Erdoğan’ın görüştüğü yatırımcılar ‘şoke olup kulaklarına

Erdoğan’la İngiltere ziyaretinde sırasında görüşen uluslararası yatırımcılar, Reuters’e konuştu. Duydukları karşısında ‘şoke olduklarını, kulaklarına inanamadıklarını’ söyleyen yatırımcılar, ”Piyasalar dahil herkesle savaşıyor, ama bu kazanılabilir bir savaş değil” değerlendirmesini yaptı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 günlük İngiltere ziyaretinde biraraya geldiği uluslararası yatırımcılarla küresel fon yöneticileri, Reuters haber ajansına şaşkınlıklarını ifade etti. Erdoğan’ın söyledikleri karşısında ‘şoke olduklarını, kulaklarına inanamadıklarını’ dile getiren yatırımcılar, Cumhurbaşkanı’nın bir yandan artan enflasyonu aşağı çekmeyi, TL’deki değer kaybının önüne geçmeyi, diğer yandan faizleri düşürmeyi nasıl başarmayı planladığı konusunda şaşkınlık içinde kaldıklarını belirtti.

Erdoğan, gelecek ay yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminde ağırlığını artırmayı planlandığını açıklamıştı. Bazı yatırımcılar, Erdoğan’ın yurtiçindeki hasımlarını etkisizleştirmiş olmasına rağmen, uluslararası finans piyasalarına ekonomide alışılagelmiş kurallara ters düşen politikalarla meydan okumada çok zorlanacağını savundu.

Görüşmelerin siyasi hassasiyeti nedeniyle adlarının açıklanmasını istemeyen yatırımcılar, Erdoğan’ın yaklaşımından ve böylesine kırılgan bir dönemde piyasalarla savaşa girmeye hazır olması karşısında afalladıklarını dile getirdi.

‘DÜŞMAN LİSTESİ ÇOK UZUN’

Büyük ölçekli bir varlık yönetim şirketinde çalışan bir fon yöneticisi, Erdoğan’ın düşmanlardan oluşan uzun bir liste tuttuğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Herkesle savaşıyor… Muhalefetle savaşıyor, (Fethullah) Gülen’le savaşıyor, radikallerle, başarısız darbe girişimiyle savaşıyor; şimdi de piyasalarla savaşıyor ve bu da tehlikeli.”

‘FİNANS PİYASALARIYLA SAVAŞI KAZANAMAZSINIZ’

Erdoğan’ın beraberindeki heyette bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le basına kapalı toplantıya katılan bir yönetici de “Yurtiçinden istediğiniz kadar düşman bulun. Ancak finans piyasalarına çatarsanız bu savaşı kazanamazsınız” dedi.

‘ERDOĞAN ÇOK NET KONUŞTU, AMA KENDİSİNE KATILMIYORUM’

Erdoğan’la toplantıya katılan bir portföy yöneticisi, Cumhurbaşkanı’nın ‘son derece dürüst’ olduğunu, 24 Haziran seçimlerini kazanması halinde faizlerin izleyeceği seyir hakkında çok net konuştuğunu aktararak şöyle devam etti:

”Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilmesi halinde faizlerin yüksek değil düşük olmasını sağlayacağını söyledi… Yüksek faizlerin yüksek enflasyona yol açtığı görüşünde; ben bu görüşe katılmıyorum.”

‘MADEM ÖYLE, LONDRA’YA GELİP BU MESAJLARI NEDEN VERİYOR?’

Erdoğan’la yapılan görüşmeye katılan üçüncü bir fon yöneticisi şu değerlendirmeyi yaptı:

“Piyasanın bir avuç spekülatörden oluştuğunu düşünüyor ve hedef kitlesi de onlar değil. Hedef kitlesi, Türkiye’deki sıradan insanlar ve onların da düşük faizlere ihtiyacı var.”

Aynı fon yöneticisi, “Peki, o zaman neden Londra’ya gelip de kurumsal yatırımcılara tam da duymak istemedikleri bu mesajı veriyor” sorusunu yöneltti.

Meclis’in kilidini ‘seçim torbasıyla’ kapattılar

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde ağır darbe alacağını anlayan iktidar, seçim yatırımlarıyla bütçeyi delik deşik ediyor. Son iş gününde Meclis, ceza indirimlerinden yeni teşviklere ve Bakanlar Kurulu’nun yetkilerinin artırılmasına kadar birçok alanda düzenlemeye giderek tatile girdi.

Kamuoyunda “torba yasa” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile yasalaşan konular şöyle:

»Faaliyet izni veya yetki belgesi almaksızın ticari faaliyette bulunanlar, 50 bin Türk lirasından 250 bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılacak.

Elektrik borcunda yasal takip kalkıyor
»Tarımsal desteklemelerden yararlanan çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçlarının yasal takibe gerek kalmaksızın tahsili sağlancak.

»Bakanlar Kurulu’nun yetkileri genişletildi. Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini, sektörler ve meslek grupları itibarıyla belirleyeceği yıllık iş hacimlerine göre hasılat esaslı vergilendirme usulü kapsamına almaya, Maliye Bakanlığı da uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.

Tütünde düzenleme
“Ticari amaçla; makaron veya yaprak sigara kağıdı içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün, tütün harici herhangi bir madde doldurmak, bu şekilde üretilen ürünleri satışa arz etmek, satmak, bulundurmak veya nakletmek yasaktır” hükmü ile “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara 50 bin lira idari para cezası verilir” hükmünün 1 Temmuz 2018 olan yürürlüğe girme tarihi, 1 Temmuz 2019 olarak değiştirildi.

Otoyol ihlalinin cezasına indirim
Tüm otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında geçiş ücreti ödemeden çıkış yapan araç sahiplerine, geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretinin 10 katı tutarında uygulanan idari para cezası 4 katına indirilecek. Hüküm, Avrasya Tüneli’nden geçişleri de kapsayacak. İhlalli geçiş yapan yabancı plakalı araçların 15 gün içinde ülkeyi terk etmeleri halinde, 15 günlük ödeme süresi geçtikten sonra yapılacak çıkışlarda geçiş ücreti ile birlikte idari para cezası ve para cezaları tahsil edilebilecek.

Orman köylülerine toprak alım fırsatı
»Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında, hak sahibi olup başvuru yapmayanların başvuru süresi, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen süre içerisinde taşınmaz bedelini ödemeyenlerin ödeme süresi, taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi, 30 Kasım 2018 tarihine kadar uzatıldı.

»Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 15 üyeden oluşan birlik yönetim kurulu 21 üyeye çıkarıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkel’le görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin’deki son gelişmelerle ilgili olarak Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre iki lider görüşmede, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve Gazze’de Filistinlilerin hedef alınması neticesinde yaşanan gerilim hakkında görüştüler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili olarak İİT’nin Cuma günü İstanbul’da gerçekleştireceği olağanüstü toplantı hakkında bilgi paylaşımında bulunduğu görüşmede, uluslarası camianın BM nezdinde de hadisenin takipçisi olmasının önemine de işaret edildi. Görüşmede mevcut tablonun soruna çözüm bulunmasını zorlaştırdığı da vurgulandı. Görüşme vesilesiyle ikili ilişkilere değinen iki lider, gerek ilişkilere ivme kazandırılması, gerek bölgesel konularda fikir teatisi için yakın temasta olma konusunda mutabık kaldılar.

***

Erdoğan’ın telefon trafiği Merkel’den sonra İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yle de devam etti. Erdoğan, Ruhani’yle telefonda konuştu.

Ermenistan’da Paşinyan’ın talebi ile iki isim görevden alındı

Ermenistan’da Paşinyan dönemi istifa ve görevden almalar ile başladı. Bu hafta içerisinde meclis tarafından Başbakan seçilen Nikol Paşinyan’ın talebi doğrultusunda Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Milli Güvenlik Servisi Başkanı Georgy Kutoyan ve Polis teşkilatının başındaki isim olan Vladimir Gasparyan’ı görevden aldı. Kutoyan 2016 yılından bu yana, Gasparyan ise 2011’den beri görevdeydi. Paşinyan, iki ismin görevden alınması için Cumhurbaşkanına imzalı bir dilekçe gönderdiğini duyurmuştu.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, Erivan’dan bir istifa haberi de geldi. Rus haber ajansı RIA da vekaleten maliye bakanlığı görevini yürüten Vardan Aramyan’ın yeni hükümetin kurulmasından önce görevinden istifa ettiğini bildirdi. Aramyan, Serj Sarkisyan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Ermenistan’da iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra görev süresi dolan Serj Sarkisyan’ın başbakan seçilmesi, protestolara neden olmuştu. İki haftayı aşan protestoların ardından Sarkisyan istifa ettiğini açıklamıştı. Protestolara öncülük eden muhalefet lideri Paşinyan, Sarkisyan’ın istifasının ardından parlamento tarafından başbakan seçildi.

42 yaşındaki Paşinyan’ın kabinesi önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Ancak Paşinyan yeni hükümette zengin işadamlarının yer almaması gerektiğini ve bakanlardan bazılarının da görevde kalmalarının mümkün olduğunu söylemişti.

Ermenistan’ın yeni seçilen Başbakanı Paşinyan, Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin’le Soçi’de bir araya geleceğini de açıkladı. Görüşmenin 14 Mayıs’ta gerçekleşeceği belirtildi.

100 bin imzada son iki gün

İlçe seçim kurullarında, cumhurbaşkanlığı adaylığı için imza verme işlemleri devam ediyor.

Siyasi partilerin veya seçmenlerin Cumhurbaşkanı adayı göstereceği isimler için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvuru süreci 1 Mayıs’ta başladı.

Süreç, 100 bin imzayla cumhurbaşkanı adayı olmak isteyenler için 2 Mayıs’ta, siyasi partilerin gösterilecekleri adaylar içinse 5 Mayıs’ta sona erdi.

100 bin imzada son durum 100 bin imzada son durum

AKP Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli YSK’ya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı için 4 Mayıs’ta başvurdu.

CHP de 5 Mayıs’ta Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylık başvurusunu yaptı.

HDP ise tutuklu bulunan eski eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş’ı cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi.

İmza için son tarih 9 Mayıs

Cumhurbaşkanlığı için seçmenlerin aday gösterilme yeterliliğine sahip olanlar ise 4 Mayıs’tan bu yana imza toplamaya devam ediyor.

İmza verme süresi 9 Mayıs Çarşamba 20.00’de sona erecek.

10 Mayıs’ta YSK geçici adayları açıklayacak

Seçmenin cumhurbaşkanı adaylığı teklif ettiği kişilerle ilgili sürecin 9 Mayıs’ta tamamlanmasının ardından 10 Mayıs’ta YSK, cumhurbaşkanı geçici aday listesini ilan edecek.

Geçici aday listesine yapılacak itirazlar değerlendirildikten sonra YSK, cumhurbaşkanı kesin aday listesini 13 Mayıs’ta yayımlayacak ve cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

Demirtaş: Bugün artık beni başkan yaptıracağız

HDP’nin (Halkların Demokratik Partisi) cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

HDP’nin Türkiye partisi olması konusunda geçmişten daha iddialı olduklarını söyleyen partinin eski Eş Genel Başkan Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura gidilmesi durumunda İnce, Akşener ve Karamollaoğlu’na kendisini destekleme çağrısı yaptı.

Demirtaş, seçimlere iki sağ ittifakla gidildiğini, tek sol adayın kendisini olduğunu söyledi.

‘Sıfır imkânla kampanya yürütüyorum’

Söyleşinin başında Demirtaş, tutuklu bir siyasetçi olarak cezaevinden nasıl kampanya yürüteceğiyle ilgili BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

‘Kendisinin ve binlerce partilinin siyasi rehine olarak cezaevinde tutulduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de dosyalarıyla ilgili ihlâl kararlarını geciktirdiğini’ belirten Demirtaş, kampanyanın dışarıdaki gençler ve kadınlar tarafından üstlenileceğini söyledi:

“Burada imkânlarım yok denecek kadar azdır. Sadece avukatlarımla ve posta yoluyla dışarıya mesaj gönderebiliyorum. Bunlar da cezaevindeki idarenin denetimine tabii maalesef. Ancak benim adıma partim HDP ve milyonlarca genç arkadaşım gönüllü olarak bu kampanyayı üstlenecektir.

“Mevcut Cumhurbaşkanı, devletin ve medyanın bütün imkanlarını kullanıp kampanya yürütürken, ben burada sıfır imkanla, sadece kadınların ve gençlerin yüreğine, cesaretine ve inancına güvenerek kampanya yürütüyorum. Ama buna rağmen kendimi şanslı hissediyorum, çünkü halkın gücü zorbalığı yenecektir.”Demirtaş, kampanyada hangi konuların ön plana çıkacağını anlatırken “demokrasi, ekonomi, adalet, eşitlik ve barıştan” bahsetti:

“Çünkü Türkiye şu anda bütün bu başlıklarda derin bir kriz yaşıyor. Devlette ve toplumda tam demokrasi, ekonomide üretime dayalı kalkınma ve adil bölüşüm ile işsizliğin, yoksulluğun ortadan kaldırılması, yargı başta olmak üzere bütün devlet kurumlarında adaletin tesisi ile ülke içinde ve dışında barış politikalarına dair çözüm projelerimizi kampanya süresince anlatacağız.

“Elbette bütün inanç ve etnik kimliklerin, kadınların eşit birer yurttaş olmaları için yapacaklarımızı da detaylarıyla anlatacağız. Bütün bu sorunların çözümünü de demokratik parlamenter sistem ve yeni bir anayasa ile gerçekleştireceğiz.”

‘HDP güçlü bir Türkiye partisi, bu konuda daha iddialıyız’

HDP’nin, özellikle 7 Haziran 2015 genel seçimleriyle birlikte yürüttüğü strateji partinin yalnızca Kürt siyasetine endeksli olmayan bir Türkiye partisi olduğu yönündeki algısını güçlendirmişti.

Ancak çözüm sürecinin sonlanması ardından çatışmaların yeniden başlaması, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler ve HDP’lilere yönelik tutuklama dalgalarının bu algının değişmesine neden olduğu yorumları yapılıyor.

Bu tür yorumlara katılmayan Demirtaş ise bu konuda artık daha iddialı olduklarını söyledi:

“HDP güçlü bir Türkiye partisidir. Bu konuda bugün dünden daha iddialıyız. Koşullar HDP’nin ne kadar önemli bir siyasi çizgi olduğunu ortaya koymuştur. 2015’ten bu yana yaşanan toplumsal kutuplaşma ve gerilimler ile Kürt sorununda yeniden çatışmalı sürece girilmiş olması HDP’yi daha da önemli hale getirmiştir.

“24 Haziran seçimleri HDP’yi önceki seçimlere kıyasla çok daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Bu seçimin sürprizi HDP’dir. Herkes bizi yakından takip etsin, bunun kof bir iddia olmadığı görülecektir.”

‘Sadece seçim dönemi değil tümüyle silahlar susmalı’

Demirtaş, 7 Haziran 2015 seçimlerinden kısa süre sonra PKK’ye ateşkes çağrısı yapmıştı.

Bugünkü süreçteki çatışmaları ve olası ateşkes çağrılarını yorumlayan HDP’li siyasetçi, “Silahlar tümüyle susmalı” dedi:

“Sadece seçim dönemleri için değil tümüyle silahların susmasını ve demokratik siyaset yoluyla sorunların çözümünü savunuyorum. Demokratik siyaset sadece bir dönemin taktik yöntemi değil asıl ve stratejik mücadele biçimi olmalıdır. Türkiye’de bunun imkânları çok sınırlı olmasına rağmen ben şiddet ve silah yöntemini benimsemiyorum, bu nedenle demokratik siyasetteyim zaten.

“Ama hükümetin de Kürt sorununu bir terör sorunu olarak tanımlaması ve askeri yöntemlerle yok etmeye çalışmasını da doğru bulmuyor, kabul etmiyorum. Kürt sorunu ancak müzakere yoluyla ve demokratikleşme ile çözülebilir.

“PKK’ye de hükümete de her zaman açıkça bu çağrıları yapan bir parti olarak, bu seçim sürecinde zaten Türkiye’ye bu yönüyle de onurlu, kalıcı bir barış vaat ediyoruz. Türkiye’nin birliği içerisinde Kürt sorununu barışçıl yollarla en kısa zamanda çözebilecek tek siyasetçi, tek çizgi biziz. Bu konuda samimi ve kararlıyız.”

‘Tek sol aday benim’

Seçim sürecinin başlaması ardından AKP, MHP ve BBP Cumhur ittifakında bir araya geldi. Diğer yandan CHP, İP, DP ve SP ise parlamento seçimleri için ittifak kararı aldı.

Bu iki ittifakı da sağ ittifak olarak yorumlayan Demirtaş, tek sol cumhurbaşkanı adayının kendisi olduğunu söyledi:

“Her iki sağ ittifak nereye kadar bizi yok saymaya devam edecek, hep birlikte göreceğiz. Tek sol aday ve ittifak gücü olarak ben ve partim HDP her koşulda bütün ezilenlerin çıkarlarını savunmaya ve kazanımları için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

‘HDP’ye vebalı muamelesi yapan anlayışlarla yol yürümek mümkün değil’

Ankara’da, muhalefetin ortak bir cumhurbaşkanı adayı gösterememesinin en önemli nedenlerinden birinin İYİ Parti ve Meral Akşener’in HDP ile yan yana gelmek istememesi olduğu yorumları yapılıyor.

Demirtaş, Akşener ve İYİ Parti’yi yorumlarken Akşener’i tanıdığını ve kendisine karşı herhangi bir önyargısının olmadığını ancak HDP’yi yok sayan anlayışlarla yol yürümenin mümkün olmadığını söyledi:

“Siyasette diyaloga ve çözüm için ilkeli işbirliklerine inanıyorum. Sayın Akşener’i parlamento çalışmaları döneminden tanıyorum, tanışıyoruz. Kendisine karşı herhangi bir önyargım yok tabii ki. Ama ülkenin temel sorunlarına dair çözüm önerileri konusunda henüz tek bir cümle duymuş değiliz.

“HDP’yi yok sayan, vebalı muamelesi yapan anlayışlarla yol yürümek, sorunların çözümünü konuşmak da mümkün olmaz. Ülkenin ve toplumun sorunlarının çözümü noktasında ilkeli ve ahlaklı bir duruşumuz vardır. Bu çerçevede kapımız hiç kimseye kapalı olmaz. Siyaset intikam değil çözüm zeminidir.”

Bu temel yaklaşımlarının CHP için de geçerli olduğunu ekleyen Demirtaş ekledi:

“Bizim derdimiz ezilen haklarımız için üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değil. Herkesin ne söylediğini, ne söyleyeceğini ve samimiyetini bu seçim döneminde toplum dikkatle izleyecektir, biz de büyük bir dikkatle takip ediyor olacağız.”

‘İkinci turda İnce, Akşener ve Karamollaoğlu’nun desteğini bekliyorum’

Peki seçimler ikinci tura kalırsa HDP’nin tavrı ne olacak? Demirtaş bu durumda adaylardan birinin kendisi olacağından emin:

“Umarım kaliteli, toplum adına yararlı, kutuplaşmayı azaltan bir seçim dönemi yaşarız. Tabii adaylar meydanlardayken ben hücrede olacağım. Bu bir adaletsizlik yaratıyor olsa da, ikinci turda diğer bütün adayların desteğini bekliyorum.

“Sayın İnce, Sayın Akşener ve Sayın Karamollaoğlu ikinci turda beni desteklerse, hep birlikte ülkede demokratik bir yönetim ve adaletli bir sistem inşa edebiliriz.”

‘Bugün artık beni başkan yaptıracağız :)’

Demirtaş son olarak, Mart 2015’te sarf ettiği ve tartışma yaratan “Seni başkan yaptırmayacağız” açıklamasıyla ilgili sorumuzu yanıtladı.

Bu sözünün bugün de arkasında durup durmadığını sorduğumuz Demirtaş buna esprili bir yanıt verdi:

“Bugün artık ‘beni başkan yaptıracağız’ :)”.

Demirtaş’tan gençler, kadınlar ve emekliler için seçim vaatleri

HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla seçim vaatlerini duyurdu.

Demirtaş, gazeteci Fatih Portakal’ın twitter hesabından “Liderlerden çözümünü duymak istediğim 3 mesele var: 1- gençlerin geleceklerine nasıl umut olacasınız? 2- Kadın yurttaşlari toplumda nasıl eşit hale getireceksiniz? 3- Emeklilikten sonraki hayatı nasıl daha mutlu kılacaksınız? Süslü cümleler kurmak kolay, bunlara cvp var mı?” sorularını yönelttiği tweet’i alıntılayarak; gençler, kadınlar ve emekliler için vaatlerini sıraladı.

Gönül isterdi ki, bunları sizinle yüz yüze konuşabilelim. Şimdilik, fikirlerimi buradan kısaca belirtmekle yetinmiş olayım. Selamlar, kolaylıklar. @fatihportakalpic.twitter.com/ldO7pvvkyZ

— Selahattin Demirtaş (@hdpdemirtas) May 7, 2018

Demirtaş, gençlere ilişkin vaatlerinde, “Her genç için “Genç Kart’ projesi ile günlük yaşamlarına destek olacağız. Aylık 500 TL kredi yüklenecek olan “Genç Kart’ ulaşım, yemek, kültür, sosyal faaliyetler, iletişim gibi alanlarda kullanılabilecek. Her gence şart aranmaksızın “Genç Kart’ sağlanacaktır.” ifadelerini kullandı.

Kadınların çoğunlukta olduğu bir Cumhurbaşkanlığı yönetim mekanizması oluşturacaklarını vurgulayan Demirtaş, “Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz saldırılarına karşı daha sonuç alıcı idari, hukuki, kültürel tedbirler alacağız. Ancak asıl hedefimiz, şiddeti ortaya çıkaran cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek olacaktır.” dedi.

Demirtaş, emeklilere yönelik vaatleri ile ilgili de ise şunları yazdı:

“Emekli maaşı olmayan bir milyon yaşlıya, aylık 1.000 lira ödeme yapacağız. En düşük emekli maaşını 3.000 lira yapacağız. Kıdem tazminatı ve emeklilik ikramiyesini güvence altına alacağız. Böylece çalışanlar, zamanları geldiğinde emekli olmaktan imtina etmeyecekler. Bu yolla, gençlere yeni iş alanları da açmış olacağız.”

Demirtaş’ın açıklamalarının tam metni şöyle:

GENÇLER

Türkiye’de gençlerin önündeki en büyük engel AKP iktidarı ile derinleşen yoksulluktur. Yoksulluk ve tüm fırsat eşitsizliklerinin ortadan kaldırılması, gençlerin potansiyellerini açığa çıkaracaktır.
Toplumdaki yoksulluğu ortadan kaldıracak şekilde, gelir dağılımında ve vergilendirmede adaleti sağlamamız çok gereklidir. Toplumda bir yaraya dönüşmüş işe alımlardaki torpili kaldırmak, gençlerin mesleklerine aidiyetini ve geleceğe bakışını güvenli hale getirecektir. Ülkemizde her beş gençten biri işsizdir. Sadece iş hayatındaki çalışma sürelerinin kısaltılmasını, askeri harcamalann kısıtlanmasını ve kamudaki makam arabası, helikopter, uçak gibi israf kalemlerinin bitirilmesini sağlayarak bile gençlere büyük bir istihdam alanı yaratabiliriz. Her genç için “Genç Kart’ projesi ile günlük yaşamlarına destek olacağız. Aylık 500 TL kredi yüklenecek olan “Genç Kart’ ulaşım, yemek, kültür, sosyal faaliyetler, iletişim gibi alanlarda kullanılabilecek. Her gence şart aranmaksızın “Genç Kart’ sağlanacaktır.
“Gençlerin sorunlarını en iyi ben çözerim” demek yerine, bu sorunları “en iyi gençlerin kendisi çözer” demek gerekir. Siyasetçilerin gençlere verebilecekleri en büyük umut “dürüst, ahlaklı, şeffaf ve mütevazı” siyasetçi profili ile siyasete olan saygı, ve ilgiyi arttırmaktır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı a,racağız, “Gençlik Bakanlığı” adı altında yeni bir bakanlık kuracağız. Bakanın kendisi gerçelcten de genç olacak ve bu bakanlığın tek amacı gençleri geleceğe en iyi şekilde hazırlamak olacaktır. Gençlik Bakanlığı, diğer bütün bakanlıklan da gençler için özel uygulamalar ve projeler konusunda zorlayacak ve harekete geçirecek bir tür koordinatör bakanlık gibi olacaktır. Gençlerimizin demokrasiyi, kültürün bir unsuru olarak özümsemiş, ülkenin, toplumun ve elbette tüm insanlığın yararına düşünebilen, üretebilen özgür bireyler olarak yetişmelerini sağlamak Türkiye’nin en büyük güvencesi olacaktır. Biz gençleri hiçbir kalıba sokmaksızın, fikirleri ne olursa olsun, kendileı-ini özgürce ifade edebildikleri, geleceklerini başka bir ülkede değil, bu bereketli topraklarda gördükleri bir ülke var edeceğiz.

KADINLAR

Kadınların eşit yurttaş olmaları erkekler tarafından bahşedilecek bir lütuf değildir. Türkiye’de kadınlara yönelik politikalar iktidarın siyaset anlayışının turnusol kâğıdıdır. AKP’nin 16 yıllık politikasının en dip noktası kendini kadınların bedenine, yaşam tazına ve değerlerine yönelik saldırılar olarak gösterdi.
Bize düşen şey kazanılmış olan hakları anayasal, yasal, idari, pratik açıdan güvenceye almaktır. Erkek egemen zihniyetin değişmesi için toplumsal seferberlik başlatmaktır. Örneğin erkek siyasetçiler kadınlara dair konuşurken “kadınlarımız” demeyi bırakmakla ilk adımı atabilirler. Kadınlar bizim değildir, kadın kadındır, bize ait değildir. Hiç “erkeklerimiz” diyen erkek siyasetçi gördünüz mü mesela?
Kadınlar eşit ve özgür olmadan toplum asla özgür olmaz. Demokrasi toplumu olamayız. Cumhuriyetimizin daha fazla demokrasi ile buluşmalı için en önemli başlıklardan biri de kadınların daha özgür ve eşit olmaları mücadelesinin başarıya ulaşmasıdır. Bu bakış açısıyla, kadınların çoğunlukta olduğu bir Cumhurbaşkanlığı yönetim mekanizması oluşturacağız. Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz saldırılarına karşı daha sonuç alıcı idari, hukuki, kültürel tedbirler alacağız. Ancak asıl hedefimiz, şiddeti ortaya çıkaran cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek olacaktır.
Türkiye, çocuk doğurma oranlarının en yüksek, buna karşın ulaşılabilir çocuk bakım merkezlerinin en az olduğu ülkelerden biri. Bu nedenle ilk adımlardan biri olarak çocuk bakım ve eğitim merkezlerinin sayısını arttıracağız. Böylece kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayatına katılımının önündeki en önemli engellerden birini ortadan kaldıracağız.

EMEKLİLER

12 milyon emeklinin üçte ikisi hâlâ çalışıyor, Yani aslında emekli olamadılar. Bizler yaşam kalitelerini arttırarak emeklileri emekli edeceğiz. Emekli maaşı olmayan bir milyon yaşlıya, aylık 1.000 lira ödeme yapacağız. En düşük emekli maaşını 3.000 lira yapacağız. Kıdem tazminatı ve emeklilik ikramiyesini güvence altına alacağız. Böylece çalışanlar, zamanları geldiğinde emekli olmaktan imtina etmeyecekler. Bu yolla, gençlere yeni iş alanları da açmış olacağız.
Emekli olup hayatının geri kalanını dinlenerek, gezerek, okuyarak, ailesi ile zaman geçirerek tamamlayacak her insanın sahip olması gereken haklar çalışırken sahip olduklanndan kesinlikle daha fazla olmalıdır. Bu bir sadaka falan değil, emekçilerin ülke ve toplum adına yaptıklanndan dolayı hak ettikleri onurlu bir kazanımdır. Emekliler, uçaklar dâhil ulusal veya uluslararası seyahatlerden yüzde 50 indirimle yararlanacaklar. Ücretsiz sağlık hizmetini evde veya hastanede eksiksiz alacaklar. Şehir içi ulaşım, müze ziyaretleri, tarihi ören yerleri vb. ücretsiz olacak. Emekliler bütün kültürel etkinliklerden indirimli yararlanacak. Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin her yerinde sağlayacağı anlaşmalı otellerde yüzde 50 indirimle tatil yapabilecek. Yerel yönetimler aracılığıyla emeklilere yönelik müzik, resim, edebiyat, el sanatlan, teknoloji, bilişim atölyeleri açılacak. Her emekli yurttaş aylık standart bir milctarda ücretsiz cep telefonu ile konuşma ve internet hakkına sahip olacak.
Emekliler sendika kurup hükümetle her yıl sosyal ve ekonomik haklar konusunda pazarlık yapma hakkına sahip olacak. Emekli olduktan sonra çalışacak yurttaşların emekli aylığından yapılan kesintiler kaldırılacak. Peki, bunlar neden yapılmalı? Çünkü onlar bu ülkeyi alınlannın teri ile var ettiler. Başka bir gerekçe lazım mı ki? Bütün bunlann kaynağı da, yandaşlara tanınan vergi aflarında, ülkeden kaçırılan paralarda, ödenen yüksek faizlerde, dev israf projelerinde, örtülü ödenek gibi kalemlerdedir.

Bunlarla birlikte, bir de Cumhurbaskanlığının masraflarını kısarsak kaynak yeter de artar bile 🙂 Bunların hepsini de “BEN” yaparım demiyorum, “BİZ” yaparız diyorum. Yeter ki “BİZ” olalım. Selamlar.

Erdoğan’ın başdanışmanı: Çatlasalar da patlasalar da seçimin

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, bürokrat, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve bazı eski siyasetçilerden oluşan heyeti Saray’daki ofisinde kabul etti.

Buradaki konuşmasında, ‘Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir’ diyen Topçu, “Çarşıda, pazarda, kahvehanedeki halkımızın gördüğü ve tespit ettiği kararı şudur: İçeride, dışarıda kim hangi siyasi kumpasın içinde olursa olsun birbirine benzemezler, hangi proje için hangi çatıların altında ne yaparlarsa yapsınlar, 24 Haziran’da milli irade bu birbirine benzemezlerin ikbali için, kendi geleceklerinin teminatı olan bu siyasi istikrarı bozdurmayacaktır. Millet kararını vermiş, çatlasalar da, patlasalar da bütün güvendiklerini yanlarına alsalar da; 24 Haziran akşamı açılacak sandıkların galibi Cumhur İttifakı ve cumhurun adamı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır” iddialarında bulundu.

(DHA)

Erdoğan’dan Muharrem İnce mesajı: Partimde görüşebilirim

Muharrem İnce, cumhurbaşkanlığı seçimindeki rakiplerinin tümünden randevu talep etti. İnce’nin talebiyle ilgili konuşan AKP adayı Tayyip Erdoğan ise “Partimde kendilerini kabul edebilirim” dedi.

Erdoğan’a “Muharrem İnce’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlayacak mısınız? TV programına çıkacak mısınız?” diye soruldu.

Erdoğan şöyle yanıt verdi:

“Ben ikinci sorunuzdan başlayayım. Özellikle televizyondaki tartışma olaylarına kesinlikle girmek istemiyorum. Çünkü üzerimizden kimsenin prim yapmasını istemiyoruz.

Ancak partimde kendilerini kabul edebilirim. Çünkü burada kabul olayı farklı bir olay. Şu anda bizler partilerin adayları olarak buna girmiş bulunuyoruz. Hem partinin genel başkanı olarak, hem de partimde bu kabulün daha doğru olacağını düşünüyorum.

Ve randevu talebinde bulundular. Ve bu talebe de kısa zamanda cevap verir ve partimizde kendilerini kabul ederiz. Partimize de ayakları alışmış olur.”

İnce, kendisine yöneltilen ‘Sayın Erdoğan sizinle aynı ekrana çıkar mı?’ sorusuna ise şöyle cevap vermişti:

“Biraz inancım var çıkar diye düşünüyorum. Dün şöyle dedi. ‘Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesine çıkaracağız’ Yani eğer çağdaş ülkelerde olduğu gibi yapmak istiyorsa onlar öyle yapıyorlar. Yani bugün gelişmiş ülkelerde adaylar karşılıklı televizyonla çıkıyorlar, tartışıyorlar. Dün biraz umutlandım, göreceğiz.

Seçimin ikinci tura kalma ihtimalinin görüşmede konuşulup konuşulmadığının sorulması üzerine İnce, “Hayır o konu gündeme gelmedi. Çünkü Sayın Genel Başkan da ben de birinci turda seçileceğimize inanıyoruz”

İYİ Parti, Akşener için imza toplama sürecini bitirdi

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Genel Başkan Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı için imza toplanma sürecinin noktalandığını belirterek, “Amaca ulaşılmıştır. Teşkilâtlarımızdan aynı heyecanla 24 Haziran büyük seçim zaferi için seferber olmalarını rica ediyoruz” dedi.

Aydın yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

“Genel Başkanımız Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı için gerekli olan yüz bin imza, 4 Mayıs 2018 tarihinde ilk altı saatte milletimizin olağanüstü teveccühü ile tamamlanmıştır. An itibariyle 234 bin imza toplanmıştır. İmza vererek İyilik Hareketi’ne gönül veren tüm seçmenlerimize ve onlara coşkuyla eşlik eden bütün teşkilatlarımıza teşekkür ederiz. Amaca ulaşılmıştır. Bu aşamadan sonra teşkilâtlarımızdan artık imza sürecini noktalamalarını ve aynı heyecanla 24 Haziran büyük seçim zaferi için seferber olmalarını rica ediyoruz. 25 Haziran’da doğacak büyük İYİ’lik güneşi Türk milletine şimdiden kutlu olsun.”

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno