Fitch: Türkiye, en kırılgan 3 ülkeden biri

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, ABD’de faiz oranlarının artmayla sıkılaşan finansal koşulların, toplam borcu 19 trilyon dolara ulaşan gelişen ekonomilere – en çok da Ukrayna, Türkiye ve Arjantin’e zarar verebileceğini söyledi.

Fitch raporunda on yıl önce toplam borcu 5 trilyon dolar olan gelişmekte olan ülkelerin borcunun 19 trilyon dolara fırladığını vurguladı şu tespit ve öngörüleri paylaştı:

  • “ABD Merkez Bankası’nın 2019 sonuna kadar en az altı kez faiz artırmasını öngörüyoruz”
  • “Eğer gevşek finansal koşullar beklenenden daha hızlı bir şekilde sıkılaştırılırsa gelişmekte olan ekonomilerin borcu baskı altına girebilir.
  • “Eğer gelişen piyasalara yönelik risk iştahı tersine dönerse, sermaye çıkışları kurlar üzerinde veya döviz rezervleri üzerinde baskı oluşturabilir.
  • “ABD tahvillerinin getirilerinin artması da ABD’li ve küresel yatırımcıları gelişen piyasalardan çıkmaya itebilir.
  • “Bu durum zaten cari açıklarını veya dış borçlarını yeniden finanse etmeye çalışan hükümetlerin üzerindeki baskıyı artırır.
  • “En kırılgan gelişen piyasalar Ukrayna, Türkiye ve Arjantin.
  • “Fitch Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Peru ve Kazakistan’da da dış borca bağımlılıklarından dolayı risk görmekte.
  • “Çin orta riskli bir ülke olarak değerlendiriliyor ve en büyük zorluğun orta ölçekli bankaların likidite durumları ve ekonomideki yüksek borçluluk olarak görülüyor.
  • “Brezilya’nın en büyük inşaat şirketlerinden Andrade Gutierrez SA Fitch’in bu yıl başından bu yana kaydettiği tek gelişen ülke borç iflası. 2017 yılında ise beş iflas gerçekleşti.”

Gençlik örgütleri: Deniz’lere sözümüz faşizm yenilecek!

ZEYNEP KURAY

Gençlik örgütleri, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde ’68 kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı Taksim’den Dolmabahçe’ye yaptıkları yürüyüşle andı. Dayatılan tek adam rejimini 68 kuşağından aldıkları direniş ruhuyla yeneceklerini vurgulayan Gençlik örgütleri, “Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek biz kazanacağız” dedi.

68 Kuşağı önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 46’ıncı yıl dönümünde Taksim’den 6’ıncı Filo’nun denize döküldüğü Dolmabahçe’ye yapılan yürüyüşlerle anıldı. EMEP ve CHP’nin anma etkinlikleri sonrası Dolmabahçe’ye omuz omuza yürüyen gençlik örgütleri, faşizmi yenme sözü verdi. MKM önünde başlayan yürüyüşte, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın fotoğraflarını taşındı, “ 1968-2018 bitmedi sürüyor kavga” yazılı pankart açıldı. Devlet tarafından katledilen 68 kuşağı önderlerinin isimlerini teker teker sayılıp, “Yaşıyor” diye haykırdığı yürüyüşte, hep bir ağızdan, “Deniz, Yusuf, Hüseyin sürüyor sürecek mücadelemiz”, “ Emperyalistler, işbirlikçiler 6’inci Filo’yu unutmayın”, “ Emperyalizme karşı Deniz olmalı”, “ Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “ Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

‘68’LERİN DİRENİŞ RUHUYLA KAZANACAĞIZ!’

Polis ablukası altında Dolmabahçe’ye gelen gençler, çevredeki yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılandı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan şahsında hayatını kaybedeb devrimciler adına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan gençlik örgütleri adına açıklama Cansu Eski tarafından okundu. Eski, ülkenin KHK’lerle yönetildiği, OHAL şeklini aldığı, üniversitelerin bölünmeye çalışıldığı bir ortamda 68 kuşağının kendilerine bıraktığı mücadele mirasından aldıkları güçle direndiklerini vurguladı. Başka bir dünya yaratmak için yola çıkan Deniz’lerin 12 Mart faşist rejimi tarafından idam edildiğini hatırlatan Eski, “Deniz ve Yusuf daha 25 yaşındaydı. Hüseyin ise 23’ündeydi. Cellatlarının adı tarih içerisinden silinip giderken, üç fidan kavgamızın bayrağı olup kaldı mücadelemizin satır başlarında…”

“Yalınayak idama giden Hüseyin İnan’ın, korkusuz Yusuf Aslan’ın ve son sözünü, “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” olan “Deniz Gezmiş’in yoldaşlarıyız” diyerek sözlerini sürdüren Eski, “Tek adam rejimin baskı ve zulmü varsa, bizlerin de 68’lerden gelen direniş ruhu var. Bizler yine devrimci tarihimizden aldığımız derslerden biliyoruz ki zaferin büyüklüğü kavganın zorluğunda gizlidir. Ezilenlere ve Deniz’lere sözümüzdür, faşizm yenilecek, biz kazanacağız” dedi.

genclik-orgutleri-deniz-lere-sozumuz-fasizm-yenilecek-460357-1.

Anma gençlerin hep bir ağızdan Gündoğdu Marşı’nı seslendirmesiyle sona erdi.

Yürüyüş ve anmayı düzenleyen Gençlik örgütleri: Diren Üniversite, SDGF, Dev-Lis, LÖP, Öğrenci İnisiyatifi, Genç-Sen LÖP, Öğrenci Faaliyet, Liseli Direnişçi Genlik, Kaldıraç.

104 yaşındaki bilim insanı, ‘ölüm yolculuğu’nu tamamladı

‘Yaşam standartlarının kötüleştiği’ gerekçesiyle bu ay içinde İsviçre’de kendi yaşamına son vermek istediğini açıklayan Avustralya’nın en yaşlı bilim insanı 104 yaşındaki David Goodall’ın bu kararı ötanazinin yasadışı olduğu Avustralya’da tartışmalara neden olmuştu.

104 yaşındaki Ekolojist, yaşanan tartışmaların üzerine İsviçre’nin Basel kentinde ötanazi savunucularıyla bir araya gelerek bir basın toplantısı düzenledi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bugün için planlanan ötanazi prosedürüne ilişki detayları bilmediğini belirten Goodall, ötanazi işleminin iğneyle yapılacağını ve bu esnada bazı aile üyelerinin de kendisiyle birlikte olacağını açıkladı.

“Uygun zaman geldiğinde, ölmeyi seçmek serbest olmalı” diyen Goodall’ın basın açıklamasında giydiği ve üzerinde ‘Utanç verici yaşlanma’ yazılı kazağı dikkat çekti.

Ötanazi kararına ilişkin “Son 6 yıldır görme yetim, son bir iki yıl içerisinde de yeteneklerim düşüş gösterdi, artık hayata daha fazla devam etmek istemiyorum ve sona erdirme şansım olduğu için mutluyum” diyen Goodall’ın kendisine sorulan soruları duymakta zorlandığı görüldü. Bunun üzerine bazı sorular mikrofonla tekrar edildi ve Goodall soruları net bir şekilde cevaplayabildi. Goodall ayrıca ötanazi kararının medyanın dikkatini İsviçre’ye çekmesine yol açmasından ötürü de üzerinde baskı hissettiğini söyledi.

YAŞAMA BEETHOVEN’LA VEDA ETMEK İSTEDİ

Son anlarında dinlemek için herhangi bir müzik seçip seçmediği sorulduğunda ise bunun hakkında pek düşünmediğini belirten Goodall, “Eğer bir şey seçeceksem bu Beethoven’ın 9. Senfoni’sinin final bölümü olurdu” diyerek 9. Senfoni’nin final bölümü olan ‘Ode to Joy’dan bir bölümü Almanca seslendirdi. Goodall’ın bu performansı ise alkışlarla karşılandı.

Goodall’ın hayatına son verildi.

Mike Pompeo’nun İran müzakereleri başlıyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ziyaretinin hemen ardından İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurmaları için müttefiklerle müzakere masasına oturacak. Reuters’ta yer alan habere göre ABD’li yetkililer, yeni Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Kuzey Kore dönüşünün hemen ardından Avrupa, Ortadoğu ve Asya’daki müttefiklerle İran’a yönelik nükleer ve füze programlarını durdurması için müzakerelere başlayacağını açıkladılar.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey bir yetkili, Başkan Trump’ın geçtiğimiz Salı akşamı nükleer anlaşmadan çekileceğini açıklamasından bu yana İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya, Irak ve İsrail ile görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

Söz konusu yetkili, görüşmelerin Pompeo ve İran konusundaki baş müzakerecilerden ABD Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama Dairesi Başkanı Brian Hook tarafından gerçekleştirileceğini belirterek, “Dünyayla bağlantı kurmak ve çıkarlarımızı koruyan ortaklarımızla konuşmak için bir çaba olacak” dedi. Yetkili, görüşmelerin İran üzerindeki baskının onları müzakere masasına oturtacak şekilde nasıl yoğunlaştırılacağına odaklanacağını da ekleyerek “Nihai hedef, herkesin yeni bir anlaşma için müzakere masasına dönüşünün temellerini atmak” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İlişkiler Dairesi’nde görevli William Peek, İran’ı baskı altına alma kampanyasının rejimi değiştirmeyi amaçladığını reddederken telekonferans aracılığıyla katıldığı basın toplantısında, “Biz rejimi değil rejimin tutumunu değiştirmeye çalışıyoruz” dedi. Yetkili ayrıca, Washington’un müttefiklerini İran’a yeniden yaptırım uygulamaya ikna etmek için diplomatik yolları kullanacağını da vurguladı.

CHP’den İzmir Marşı’ndan rahatsız olan Antalyaspor yönetimine

CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, Spor Toto Süper Lig’deki Gençlerbirliği-Antalyaspor maçında tribünlerde söylenen İzmir Marşı’nın Antalyaspor yönetimini rahatsız ettiğini belirterek, “Siz isteseniz de istemeseniz de biz o tribünlerde göğsümüzü gere gere ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ diye haykırmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Antalyaspor, İzmir Marşı'ndan rahatsız oldu Antalyaspor, İzmir Marşı’ndan rahatsız oldu

Budak, yazılı açıklamasında, Antalyaspor yönetiminin 6 Mayıs Pazar günü oynanan maçta tribünlerde İzmir Marşı’nın okunması ile ilgili “Söylenmesi hoş değil.” şeklinde açıklama yaptığını hatırlattı.

“İzmir Marşı neden sizi bu kadar rahatsız etmektedir?” sorusunu yönelten Budak, şunları kaydetti:

“Bilinmelidir ki Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin kurucusu, ortak değeri, minnet ve şükranla andığımız önderidir. Hiçbir güç, hiçbir baskı ortamı ona olan sevgimizi eksiltmeyeceği gibi aksine daha da güçlenmesine neden olacaktır. Siz isteseniz de istemeseniz de biz o tribünlerde göğsümüzü gere gere ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ diye haykırmaya devam edeceğiz.”

TGS’den 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü mesajı

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için bir mesaj yayımladı.

Türkiye’deki basına yönelik baskının vurgulandığı mesajda, “Muasır medeniyet seviyesine erişmenin yolu baskıcı ve otoriter yöntemlere boyun eğmekten değil, özgür ve eşit bir medya ortamını kurmaktan geçer” ifadeleri yer aldı.

TGS’nin mesajı şöyle:

Birleşmiş Milletler’in daha özgür ve bağımsız bir basın için 1993 yılında ilan ettiği 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü bugün ülkemizde her zamankinden daha kritik bir süreçte kutlanıyor. Gazetecilere ve medyaya yönelik baskılar her geçen gün artarken bugünkü tablo basın özgürlüğünde Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar geri gittiğimizi gösteriyor. Hükümetin medyaya yönelik baskıları son dönemde öyle boyutlara ulaştı ki gazeteciler adliyeleri adeta mesken haline getirmek zorunda kaldı. İktidar çizgisinde olmayan tüm yayın organları soruşturmalara hedef oldu, oluyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 2018 yılı Basın Özgürlüğü endeksinde Türkiye’nin bir önceki yıla göre iki basamak gerileyerek 180 ülke arasında 157’nci sırada yer aldığını düşünecek olursak tablonun vehameti daha iyi anlaşılacaktır.

Bununla birlikte medyadaki tek tipleşme de en az baskı ve sansür kadar ifade özgürlüğünü tehdit etmektedir. Doğan Grubu’nun hükümete yakınlığı ile bilinen Demirören Grubu’na satılması medyadaki tektipleşmenin doruk noktasına ulaşması anlamına gelmektedir. İktidara yakın sermaye temsilcilerinin gazetelerin yayın politikalarını bu doğrultuda değiştirdiği bilinirken söz konusu satış sonrası medyanın neredeyse yüzde 90’ının hükümete yakın çizgiye kayma ihtimali hepimizi korkutmaktadır.

Bu karanlık tablo karşısında elbette çaresiz değiliz. Gerçekler her dönem iktidarı elinde bulunduran kesimleri tedirgin etmiştir. Bu baskılardan çıkışın yegane yolu bir araya gelmektir. Yan yana gelen, omuz omuza veren gazetecilerin gerçekleri iktidarların, patronların baskılarından daha güçlüdür. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak özgür ve bağımsız bir medyanın yolunun sendikalı çalışma düzeninden geçtiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Muasır medeniyet seviyesine erişmenin yolu baskıcı ve otoriter yöntemlere boyun eğmekten değil, özgür ve eşit bir medya ortamını kurmaktan geçer.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno