NASA, yeni uzay aracıyla Mars’ın yer altını inceleyecek

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA), Mars gezegenine göndereceği yeni uzay aracı InSight birkaç saat sonra California’daki üsten uzaya fırlatılacak.

BBC Türkçe’nin haberine göre,InSight özellikle Kızıl Gezegen’in yer altını inceleyecek. Araç, robot kollar yardımıyla Mars yüzeyine sismometreler (depremölçer) yerleştirecek.

Projeyi yürüten bilim insanları, Mars’tan toplanacak sarsınstı verileriyle, gezegenin nasıl oluştuğuna dair bilgi edinmeye çalışacak.

Deprem bilgileri yoluyla da, yer altındaki kaya tabakalarının nasıl konumlandığı anlaşılmaya çalışılacak.

Bu, Mars’ın iç yüzeyini incelemeye yönelik ilk proje.

Uzay aracı Vanderberg Hava Üssü’nden Atlas roketi ile yerel saatle 04:15’te (TSİ 14:15) fırlatılacak. Aracın Kasım ayında Mars’a varması bekleniyor.

NASA Kızıl Gezegen’e 1970’lerdeki Viking uzay araçlarıyla da depremölçer göndermiş ancak depremölçerler uzay araçlarının gövdesine yerleştirilmiş olduğu için sarsıntıları ölçmekte başarısız olmuştu.

‘Öte gezegen’in atmosferinde bulut olmadığı keşfedildi

İngiltere’nin Exeter Üniversitesinden Dr. Nikolay Nikolov önderliğindeki uluslararası araştırma ekibi, Dünya’dan 980 ışık yılı ötedeki Anka Takımyıldızı’nın güneyinde bulunan WASP-96 yıldızının yörüngesindeki WASP-96b’nin atmosferinin bulutsuz olduğunu belirledi.

Avrupa Güney Gözlemevi’nin Çok Büyük Teleskobu’nu (ÇBT) kullanan ekip, öte gezegenin yörüngesindeki yıldızın önünden geçtiği sırada yıldızın ışığındaki azalmayı ölçerek gezegenin atmosfer kompozisyonunun “tayf ölçümlerini” yaptı.

Her elementin kendine özgü karakteristik özelliklerini belirlemeyi sağlayan ölçümlerde gezegenin atmosferinin tamamıyla sodyumdan oluştuğu anlaşıldı.

Bilim insanları, bunun ancak tamamen bulutsuz bir atmosferde mümkün olabileceğine işaret etti.

“Sıcak Satürn” kategorisindeki bir gaz gezegeni olan WASP-96b, bugüne dek keşfedilen öte gezegenler arasında bir atmosfere sahip olup bulutsuz olan ilk gezegen oldu.

Araştırmanın sonuçları “Nature” dergisinde yayımlandı.

DNA örneğinden saç, göz, cilt rengi çıkaran cihaz geliştirildi

Amerikalı ve Hollandalı bilim adamları, kimliği belirlenemeyen bir kişinin DNA örneğinden saç, göz ve cilt rengini tahmin eden bir cihaz geliştirdi.

Indianapolis’te School of Science at IUPUI ile Rotterdam’da Erasmus MC University Medical Center’da görevli bilim adamları, suç mahallinde bırakılan veya arkeolojik kalıntılardan elde edilen küçük bir DNA örneğinden bile göz, saç ve cilt rengini doğru tahmin eden bir cihaz geliştirdiklerini açıkladı.

Kişinin fiziksel görünümü tanımlanmasını sağlayan üçlü pigmentasyon profili veren cihaza, internet üzerinden ücretsiz erişim sağlanabildiği belirtildi.

Araştırma ekibinden Susan Walsh, cihazın adli tıp alanına önemli katkı sunmasının beklendiğini belirterek, “Daha önce emniyet görevlileri ve antropologlara göz rengi ya da göz ile saç rengi için DNA araçları sağlıyorduk. Ancak cilt rengi çok daha zordu.” dedi.

Cihazla ilgili bilgiler “Forensic Science International: Genetics” dergisinde yayımlandı. (AA)

Yaşamın ilk döneminde annesiz kalmak yetişkin beynini etkiliyor

Indiana ve Purdue Üniversitelerinde yapılan bir araştırmaya göre; yaşamın ilk döneminde kısa süreliğine de olsa annesiz kalmanın, yetişkinlikte beynin fonksiyonlarını ve kavrama yetisini değiştirdiği bildirildi

Indiana ve Purdue Üniversitelerinde görevli bilim insanlarının fareler üzerinde yaptığı araştırmada, yaşamın erken safhasında yavrunun anneden kısa da olsa bir süre ayrılmasının yarattığı travmatik etkinin, hayvanların yetişkinliğinde beyin fonksiyonlarını değiştirdiği gözlemlendi.

AA’nın haberine göre; sonuçları “Translational Psychiatry” dergisinde yayımlanan araştırma, beyindeki bu değişikliklerin, şizofreni gibi nöropsikotik rahatsızlık riski bulunan kişilerde rastlanan semptomlarla benzerlik gösterdiğini ortaya koydu.

Araştırma çerçevesinde beyin gelişimi açısından kritik dönemdeki 9 günlük yavru farelerin, 24 saat annelerinden ayrı tutulduğu ve yetişkinliklerinde beyin taramasından geçirildiği belirtildi.

Taramalar, hayvanların beyin fonksiyonlarının ve kavrama yetilerinin değiştiğini gösterirken, annelerinden ayrılmayan farelerde benzer bulgulara rastlanmadı.

Posted by in Genel

Tags:

Permalink Leave a comment

104 yaşındaki Avustralyalı bilim insanı ötanazi hakkını kullandı

Avustralya’da yasak olduğu için İsviçre’deki bir kliniğinde doktor yardımıyla ötanazi yapılan Goodall’ın, hiçbir ölümcül hastalığı bulunmuyordu.

Yaşam standartları kötüleştiği ve görme yetisinde düşüş olduğu gerekçesiyle ötanazi hakkını kullanan Gooddall’ın, ölmeden önceki son öğününde bir İngiliz klasiği olan balık ve patates kızartması yediği, tatlı olarak da kek tercih ettiği belirtildi.

Goodall’ın yaşamına ölümcül dozda Nembutal isimli uyku ilacı kullanılarak son verildiği kaydedildi.

Ötanazi öncesi son cümlesi “Ne için bekliyoruz ki?” olan Goodall’a, ölmeden önce son isteği üzerine Beethoven’ın 9. Senfonisi’nin “Ode to Joy” adlı parçasının dinletildiği öğrenildi.

Torunları yalnız bırakmadı

Dün düzenlenen basın toplantısında duymakta zorluk yaşamasına rağmen kendisine yöneltilen soruları rahatlıkla cevaplayan Goodall’ın, ölmeden önce baş ucunda ABD ve Fransa’dan gelen torunları yer aldı.

1914’te Londra’da doğan Goodall, 1948’de Melbourne Üniversitesinde ders vermek için Avustralya’ya göç etmişti.

Goodall’ın, 3 evliliğinden 4 çocuğu ve 12 torunu bulunuyordu.

Geçen hafta Avustralya’dan İsviçre’ye tek yön uçak bileti alan Goodall, Fransa’nın Bordeaux kentindeki akrabalarını da son kez ziyaret etme şansı bulmuştu.

Ekoloji alanında 70 yıldan fazla süredir çok sayıda araştırmaya imza atan 104 yaşındaki bilim insanı, Avustralya hükümetini ötanazi hakkı vermediği için eleştiriyordu.

104 yaşındaki bilim insanı, ‘ölüm yolculuğu’nu tamamladı

‘Yaşam standartlarının kötüleştiği’ gerekçesiyle bu ay içinde İsviçre’de kendi yaşamına son vermek istediğini açıklayan Avustralya’nın en yaşlı bilim insanı 104 yaşındaki David Goodall’ın bu kararı ötanazinin yasadışı olduğu Avustralya’da tartışmalara neden olmuştu.

104 yaşındaki Ekolojist, yaşanan tartışmaların üzerine İsviçre’nin Basel kentinde ötanazi savunucularıyla bir araya gelerek bir basın toplantısı düzenledi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bugün için planlanan ötanazi prosedürüne ilişki detayları bilmediğini belirten Goodall, ötanazi işleminin iğneyle yapılacağını ve bu esnada bazı aile üyelerinin de kendisiyle birlikte olacağını açıkladı.

“Uygun zaman geldiğinde, ölmeyi seçmek serbest olmalı” diyen Goodall’ın basın açıklamasında giydiği ve üzerinde ‘Utanç verici yaşlanma’ yazılı kazağı dikkat çekti.

Ötanazi kararına ilişkin “Son 6 yıldır görme yetim, son bir iki yıl içerisinde de yeteneklerim düşüş gösterdi, artık hayata daha fazla devam etmek istemiyorum ve sona erdirme şansım olduğu için mutluyum” diyen Goodall’ın kendisine sorulan soruları duymakta zorlandığı görüldü. Bunun üzerine bazı sorular mikrofonla tekrar edildi ve Goodall soruları net bir şekilde cevaplayabildi. Goodall ayrıca ötanazi kararının medyanın dikkatini İsviçre’ye çekmesine yol açmasından ötürü de üzerinde baskı hissettiğini söyledi.

YAŞAMA BEETHOVEN’LA VEDA ETMEK İSTEDİ

Son anlarında dinlemek için herhangi bir müzik seçip seçmediği sorulduğunda ise bunun hakkında pek düşünmediğini belirten Goodall, “Eğer bir şey seçeceksem bu Beethoven’ın 9. Senfoni’sinin final bölümü olurdu” diyerek 9. Senfoni’nin final bölümü olan ‘Ode to Joy’dan bir bölümü Almanca seslendirdi. Goodall’ın bu performansı ise alkışlarla karşılandı.

Goodall’ın hayatına son verildi.

Üniversiteleri bölen kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı

AKP’nin TBMM Genel Kurulunun çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre daha önce 7 maddesi kabul edilen üniversiteleri bölen yasa tasarısı bugün tekrar görüşüldü.

Anadolu Ajansı’ndan edinilen bilgiye göre, TBMM Genel Kurulunda, 4’ü vakıf olmak üzere 20 yeni üniversite kurulmasını öngören; aralarında İstanbul, Gazi, Anadolu, Karadeniz Teknik, İnönü, Selçuk, Erciyes üniversitelerinin de bulunduğu bazı üniversitelerin bölümlerini yeni kurulacak üniversitelere bağlayan kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Kabul edilen maddelere göre, Gaziantep Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Samsun Üniversitesi, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Tarsus Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi adlarıyla 16 devlet üniversitesi kuruluyor.

Ayrıca, Ankara Medipol Üniversitesi, İstanbul Atlas Üniversitesi, Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi, İzmir Tınaztepe Üniversitesi adıyla dört yeni vakıf üniversitesi açılıyor.

Görüşmelerde, “İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi” adı altında yeni bir üniversite kurulmasını öngören düzenleme üzerinde AKP değişiklik önergesi verdi. Kabul edilen önergeyle, metindeki “İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi” adı “İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa” olarak değiştirildi. Düzenlemeye göre ayrıca İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’ya bağlı olarak, yeni iktisat ve işletme fakültesi de kurulacak.

Çinli bilim insanları cüzzama yol açan iki yeni gen değişikliği

Çinli araştırmacıların, cüzzam hastalığına neden olan iki yeni gen değişkeni tespit ettiği bildirildi.

Çin Bilimler Akademisi Kunming Zooloji Enstitüsünden Yao Gangming başkanlığındaki araştırma grubu tarafından gerçekleştirilen çalışmanın sonuçları, “American Journal of Human Genetics”de yayımlandı.

Ülkenin güneyindeki Yünnan eyaletinde, bin 433 cüzzam hastası ve bin 625 sağlıklı bireyin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma sonucunda bu hastalığa yol açan iki yeni risk geni değişkenine rastlandı.

Cüzzamı tetikleyen 30’dan fazla risk geni arasındaki HIF1A ve LACC1 genlerinde iki yeni hasar değişkeni tespit eden araştırma ekibi, yeni bulunan nadir gen değişkenlerinin cüzzam hastalığının gelişme riskini artırıcı nitelikte olduğunu belirtti.

Hansen basili adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen ve bulaşıcı bir hastalık olan cüzzam, “lepra” olarak da adlandırılıyor.

Çin’in güneyindeki bazı bölgelerde cüzzam, ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Yünnan eyaletinde 2016 sonu verilerine göre, 50 binden fazla insan, lepra tedavisi görmüştü.

Ülkede rapor edilen toplam cüzzam vakasının dörtte birinin yaşandığı Yünnan’daki 44 vilayette bu hastalık, halen yaygın olarak görülüyor.

Posted by in Genel

Tags: ,

Permalink Leave a comment

Altıok: Üniversite gençliği 24 Haziran’da AKP’ye gereken mesajı

CHP İzmir milletvekili Zeynep Altıok üniversitelerin bölünme yasası olarak bilinen yasa tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Altıok yaptığı açıklamada, “50 günü kalmış bir iktidarın önünde acilen çözmesi gereken onlarca sorun varken ‘Üniversiteleri Bölme Yasasını’ gündeme getirmesi mantıkla açıklanacak bir durum değildir. Gazi ve İnönü gibi sembol isimler taşıyan üniversiteleri bölerek itibarsızlaştırmak/değersizleştirmek, 1933’te kurulan İstanbul Üniversitesi gibi aydınlanmanın ve bilimin kalesi olan bir üniversiteyi bölerek marka değerini düşürmekle yapılmak istenen şey özünde cumhuriyet ve bilim düşmanlığıdır. Tabi tek dertleri bu da değil, üniversitelerin bölünerek yeni kampüs alanlarına taşınacağı ve şehir merkezinde kalan bina ve arazilerin satılacağına dair duyumlar da alıyoruz” dedi.

AKP iktidarı döneminde her dört üniversite mezunundan birinin işsiz olduğunu vurgulayan Zeynep Altıok “Diplomalı işsizlerin iş bulması giderek zorlaşırken, yapılması gereken üniversiteleri bölerek sayılarını arttırmak değil, üniversite mezunu genç işsizlere iş sahaları yaratmak olmalıydı. Kendi yandaşlarına torpille akademik kadro açma konusunda usta olan AKP iktidarına üniversite gençliği 24 Haziran’da gereken mesajı verecektir diye düşünüyorum” dedi.

Altıok’un konuyla ilgili yaptığı açıklamada öne çıkanlar şu şekilde;

İKTİDAR ÜNİVERSİTE SAYISINI DEĞİL NİTELİĞİNİ ARTTIMAK İÇİN UĞRAŞMALI

Türkiye’nin geleceği için bilimsel düşüncenin ve liyakatin ön planda olduğu demokratik özerk üniversite modelinin derhal oluşturulması gerekiyor. Üniversiteyi kontrol altına alıp daha iyi yönetmek için üniversite bölünmez. Dünyada akademinin/bilimin güçlü olduğu tüm ülkelerde üniversiteler kendi kendilerini yönetirler. Fakülte ve bölüm açmak/kapatmak üniversitelerin kendi akademik kurullarında bilimsel ve demokratik bir şekilde tartışılıp karara bağlanması gereken şeylerdir. Her üniversitenin disiplinler arası ortak çalışma yapılan fakülteleri var, yürüttükleri yurt içi/yurt dışı projeleri var, önceden belirlenmiş öğrenci değişim programları var, yurt dışına gönderdiği yüksek lisans doktora öğrencileri var. Bu bağlamda mevcut bir üniversite bir gecede ikiye bölünüp farklı bir isim altında açıldığında tüm bu çalışmalar ve bu programlar nasıl işleyecektir? Siyasi iktidar Türkiye’nin üniversite sayısını değil, niteliğini arttırmak için uğraşmalıdır. Bu yasa tasarısı bir daha geri getirilmemek üzere tamamen rafa kaldırılmalıdır.

CUMHURBAŞKANININ ÜNİVERSİTE GEÇMİŞİ OLSAYDI BUNA KARAR VEREMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜRDÜ

Eğer Cumhurbaşkanının bir üniversite geçmişi olsaydı, buna kendisinin karar veremeyeceğini en azından düşünürdü. Üniversiteler bulunduğu şehriyle, kampüsüyle, hocasıyla, öğrencisiyle, mekânıyla tüm öğrenciler için bir ruh bir kimlik bir aidiyet duygusu oluşturur. Cumhurbaşkanımız bu duygudan bi haber olduğundan anlayamıyor olabilir. Sanırım bu nedenle üniversitelerinin bölünmesine karşı çıkan tüm eylemleri “ideolojik” diye nitelendirdi. Oysa sağcı-solcu her görüşten öğrenci, akademisyen hatta personel bu tasarıya karşı çıkıyor. Bir şey kaldırılacaksa 12 Eylül darbe ürünü olan YÖK kaldırılmalı ve üniversiteler özgür bırakılmalıdır. Bugün Türkiye üniversitelerinin birçoğunda uluslararası saygınlığa ulaşmış akademisyenlerimiz barış bildirisine imza attıkları için ihraç ediliyor. Üniversitelerin kalitesini eğitimcileri belirler. Aynı açıklamada Cumhurbaşkanı gerekçe olarak ”Halkın bu yönde bir talebi var” dedi. Tüm veriler ve istatistikler gösteriyor ki, halkın en temel sorunu ve gündemi ekonomik belirsizlik ve geçim sıkıntısı. Halk ne zamandan beri üniversite ayırma işleri ile ilgileniyor, kimler bununla ilgili talepte bulunuyor anlaşılır gibi değil. Üniversitelerin bilgisi dışında akademik, mali ve idari hiçbir bilimsel gerekçeye dayanmadan bir gecede üniversiteler bölünüyor, isimler değiştirilerek gerek olmamasına rağmen sayının arttırılması öneriliyor. AKP iktidarı güç zehirlenmesiyle karşı karşıya. ideolojik ayrışma ve tek sesli toplum için tüm kurumları ve çağdaş mekanizmaların, bilimin hedef alındığı bir gerçeklikten kopuş yaşıyor. Biz bu tasarının derhal geri çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Üniversiteleri doğrudan ilgilendiren değerlendirme ve karar verme mekanizması üniversitelerin akademik kurullarına bırakılmalıdır.

Obama dan Türkiye de yaşayan göçmen bilim insanına destek

Brandon Stanton isimli ABD2li bir fotoğrafçı Facebook üzerinden oluşturduğu “Humans of New York” adlı sayfada, karşılaştığı insanların hayat hikayelerini paylaşıyor. Stanton’un New York’ta fotoğrafladığı insanların hikayelerini de ekleyerek başladığı paylaşımlar giderek çeşitlendi ve ilgi çekici hale geldi. Stanton’un son olarak paylaştığı fotoğraf ve hikayeyse başka türlü bir etki yarattı.

Fotoğrafçı, 8 Aralık’ta Türkiye’de yaşayan ve ismi açıklanmayan bir bilim insanının hikayesini ve röportajını paylaştı. Suriyeli mülteci bilim insanı hakkındaki paylaşıma bir çok sosyal medya kullanıcısının yanı sıra ABD Başkanı Obama’da ilgi gösterdi ve fotoğraflar altına yazdığı yorumla destek mesajı verdi.

Humans Of New York (HONY) sayfasında bu hafta işlenen “Suriyeli mülteciler” temasıyla paylaşılan fotoğraflara bilim insanının ağzından yazılan açıklamalar şöyleydi:

“Babam bir çiftçi ve annem bir ev kadınıydı. Bilim hakkında fazla bilgileri yoktu. Ama ben bilim adamı olmayı kafama koymuştum. Okuldan Suriye çapında en iyi üçüncülük derecesiyle mezun oldum. Nihai amacım büyük bir bilim adamı olmaktı.”

“Evliliğimiz görücü evliliği değildi. Aşk evliliği yaptık. Eşimle üniversitede öğrenciyken tanıştık. Hiç kimsenin ailemizle bir sorunu yoktu. Hiçbir parti ile ya da rejimle herhangi bir bağımız yoktu.”

Bilim insanı, kendi hallerinde yaşarlarken hayatlarının mahvolduğunu kendisinin tasarlandığı evlerinin düzenlenen bir hava saldırısında yıkıldığını ve bu olayda eşi ve kızı ile ailesinden beş kişinin öldüğünü söylüyor.

(function(d, s, id) { var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0]; if (d.getElementById(id)) return; js = d.createElement(s); js.id = id; js.src = “//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3”; fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs);}(document, ‘script’, ‘facebook-jssdk’));

(3/7) “I built this compound for my family. I saved the money for it, I designed it myself, and I oversaw the…

Posted by Humans of New York on 8 Aralık 2015 Salı

Olayın ardından Türkiye’ye geldiklerini söyleyen adam, doktora derecesi olmasına rağmen, izni olmadığı için çalışamadığını ifade ediyor. Suriyeli bilim insanı “İki yıldır Türkiye’deyiz, burada ölüyüm. Bir hayatım yok, itibarım yok, çocuklarım okula gidemiyor.” diyor. Geçimini sağlamak için tasarımlar yapıp Türk vatandaşları üzerinden söyleyen bilim insanı, karşılığında normalde bu iş için kazanılan miktarın yaklaşık yüzde 1’ini aldığını belirtiyor.

(function(d, s, id) { var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0]; if (d.getElementById(id)) return; js = d.createElement(s); js.id = id; js.src = “//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3”; fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs);}(document, ‘script’, ‘facebook-jssdk’));

(5/7) “Everything that wasn’t destroyed in our house was stolen over the next two days. We left with nothing. I can’t…

Posted by Humans of New York on 8 Aralık 2015 Salı

Suriyeli mülteci bilim insanı, son olarak hala umudu olduğunu söylüyor. “Bugün Troy, Michigan’a gideceğimi öğrendim. Sadece burasının güvenli ve bilime saygı duyulan bir yer olduğunu ümit ediyorum. Hala bu dünyada fark yaratabilme şansımın olduğunu düşünüyorum” diyor.

ABD Başkanı Obama paylaşımlara kayıtsız kalmayarak paylaştığı yorumda:

“Bir eş ve bir baba olarak kayıplarınızı hayal dahi edemiyorum. Siz ve aileniz bir ilham kaynağısınız. Michigan’ın muhteşem insanlarının sizi şefkat ve hak ettiğiniz destekle kucaklayacağını biliyorum. Hala fark yaratabilirsiniz. Ve hayallerinizin peşine burada düşeceğiniz için gurur duyuyoruz. Yeni evinize hoş geldiniz. Siz Amerika’yı büyük yapan şeyin bir parçasısınız” dedi.

(function(d, s, id) { var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0]; if (d.getElementById(id)) return; js = d.createElement(s); js.id = id; js.src = “//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3”; fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs);}(document, ‘script’, ‘facebook-jssdk’));

Last night President Obama wrote a very sweet welcome note to the scientist in Tuesday’s story.

Posted by Humans of New York on 10 Aralık 2015 Perşembe

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno