Kanalizasyondan yandaş şirketlere para akacak

NURCAN GÖKDEMİR [email protected] @nurcangokdemir

Hükümet, İstanbul Yeni Havalimanı, 3. Köprü, Avrasya Tüneli, Osmangazi ve Çanakkale Köprüleri ile şehir hastaneleri inşaatlarında kullandığı Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelini daha yaygınlaştırmayı planlıyor. Hemen her projede iktidara yakın isimlerin görüldüğü ve yolsuzluğa zemin hazırladığı, yandaşa rant aktarma aracı olduğu, bütçeye aşırı yük getirdiği, garantilerle ülkenin 25 yıllık gelirine ipotek konulduğu gerekçeleriyle eleştirilen model altyapı projelerinde de uygulanmak isteniyor.

Kalkınma Bakanlığı, 2017 Dünyada ve Türkiye’de KÖİ Uygulamalarına İlişkin Gelişmeler Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, 1986-2017 döneminde Türkiye’de 225 projenin uygulama sözleşmesi imzalandı. 191’i hayata geçerken 34’ünün finansal kapanışı yapıldı ya da yapımına devam ediliyor.

225 projeden 106’sı Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılırken 93 projede İşletme Hakkı Devri, 21 projede Yap-Kirala-Devret, 5 projede de Yap-İşlet modelleri uygulanıyor. Enerji üretim tesisleri 86 projede ilk sırada geliyor, 42 otoyol ve hizmet tesisi, 21 sağlık tesisi, 18 havaalanı, 17 yat limanı ve turizm tesisi, 15 sınır kapısı, 2 sanayi tesisi, birer de demiryolları ile kültür ve turizm tesisi inşaatında KÖİ modeli uygulanıyor.

135 milyar dolarlık toplam sözleşme değeri içinde en büyük paya 69,4 milyar dolar ile havaalanı projeleri sahip. Bu projeleri 37.7 milyar dolarla enerji, 19.4 milyar dolarla otoyollar ve hizmet tesisleri izliyor.

Türkiye, Avrupa’da ikinci
Bütçeye getirdiği yük ve risklerin büyüklüğü nedeniyle ilk uygulandığı ülke olan İngiltere’nin bile azalttığı KÖİ yatırımları Türkiye’de hız kesmiyor. AB ülkeleri arasında 24.8 milyar Avroluk proje tutarı ile İngiltere ilk sırada gelirken, ikinci sırada 19.6 milyar Avroluk tutarla Türkiye yer alıyor. Üçüncü sıradaki Fransa 9.8 milyar, İtalya 5.8 milyar, Hollanda ise 5.6 milyar Avroluk KÖİ projesini imza altına aldı.

Altyapıda da KÖİ
AKP iktidarları döneminde büyüyen şirketlerin en önemli partner olduğu KÖİ modelinin yaygınlaştırılacağı da bildirildi. Kentsel altyapı ile birlikte daha küçük ölçekli katı atık, atık su gibi projelerde de yöntemin yaygın şekilde kullanılacağı belirtildi.

Önceliklere dikkat
Kullanılmayan köprüler, otoyollar inşa edildiği ve verilen garantiler nedeniyle şirketlerin cebine milyarlarca liralık kaynak aktarıldığı bilinen projelerle ilgili raporda bazı konularda ortaya çıkabilecek sorunlara da dikkat çekildi. Finansman kaynağı bulmak için rekabetin arttığı belirtilerek, “Finansman kaynaklarının stratejik önemi haiz projelerde kullanılabilmesini teminen proje önceliklendirme önem kazanmaktadır” denildi.

‘Ekonomiye faydası olacak’
Kapsamlı ve titiz bir proje hazırlık aşaması gerektiğinin altı çizilen raporda, “İyi bir hazırlık süreci ile projelerin ekonomik faydaları, getireceği yükümlülükler, karşılaşılabilecek riskler ortaya konabilecek, belirsizlikler asgariye indirilerek etkin bir ihale ve sözleşme yönetiminin önü açılacaktır” saptamaları da yer aldı.

Finansman sıkıntısı
İlerleyen süreçte KÖİ alanında banka kredilerine erişimde zorluk yaşanması olasılığına dikkat çekilerek, alternatif finansman yöntemlerinin değerlendirilmesi, buna yönelik teknik ve hukuki altyapının tamamlanması gerektiğinin düşünüldüğü de bildirildi.

Merkel’den ABD’ye ek vergi çağrısı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD’nin Avrupa Birliği ülkelerinden ithal ettiği çelik ve alüminyuma uygulamak istediği ek gümrük vergisi hakkında görüşme çağrısı yaptı.

ABD yönetimi geçtiğimiz haftalarda ticaretteki korumacı politikaları çerçevesinde, ithal çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanacağını açıklamıştı. Ancak Kanada, Meksika, Brezilya, AB, Avustralya ve Arjantin’e “geçici muafiyetler” vermişti.

Reuters’in haberine göre Bulgaristan’ın başkenti Sofya’daki AB liderler zirvesinden önce gazetecilere açıklama yapan Merkel, “Ortak bir konumumuz var. Avrupa ülkeleri olarak ABD’den geçici değil, sürekli bir muafiyet istiyoruz ve sonra ticarete engelleri karşılıklı olarak nasıl azaltabileceğimizi konuşmaya hazırız” dedi.

ABD’nin ithal çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getirileceğini duyurması üzerine AB, ABD’nin bölgeye yaptığı ihracata karşı önlemler alınacağını açıklamıştı.

Hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de Almanya Başbakanı Angela Merkel, Beyaz Saray ziyaretlerinde, AB’nin, ABD’nin vergi kararından muaf tutulmak istediğini belirtmişti.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de, AB ile ABD arasındaki ticari ilişkilerde denge sağlamak için birkaç gün içerisinde “misilleme” yapılacağını belirterek, “Ulusal güvenlik gerekçesi olmadan atılan bu adımla, ABD kendi sanayisini korumaya yönelik bariz bir müdahalede bulunuyor. Bu adımı esefle karşılıyoruz. Korumacılık, çelik sektöründeki ortak sorunun yanıtı olamaz” açıklamasını yapmıştı.

104 yaşındaki Avustralyalı bilim insanı ötanazi hakkını kullandı

Avustralya’da yasak olduğu için İsviçre’deki bir kliniğinde doktor yardımıyla ötanazi yapılan Goodall’ın, hiçbir ölümcül hastalığı bulunmuyordu.

Yaşam standartları kötüleştiği ve görme yetisinde düşüş olduğu gerekçesiyle ötanazi hakkını kullanan Gooddall’ın, ölmeden önceki son öğününde bir İngiliz klasiği olan balık ve patates kızartması yediği, tatlı olarak da kek tercih ettiği belirtildi.

Goodall’ın yaşamına ölümcül dozda Nembutal isimli uyku ilacı kullanılarak son verildiği kaydedildi.

Ötanazi öncesi son cümlesi “Ne için bekliyoruz ki?” olan Goodall’a, ölmeden önce son isteği üzerine Beethoven’ın 9. Senfonisi’nin “Ode to Joy” adlı parçasının dinletildiği öğrenildi.

Torunları yalnız bırakmadı

Dün düzenlenen basın toplantısında duymakta zorluk yaşamasına rağmen kendisine yöneltilen soruları rahatlıkla cevaplayan Goodall’ın, ölmeden önce baş ucunda ABD ve Fransa’dan gelen torunları yer aldı.

1914’te Londra’da doğan Goodall, 1948’de Melbourne Üniversitesinde ders vermek için Avustralya’ya göç etmişti.

Goodall’ın, 3 evliliğinden 4 çocuğu ve 12 torunu bulunuyordu.

Geçen hafta Avustralya’dan İsviçre’ye tek yön uçak bileti alan Goodall, Fransa’nın Bordeaux kentindeki akrabalarını da son kez ziyaret etme şansı bulmuştu.

Ekoloji alanında 70 yıldan fazla süredir çok sayıda araştırmaya imza atan 104 yaşındaki bilim insanı, Avustralya hükümetini ötanazi hakkı vermediği için eleştiriyordu.

Lavrov: ABD’nin anlaşmayı bozması BMGK kararıyla tezat

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çıkmasının BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla tezat oluşturduğunu ve bu adımın sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.

Moskova’da Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Lavrov, “ABD yönetiminin Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak da bilinen nükleer anlaşmadan çıkma kararı Rusya’da derin bir endişe yaratıyor. Aynı zamanda bu adım, BMGK’nın 2231 sayılı kararını ciddi şekilde ihlal ediyor” dedi.

Lavrov, “İran’ın bu karara verdiği orantılı tepkiyi takdir ediyoruz. Zira Washington’un adımının tüm sonuçlarının analiz edilmesi gerekiyor. Acele etmek muhtemelen fayda sağlamazdı. Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve İran’ın bu analizi yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Lavrov, Rusya’nın bunun üzerinde çalıştığını ve en kısa sürede görüşlerini açıklayacağını da vurguladı.

Almanya ve Fransa’dan ortak Türkiye politikası arayışı

Almanya ve Fransa, Türkiye konusunda ortak strateji arayışında. Görüş ayrılıkları devam etse de taraflar diyaloğu geliştirmek istiyor. Kulislerde Ankara- Berlin-Paris hattında “üçlü diyalog” mekanizması tartışılıyor.

Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Berlin’de ağırladığı Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile dış politikada daha etkin işbirliği için ortak bir direktif imzaladı. İki ülkenin daha yakın işbirliği hedefledikleri politika başlıkları arasında, Türkiye ile ilişkiler de bulunuyor. Alman Dış İlişkiler Konseyi (DAGP) uzmanı Laura Lale Kabis-Kechrid, hem Almanya hem de Fransa’nın Türkiye’yi önemli bir ortak olarak gördüklerini, ancak tarafların perspektiflerinin ayrıştığı noktalar bulunduğunu söyledi. Kabis-Kechrid “Ayrıca Fransa’nın Türkiye’ye ilişkin politik vizyonunun şekillendirilmesinde bölgedeki, özellikle de Doğu Akdeniz ile Irak’taki dış politika hedefleri ve Türkiye’nin bölgedeki rolü büyük rol oynuyor. Buna karşın Almanya için öncelikli konuları Türkiye ile ekonomik ilişkiler, Almanya’daki Türk diasporasının siyasi ve sosyo-kültürel önemi, düzensiz göçün kontrol altına alınması gibi başlıklar oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Ancak Kabis-Kechrid’e göre, farklı yaklaşım ve önceliklerine rağmen Almanya ve Fransa’nın Türkiye konusunda daha yakın işbirliği ve koordinasyon içerisine girmesi artık bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) uzmanı Dorothée Schmid ile birlikte, DGAP için bu konuda bir rapor kaleme alan ve yeni bir politika öneren Kabis-Kechrid, Berlin ile Paris arasındaki koordinasyonsuzluğun, Türkiye ile ilişkilerde, her iki tarafı dezavantajlı duruma düşürebildiğini söyledi.

Mike Pompeo’nun İran müzakereleri başlıyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ziyaretinin hemen ardından İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurmaları için müttefiklerle müzakere masasına oturacak. Reuters’ta yer alan habere göre ABD’li yetkililer, yeni Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Kuzey Kore dönüşünün hemen ardından Avrupa, Ortadoğu ve Asya’daki müttefiklerle İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurması için müzakerelere başlayacağını açıkladılar.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey bir yetkili, Başkan Trump’ın geçtiğimiz Salı akşamı nükleer anlaşmadan çekileceğini açıklamasından bu yana İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya, Irak ve İsrail ile görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

Söz konusu yetkili, görüşmelerin Pompeo ve İran konusundaki baş müzakerecilerden ABD Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama Dairesi Başkanı Brian Hook tarafından gerçekleştirileceğini belirterek, “Dünyayla bağlantı kurmak ve çıkarlarımızı koruyan ortaklarımızla konuşmak için bir çaba olacak” dedi. Yetkili, görüşmelerin İran üzerindeki baskının onları müzakere masasına oturtacak şekilde nasıl yoğunlaştırılacağına odaklanacağını da ekleyerek “Nihai hedef, herkesin yeni bir anlaşma için müzakere masasına dönüşünün temellerini atmak” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İlişkiler Dairesi’nde görevli William Peek, İran’ı baskı altına alma kampanyasının rejimi değiştirmeyi amaçladığını reddederken telekonferans aracılığıyla katıldığı basın toplantısında, “Biz rejimi değil rejimin tutumunu değiştirmeye çalışıyoruz” dedi. Yetkili ayrıca, Washington’un müttefiklerini İran’a yeniden yaptırım uygulamaya ikna etmek için diplomatik yolları kullanacağını da vurguladı.

Melda Onur yeniden aday

24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, İstanbul 2. Bölge’den aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Başvurusunu sosyal medya üzerinden duyuran Onur, “Hazır mısın Türkiye” notunu paylaştı.

Melda Onur özellikle hayvan hakları ve çevre konularında duyarlı kimliği ile tanınıyor.

#HazırMısınTurkiyepic.twitter.com/s4wgtS3UyX

— Melda Onur (@meldaonur) May 4, 2018

MELDA ONUR KİMDİR?

Melda Onur, 20 Temmuz 1964’te Eskişehir’de doğdu. Babasının adı Necmettin, annesinin adı Mediha’dır.

Gazeteci, İletişimci; Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Ulus-lararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde yaptı.

1989 yılında Günaydın’da gazeteciliğe başladı. Sırasıyla; Show TV, Kanal D, Star TV ve Akşam gazetelerinde çalıştı. Bu sürede Fransa Paris’te Uluslararası Kamu Yönetimi Enstitüsünde (IIAP) Ekonomik İlişkiler okudu. Fransa Maliye Bakanlığı, Antenne 2 TV ve LaVoix du Nord gazetesinde staj yaptı. 1998 yılında Camev Yayıncılık ve Prodüksiyon Şirketini kurdu. 2001 yılında ise Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Üyesi olarak profesyonel hayata geri döndü. 2007 yılından itibaren iletişim koordinatörü olarak serbest çalışmaya başladı. Birçok sivil toplum kuruluşunun üyesi olan Onur’Un yayınlanmış 3 belgesel kitabın yazarları arasında bulunuyor.

Onur, Fransızca, İngilizce ve İspanyolca biliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Rusya ya gitti

Suriye ile ilgili Viyana sürecini çok büyük bir dikkatle takip ettiğini söyleyen İtalya konseyi başkanı Matteo Renzi, burada açılan diplomatik pencerenin Libya’ya doğru da genişlemesini arzu ettiğini, sığınmacıları ve savaşları durdurabilmenin tek yolunun diplomasiden geçtiğini belirtti.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno