demirtaş, gençlere ilişkin vaatlerinde, “Her genç için “Genç Kart’ projesi ile günlük yaşamlarına destek olacağız. Aylık 500 TL kredi yüklenecek olan “Genç Kart’ ulaşım, yemek, kültür, sosyal faaliyetler, iletişim gibi alanlarda kullanılabilecek. Her gence şart aranmaksızın “Genç Kart’ sağlanacaktır.” ifadelerini kullandı.

Kadınların çoğunlukta olduğu bir Cumhurbaşkanlığı yönetim mekanizması oluşturacaklarını vurgulayan Demirtaş, “Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz saldırılarına karşı daha sonuç alıcı idari, hukuki, kültürel tedbirler alacağız. Ancak asıl hedefimiz, şiddeti ortaya çıkaran cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek olacaktır.” dedi.

Demirtaş, emeklilere yönelik vaatleri ile ilgili de ise şunları yazdı:

“Emekli maaşı olmayan bir milyon yaşlıya, aylık 1.000 lira ödeme yapacağız. En düşük emekli maaşını 3.000 lira yapacağız. Kıdem tazminatı ve emeklilik ikramiyesini güvence altına alacağız. Böylece çalışanlar, zamanları geldiğinde emekli olmaktan imtina etmeyecekler. Bu yolla, gençlere yeni iş alanları da açmış olacağız.”

Demirtaş’ın açıklamalarının tam metni şöyle:

GENÇLER

Türkiye’de gençlerin önündeki en büyük engel AKP iktidarı ile derinleşen yoksulluktur. Yoksulluk ve tüm fırsat eşitsizliklerinin ortadan kaldırılması, gençlerin potansiyellerini açığa çıkaracaktır.
Toplumdaki yoksulluğu ortadan kaldıracak şekilde, gelir dağılımında ve vergilendirmede adaleti sağlamamız çok gereklidir. Toplumda bir yaraya dönüşmüş işe alımlardaki torpili kaldırmak, gençlerin mesleklerine aidiyetini ve geleceğe bakışını güvenli hale getirecektir. Ülkemizde her beş gençten biri işsizdir. Sadece iş hayatındaki çalışma sürelerinin kısaltılmasını, askeri harcamalann kısıtlanmasını ve kamudaki makam arabası, helikopter, uçak gibi israf kalemlerinin bitirilmesini sağlayarak bile gençlere büyük bir istihdam alanı yaratabiliriz. Her genç için “Genç Kart’ projesi ile günlük yaşamlarına destek olacağız. Aylık 500 TL kredi yüklenecek olan “Genç Kart’ ulaşım, yemek, kültür, sosyal faaliyetler, iletişim gibi alanlarda kullanılabilecek. Her gence şart aranmaksızın “Genç Kart’ sağlanacaktır.
“Gençlerin sorunlarını en iyi ben çözerim” demek yerine, bu sorunları “en iyi gençlerin kendisi çözer” demek gerekir. Siyasetçilerin gençlere verebilecekleri en büyük umut “dürüst, ahlaklı, şeffaf ve mütevazı” siyasetçi profili ile siyasete olan saygı, ve ilgiyi arttırmaktır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı a,racağız, “Gençlik Bakanlığı” adı altında yeni bir bakanlık kuracağız. Bakanın kendisi gerçelcten de genç olacak ve bu bakanlığın tek amacı gençleri geleceğe en iyi şekilde hazırlamak olacaktır. Gençlik Bakanlığı, diğer bütün bakanlıklan da gençler için özel uygulamalar ve projeler konusunda zorlayacak ve harekete geçirecek bir tür koordinatör bakanlık gibi olacaktır. Gençlerimizin demokrasiyi, kültürün bir unsuru olarak özümsemiş, ülkenin, toplumun ve elbette tüm insanlığın yararına düşünebilen, üretebilen özgür bireyler olarak yetişmelerini sağlamak Türkiye’nin en büyük güvencesi olacaktır. Biz gençleri hiçbir kalıba sokmaksızın, fikirleri ne olursa olsun, kendileı-ini özgürce ifade edebildikleri, geleceklerini başka bir ülkede değil, bu bereketli topraklarda gördükleri bir ülke var edeceğiz.

KADINLAR

Kadınların eşit yurttaş olmaları erkekler tarafından bahşedilecek bir lütuf değildir. Türkiye’de kadınlara yönelik politikalar iktidarın siyaset anlayışının turnusol kâğıdıdır. AKP’nin 16 yıllık politikasının en dip noktası kendini kadınların bedenine, yaşam tazına ve değerlerine yönelik saldırılar olarak gösterdi.
Bize düşen şey kazanılmış olan hakları anayasal, yasal, idari, pratik açıdan güvenceye almaktır. Erkek egemen zihniyetin değişmesi için toplumsal seferberlik başlatmaktır. Örneğin erkek siyasetçiler kadınlara dair konuşurken “kadınlarımız” demeyi bırakmakla ilk adımı atabilirler. Kadınlar bizim değildir, kadın kadındır, bize ait değildir. Hiç “erkeklerimiz” diyen erkek siyasetçi gördünüz mü mesela?
Kadınlar eşit ve özgür olmadan toplum asla özgür olmaz. Demokrasi toplumu olamayız. Cumhuriyetimizin daha fazla demokrasi ile buluşmalı için en önemli başlıklardan biri de kadınların daha özgür ve eşit olmaları mücadelesinin başarıya ulaşmasıdır. Bu bakış açısıyla, kadınların çoğunlukta olduğu bir Cumhurbaşkanlığı yönetim mekanizması oluşturacağız. Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz saldırılarına karşı daha sonuç alıcı idari, hukuki, kültürel tedbirler alacağız. Ancak asıl hedefimiz, şiddeti ortaya çıkaran cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek olacaktır.
Türkiye, çocuk doğurma oranlarının en yüksek, buna karşın ulaşılabilir çocuk bakım merkezlerinin en az olduğu ülkelerden biri. Bu nedenle ilk adımlardan biri olarak çocuk bakım ve eğitim merkezlerinin sayısını arttıracağız. Böylece kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayatına katılımının önündeki en önemli engellerden birini ortadan kaldıracağız.

EMEKLİLER

12 milyon emeklinin üçte ikisi hâlâ çalışıyor, Yani aslında emekli olamadılar. Bizler yaşam kalitelerini arttırarak emeklileri emekli edeceğiz. Emekli maaşı olmayan bir milyon yaşlıya, aylık 1.000 lira ödeme yapacağız. En düşük emekli maaşını 3.000 lira yapacağız. Kıdem tazminatı ve emeklilik ikramiyesini güvence altına alacağız. Böylece çalışanlar, zamanları geldiğinde emekli olmaktan imtina etmeyecekler. Bu yolla, gençlere yeni iş alanları da açmış olacağız.
Emekli olup hayatının geri kalanını dinlenerek, gezerek, okuyarak, ailesi ile zaman geçirerek tamamlayacak her insanın sahip olması gereken haklar çalışırken sahip olduklanndan kesinlikle daha fazla olmalıdır. Bu bir sadaka falan değil, emekçilerin ülke ve toplum adına yaptıklanndan dolayı hak ettikleri onurlu bir kazanımdır. Emekliler, uçaklar dâhil ulusal veya uluslararası seyahatlerden yüzde 50 indirimle yararlanacaklar. Ücretsiz sağlık hizmetini evde veya hastanede eksiksiz alacaklar. Şehir içi ulaşım, müze ziyaretleri, tarihi ören yerleri vb. ücretsiz olacak. Emekliler bütün kültürel etkinliklerden indirimli yararlanacak. Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin her yerinde sağlayacağı anlaşmalı otellerde yüzde 50 indirimle tatil yapabilecek. Yerel yönetimler aracılığıyla emeklilere yönelik müzik, resim, edebiyat, el sanatlan, teknoloji, bilişim atölyeleri açılacak. Her emekli yurttaş aylık standart bir milctarda ücretsiz cep telefonu ile konuşma ve internet hakkına sahip olacak.
Emekliler sendika kurup hükümetle her yıl sosyal ve ekonomik haklar konusunda pazarlık yapma hakkına sahip olacak. Emekli olduktan sonra çalışacak yurttaşların emekli aylığından yapılan kesintiler kaldırılacak. Peki, bunlar neden yapılmalı? Çünkü onlar bu ülkeyi alınlannın teri ile var ettiler. Başka bir gerekçe lazım mı ki? Bütün bunlann kaynağı da, yandaşlara tanınan vergi aflarında, ülkeden kaçırılan paralarda, ödenen yüksek faizlerde, dev israf projelerinde, örtülü ödenek gibi kalemlerdedir.

Bunlarla birlikte, bir de Cumhurbaskanlığının masraflarını kısarsak kaynak yeter de artar bile 🙂 Bunların hepsini de “BEN” yaparım demiyorum, “BİZ” yaparız diyorum. Yeter ki “BİZ” olalım. Selamlar.

Şair Refik Durbaş yoğun bakımdan çıktı

BirGün yazarı şair, gazeteci ve yazar Refik Durbaş tedavi gördüğü Acıbadem Hastanesi’nde yoğun bakımdan çıktı. Durbaş, 30 Nisan’da yoğum bakımına alınmıştı.

Dün yoğun bakımdan çıkarılan Durbaş’ın tedavisine devam ediliyor. Odasına çıkarıldıktan sonra yayıncısı Fahri Özdemir aracılığıyla mesaj gönderen Durbaş, durumunun iyi olduğunu aktardı.

Ece Zereycan’ın konuğu Mustafa Hoş

Ece Zereycan’ın konuğu gazeteci Mustafa Hoş:

RSF, son 10 yılda gazetecilere yönelik saldırıları derledi

Afganistan’ın başkenti Kabil’de 30 Nisan’da gerçekleştirilen çifte intihar saldırısı, işleri rahatsızlığa neden olduğu için medya kuruluşları ve gazetecilere yapılan birçok kanlı saldırının sonuncusu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) son 10 yılda medya mensuplarına karşı yapılan en kanlı saldırıları derledi.

Kabil’de art arda gerçekleşen iki bombalı saldırı 9 gazetecinin hayatını kaybetmesine neden oldu. En az 9 gazetecinin hayatını kaybettiği, birçok gazetecinin yaralandığı saldırı, 2001 yılında Taliban rejiminin düşüşünden beri yaşanan en kanlı medya saldırısı. IŞİD’in düzenlediği iddia edilen iki patlama, yarım saat arayla Afganistan’ın en büyük istihbarat ajansının merkezinin yakınlarında meydana geldi. İkinci patlama, birinci patlamayı görüntülemeye gelen muhabirlerı hedef aldı. Bu ikili saldırılar militan gruplar tarafından gerçekleştiriliyor.

21 Mart 2018’de Ekvador gazetesi El Comercio’nun iki muhabiri Javier Ortega ve Paul Rivas ile şoförleri Efrain Segarra Ekvador Kolombia sınırı yakınlarında kaçırıldı. Gazeteciler bölgeye hükümet güçleriyle silahlı grupların arasındaki çatışmayı görüntülemek için gitmişlerdi. Kaçırılan 3 kişinin ölü bedenlerinin fotoğrafları 12 Nisan günü internette yayımlandı ve bu haber Başkan Lenin Moreno tarafından doğrulandı.

Afganistan’da İntihar saldırısında 7 Tolo News çalışanı hayatını kaybetti. 20 Ocak 2016’da Televizyon teknikerlerini Kabil’deki evlerine götüren araca şehir merkezinde bomba yüklü bir araçla saldırıldı. Taliban’ın yaptığı iddia edilen saldırıda üçü kadın yedi çalışan hayatını kaybetti. Saldırıdan önce Tolo ve başka bir Afgan televizyon kanalı olan TV1, Taliban tarafından “askeri hedef” olarak duyurulmuştu.

Charlie Hebdo genel merkezinin toplantı salonuna giren iki silahlı saldırgan, sekizi gazeteci olmak üzere on iki kişinin ölümüne neden oldu. Charlie Hebdo 2006 yılında Hz. Muhammed’in bulunduğu bir karikatür yayımladıktan sonra tehdit edilmeye başlanmıştı ve bu nedenle polis koruması altındaydı. Gazetenin ofisi 2011 yılında yakılmaya çalışılmıştı.
Pakistan’ın Belucisyan Eyaleti’nin yönetim merkezi olan Ketta’da art arda gerçekleşen 2 bombalı saldırıda 80 kişi hayatını kaybetmişti. İlk bomba can kaybına neden olsa da bölgeye polisi ve gazetecileri çekmek için tuzak olarak patlatılmıştı. İkinci saldırıda 3 gazeteci hayatını kaybederken 3 gazeteci de yaralandı.

Dubai merkezli uydu kanalı Al-Arabiya’nın Bağdat bürosuna bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda kanalın 4 çalışanı hayatını kaybetti. 2003’te açılan ofis daha önce de terörist saldırıların hedefi olmuştu. 2008 yılında büronun yöneticilerinden Jawad Hattab, arabasının altına yerleştirilen bombadan son anda kurtulmuştu. 2006 yılında büroyu hedef alan bombalı araçlı saldırıda 7 kişi ölmüş 20 kişi ise yaralanmıştı. Maguindanao bölgesi yöneticisi tarafından yönetilen özel milis kuvvetler, otuz ikisi gazeteci olmak üzere elli yedi kişinin ölümüne neden oldu. Nijerya’nın başkenti Abuja’da bulunan gazete ThisDay’e bomba yüklü bir araçla gelen saldırgan 4 kişinin hayatını kaybetmesine ve onlarca insanın yaralanmasına neden oldu.

TAKSAV Gazetecilik Seminerleri sona erdi

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat için Vakıf (TAKSAV) tarafından düzenlenen ve 7 hafta süren Gazetecilik Seminerleri gerçekleştirilen kokteylle son buldu.

TAKSAV’ın Moda’da bulunan Kadıköy Şubesi’nde düzenlenen kokteyle seminere katılan öğrenciler, seminer hocaları ve vakfın yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Etkinlikte bir konuşma yapan TAKSAV Kadıköy Şube Başkanı Basri Akçelik, “Gazeteciliğin yaşadığı şu zor günlerde, gazeteci olmak isteyen gençlere böyle bir imkan sunduğumuz için çok mutluyuz. Önümüzdeki dönemlerde de bu çabamız sürecek ve yeni programlar hazırlayacağız” dedi.

Kokteyle katılan gazetecilerden BirGün yazarı Ayşenur Arslan, gazeteciliğin en temel özelliklerini kaybettiğini ve böylesi çalışmaların günümüzde çok kıymetli olduğunu vurguladı.

Atölye hocalarından gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ise “Burada 7-8 hafta boyunca oldukça verimli bir süreç geçirdik. Ben öğrencilerle bir arada olmaktan, onlara bildiklerimi aktarmaktan büyük keyif aldım. TAKSAV’a böyle bir imkan yarattığı için çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından seminerlere katılan öğrencilere sertifikaları verildi.

Demirören etkisi: CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Aktaş ile

Doğan Medya Grubu’nun Demirören Yayın Grubu’a satılmasının ardından, gruptan bir ayrılık daha gerçekleşti.

Medya Tava’nın haberine göre, CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş ile yollar ayrıldı. Aktaş, bu göreve 8 Aralık 2015 tarihinde getirilmişti.

Erdoğan Aktaş kimdir?

Aktaş, İstanbul’da 1967 yılında doğdu. İlk, orta ve liseyi İstanbul’da okudu. Liseyi bitirir bitirmez çocukluk hayali olan gazeteciliğin peşinden koşmaya başladı. 1984 yılında Güneş Gazetesi’ne girerek muhabirliğe başladı. Aynı dönemde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde de üniversite eğitimine başladı. Önce Güneş Gazetesi’nden kovuldu. Yılmadı, çocukluk hayalinin peşinden devam etti. Çeşitli gazetelerde çalışmaya, bazılarından da atılmayı sürdürdü. Sırasıyla Gazete Gazetesi, Hürriyet, Sabah ve Milliyet’de polis muhabiri olarak çalıştı.

1992 yılında Gülbin Aktaş ile evlendi. Bir yıl sonra Star TV’de televizyon haberciliğine başladı. Muhabir olarak sırasıyla Star TV, Show TV ve NTV’de görev aldı.1999-2005 yılları arasında NTV’de Yakın Plan isimle programı hazırlayıp sundu. Bu arada Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinde gazeteci olarak gelişmeleri takip etti.

Televizyonculuğa adım attığı Star TV’ye 2005 yılı Mart ayında Genel Yayın Yönetmeni olarak geri döndü. Bu arada “Aşık Olan Terkeder” isimli ilk romanı yayınlandı. Star TV’deki görevini sürdürürken, aynı zamanda Posta Gazetesi’nde günlük köşe yazıları yazdı. 2008 yılında ise Haber Türk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevini aldı. 2009 yılı Ağustos ayı itibariyle ATV Haber Genel Yayın Yönetmenliği üstlendi.

atv Haber Genel Yayın Yönetmenliği görevi sürerken, Turkuvaz Holding bünyesinde yer alan A Haber Kanalı’nın kurup genel müdürlük görevini yürüttü. Bu arada yine A Haber kanalında “Memleket Meselesi” ve “90’a” programlarını hazırlayıp sundu.

Melda Onur yeniden aday

24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, İstanbul 2. Bölge’den aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Başvurusunu sosyal medya üzerinden duyuran Onur, “Hazır mısın Türkiye” notunu paylaştı.

Melda Onur özellikle hayvan hakları ve çevre konularında duyarlı kimliği ile tanınıyor.

#HazırMısınTurkiyepic.twitter.com/s4wgtS3UyX

— Melda Onur (@meldaonur) May 4, 2018

MELDA ONUR KİMDİR?

Melda Onur, 20 Temmuz 1964’te Eskişehir’de doğdu. Babasının adı Necmettin, annesinin adı Mediha’dır.

Gazeteci, İletişimci; Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Ulus-lararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde yaptı.

1989 yılında Günaydın’da gazeteciliğe başladı. Sırasıyla; Show TV, Kanal D, Star TV ve Akşam gazetelerinde çalıştı. Bu sürede Fransa Paris’te Uluslararası Kamu Yönetimi Enstitüsünde (IIAP) Ekonomik İlişkiler okudu. Fransa Maliye Bakanlığı, Antenne 2 TV ve LaVoix du Nord gazetesinde staj yaptı. 1998 yılında Camev Yayıncılık ve Prodüksiyon Şirketini kurdu. 2001 yılında ise Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Üyesi olarak profesyonel hayata geri döndü. 2007 yılından itibaren iletişim koordinatörü olarak serbest çalışmaya başladı. Birçok sivil toplum kuruluşunun üyesi olan Onur’Un yayınlanmış 3 belgesel kitabın yazarları arasında bulunuyor.

Onur, Fransızca, İngilizce ve İspanyolca biliyor.

Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 157’inci sırada

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün (RSF) 2018 yılı dünya basın özgürlüğü raporu açıklandı.

Rapor, dünya genelinde gazetecilere yönelik düşmanlığın giderek arttığı, bu konuda bir nefret ikliminin giderek daha görünür hale geldiği tespitini içeriyor.

Raporda, “Siyasi liderlerce medyaya duyulan düşmanlık artık sadece Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle sınırlı değil. Bu ülkelerde ‘medya fobisi’ o kadar aşikar ki gazeteciler rutin biçimde terörle suçlanıyor ve sadakat göstermeyenler keyfi olarak hapse atılıyor” denildi.

RSF’nin raporunda, demokratik yollarla seçilen liderlerden giderek daha fazlasının, medyayı artık demokrasinin esas temeli olarak değil, açıkça nefretlerini dile getirdikleri bir hasım olarak gördükleri değerlendirmesine yer verildi.

Gazetecilere yönelik sözlü şiddetle fiziksel şiddet arasındaki çizginin de giderek eridiği gözleminin aktarıldığı raporda, basın özgürlüğüne saygının en fazla olduğu Avrupa’da bile medyaya politikacılardan gelen sözlü saldırıların artışta olduğu belirtildi.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire yaptığı açıklamada, “Gazetecilere yönelik nefretin artması, demokrasilerin önündeki en kötü tehditlerden biri. Gazetecilere karşı nefret besleyen siyasi liderler ağır bir sorumluluk taşıyor çünkü propaganda yerine gerçeklere dayalı kamuya açık tartışma anlayışına zarar veriyorlar. Bugün gazeteciliğin meşruiyetini tartışmaya açmak, aşırı tehlikeli bir siyasi ateşle oynamak demektir” dedi.

Basın özgürlüğü raporunun ilk sırasında geçen yıl olduğu gibi yine Norveç bulunuyor. Norveç’i sırasıyla İsveç, Hollanda, Finlandiya, İsviçre, Jamaica, Belçika, Yeni Zelanda, Danimarka ve Costa Rica takip ediyor. Raporun son sırasında ise Kuzey Kore yer alırken, son 10 sıradaki ülkeler Kuzey Kore’den sonra sırasıyla Eritre, Türkmenistan, Suriye, Çin, Vietnam, Sudan, Cibuti, Küba ve Ekvator Ginesi olarak sıralanıyor.

Raporda Amerika kendisine ancak 45’inci sırada yer bulabildi.

Raporda, Rusya ve Türkiye’de basın özgürlüğünün 30 yılı aşkın süredir emsali görülmeyen seviyelere gerilediği belirtildi. Raporda, “İki ülkenin çevrelerindeki bölgeye yaptıkları etki nedeniyle bu düşüş özellikle endişe verici” değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye için “profesyonel gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi” tabirinin kullanıldığı raporda, Türkiye’nin bu yıl iki sıra daha gerileyerek 157’inci sıraya düştüğü belirtildi.

Ülkedeki ardı ardına toplu davalara dikkat işaret edilen raporda, Türkiye’yle ilgili olarak şu görüşlere yer verildi:

“Düzinelerce gazeteci, bir yılı aşkın geçici gözaltıların ardından, Temmuz 2016’daki darbe girişiminde suç ortağı oldukları iddiasıyla yargılanmaya başladı. İlk mahkumiyet kararları arasında ömür boyu hapis cezası da bulunuyor. İki yıla yakın bir süredir yürürlükte olan olağanüstü hal, yetkililere, çoğulculuk adına ne kaldıysa onu da yok etme imkanı tanıyarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke üzerindeki kontrolunu pekiştirecek anayasal reformun önünü açtı. Hukukun üstünlüğü şu anda sadece solmakta olan bir hatıradan ibaret kaldı. Bu durum Ocak 2018’de hapisteki iki gazetecinin derhal serbest bırakılmasını emreden Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmemesiyle doğrulandı.”

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno