Ekonomi yönetimi kontrolü kaybetti

Türk Lirası’ndaki erime, dolar ve avroyu rekor seviyelere taşırken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) “piyasada oluşan sağlıksız fiyat oluşumlarını takip ediyoruz ve gerekli adımları atacağız” açıklaması geldi. Açıklamanın ardından TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, AKP Genel Merkezi’ne çağırıldı. Çetinkaya’nın AKP Merkezi’ne gitmesi piyasada “faiz artışı için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan izin isteyecek” yorumlarına neden oldu. Muhalefet ise Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yitirdiği değerlendirmesinde bulundu ve faiz artışlarının ekonomiyi daha da kötü bir noktaya sürükleyeceği uyarısını yaptı. Bu gelişmelerin ardından ise Başkan Çetinkaya’nın AKP Genel Merkezi’ne İran ile yerel para birimi anlaşması için çağrıldığı ifade edildi.

‘Gerekeni yapacağız’
Ankara’da baş döndürücü ekonomi trafiği liradaki rekor kayıpların zirve yapmasının ardından geldi. Öğlen saatlerinde doların 4 lira 50 kuruşa kadar yükselmesiyle birlikte piyasalarda oluşan panik büyüdü. Gözler TCMB’nin ne yapılacağına çevrilmişken ilk önce TCMB’den piyasalara sözlü müdahale geldi. Yapılan açıklamada, “Piyasada gözlenen sağlıksız fiyat oluşumları yakından takip edilmektedir. Gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkileri de dikkate alınarak gerekli adımlar atılacaktır” denildi. Açıklamanın ardından piyasada ‘faiz artışı geliyor’ beklentisiyle dolar 4 lira 44 kuruşa kadar indi.

MB Başkanı AKP binasına çağrıldı
Günün ikinci büyük gelişmesi ise Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın AKP Genel Merkezi’ne ‘davet edildiği’ açıklaması oldu. Açıklama piyasada “Çetinkaya, Erdoğan’dan faiz artışı için izin isteyecek” şeklinde yorumlandı ve faiz artışına dönük beklenti güçlendi. Bu gelişmeyle birlikte dolar bir kez daha düşerek 4 lira 40 kuruş seviyelerine geldi. Buna karşın, Çetinkaya’nın AKP Genel Merkezi’ne gelmesi, muhalefet tarafından “TCMB’nin bağımsızlığına gölge düşüyor” şeklinde yorumlandı. CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, ziyareti, “TCMB Başkanının AKP Genel Merkezi’ne çağrılması devletin parti devletine dönüştüğünü gösterir” şeklinde yorumlarken, CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ise tepkisini, “Parti devletinin cismi: ‘Bağımsız’ MB Başkanı parti merkezinde icazet ve talimat arıyor. Uçuşa geçen doların ve faizin nedenini aramaya gerek var mı!” diyerek gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ise, “Erdoğan para politikasını ağırlığımı koyacağım dedi… Dolar 4,5 TL’ye çıktı… Faizleri indireceğim dedi… Yakında rekor faiz artışı gelir… Sonuçta; milyonlarca insan bankalara daha fazla faiz ödemek zorunda kalır…” görüşünü paylaştı. Reuters’ın edindiği bilgiye göre ise Çetinkaya’nın daha önce imzalanan İran ile yerel para birimi kullanılarak yapılacak ticareti anlaşması kapsamında AKP Genel Merkezi’ne çağırıldığı” bilgisi verildi.

‘Piyasanın kuralları uygulanmalı’
İktidarın ‘faiz artışına sıcak bakmaması’ üzerine satışa geçen piyasaya son açıklama ise Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’ten geldi. Bloomberg News Türkiye Büro Şefi Benjamin Harvey’in paylaştığı bir habere yanıt veren Şimşek, “Siyasi pragmatizm nihayetinde hakim olacak. Kural temelli piyasa ekonomisi ilerlemek için tek güvenilir seçenek” diye konuştu.

Belirsizlikler sürüyor
Yapılan sözlü yönlendirmeler ve faiz artışına dönük güçlü beklentiye rağmen dolar gün içerisinde 4 lira 40 kuruş seviyesinin altında kalıcı olamadı. ABD’de görülen eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı davanın nasıl süreceğine dönük belirsizlik, faizlerde henüz artışa gidilmemesi ve ekonomik verilerde durgunluğa işaret eden mart ayına ait sanayi üretimi verileri, liradaki zayıf seyrin sürmesine yol açtı.

Gözler bugün görülecek Hakan Atilla davasında

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları beş ayrı suç kapsamında ihlal ettiği karara bağlanan Halk Bankası eski genel müdürü Mehmet Hakan Atilla’nın hüküm duruşması, bugün New York Güney Bölgesi mahkemesinde görülüyor. Ankara’nın ve piyasaların gözü bu duruşmada olacak. Uzmanlara göre “Halk Bank’a ceza çıkarsa ödenir ama sistemden çıkarılmak çok daha vahim sonuçlar doğurur.”

Cumhuriyet’ten Şebnem Arsu’nun haberine göre, savcılık, yaklaşık 14 aydır tutuklu bulunan Atilla hakkında Nisan ayında verdiği yazılı mütalasında 15 yılı aşan bir ceza talep ederken, savunma tarafı oldukça uzun bir açıklama ile bu sürenin adil olmadığını belirtti.

Avukatlar Victor Rocco ve Cathy Fleming’in başını çektiği savunma ekibine göre Atilla’nın hiç ceza almaması, alacaksa da cezanın 5 senelik alt sınır baz alınarak belirlenmesi gerek.

Puanlama usulü yapılan yazılı değerlendirmede, Atilla lehine unsurlar arasında yasadışı şebekenin lideri olmadığı, suça katılımının minimal düzeyde olduğu ve önceden sabıkası olmadığı vurgulandı.

Savcılık ise mütalasında Atilla’nın şebekeye bizzat destek verdiğini, para dolaşımını kontrol ettiğini ve bankacılık deneyimini kullanarak işlemlerin ABD sistemince fark edilmemesi için yöntem geliştirdiğini tekrarladı.

Hukukçular, şimdiye kadar bankalar nezninde işlenen ABD yaptırım ihlallerinde hiç bir banka çalışanına ceza davası açılmadığının altını çiziliyorlar.

“Elimizde ihlale karışan bankaların personeline verilen örnek bir ceza kararı olsaydı talep edilen süreyi kıyaslayabilirdik ancak bir tane bile yok,” diyor, dava sürecini takip eden bir hukukçu.

“Bu davada savunma tarafına hakikaten çok mu yükleniliyor yoksa savcılar içtihat mı oluşturmaya çalışıyorlar, bilemiyorum.”

SİYASİ BİR DAVA MI?

Davayı başlatan eski New York savcısı Preet Bharara’nın görevine zamanında vekalet eden Joon H. Kim’in karar sonrası yaptığı açıklama niyetlerini açıklayıcı nitelikteydi.

“Yabancı bankalar ve bankacıların bir seçeneği var; Ya kendi isteğinizle İran’a ve diğer yaptırım altında olan devletlere Amerikan yasalarını delmede yardım edersiniz ya da ABD doları üzerinden işlem yapan uluslararası bankacılık toplumunun bir parçası olursunuz. İkisini birden yapma şansınız yok.”

İhlal davalarında mevcut içtihatın Atilla aleyhine bozuluyor olmasının siyasi nedenleri de konuşuluyor.

Salı günü Londra’da Bloomberg haber ajansına bir mülakat veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atilla’nın suçsuz olduğunu ve bankacıya verilecek cezanın “Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu olarak ilan etmek anlamına” geleceğini söyledi.

“Umarım Türkiye-ABD ilişkilerini tamamen yerle yeksan etmeyecek bir sonuç çıkar,” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı, nihai kararın halihazırda gergin bir seyir izleyen ikili ilişkilere etkisi olacağını belirtti.

ABD tarafı ise, davanın başından bu yana, Ankara’nın benzer çıkışlarını ülkedeki yargının bağımsızlığına atıf yaparak yanıtlamakta.

Columbia Üniversitesi Hukuk profesörü Daniel Richman, Cumhuriyet gazetesine verdiği bir demeçte, özellikle New York Güney Bölgesi savcılarınının siyasi baskıya boyun eğmemekle tanındıklarını vurgulamıştı.

Ankara, her ne kadar bu davanın Fethullah Gülen ve uzantılarının hükümete karşı ABD’de kullandığı bir silah olduğunu iddia etse de, buradaki yerleşik anlayış, sürecin yaptırım ihlallerine karışan tüm siyasiler ve devlet kurumlarına ciddi bir uyarı niteliği taşıdığı yönünde.

Unutulmaması gereken nokta ise bu davanın baş rolünde İran’ın olduğu.

“Bunun siyasi bir dava olduğu söylenemez,” diyor Washington merkezli Freedom House kuruluşu uzmanlarından Nate Schenkkan.

“Burada mesele tam olarak İran ve İran’a uygulanan yaptırım rejimi. Türkiye’nin davaya dahil oluşu da bu konu üzerinden. Türkiye bu davayı ‘Amerika’nın saldırısı’ olarak resmedene kadar da öyleydi.”

Sarraf’in başını çektiği yasadışı düzenin dış cepherinde yer alan Atilla gibi sicili temiz bir yetkilinin ceza davasına konu olmasını ise Schenkkan, Halk Bankası’nın yaptırıma uymayı defaatle reddetmesine bağlıyor.

“ABD’li hazine yetkilileri aslında 17-25 Aralık öncesinde bile Halk Bankası’nda olan bitenin farkındalardı. Defalarca farklı şekillerde ‘durun’ denilmesine rağmen Halk Bankası devam etti ve bu noktalara gelindi.”

HALK BANKASI VE CEZA İHTİMALİ

Geçen yıl Kasım ayında başlayan davanın merkezindeki İranlı altın tüccarı Rıza Sarraf, savcılıkla anlaşarak oldukça kapsamlı bir ‘etkin pişmanlık anlaşması’ imzalamıştı.

Bu imza kapsamında verdiği ifadesinde, İran’dan alınan doğalgaz ve petrol karşılığı Halk Bankası’nda toplanan fonların sahte belgelerle nasıl ABD doları cinsinden uluslararası dolaşıma sokulduğunu anlattı.

Sarraf, aynı zamanda Vakıfbank ve Arap Türk Bankası’nın da İran’la ticarete aracı olmak istediklerini, onayın ise zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine’den sorumlu eski bakan Ali Babacan’dan geldiğini aktarmıştı.

Halk Bankası başta olmak üzere adı geçen bankalara ABD Hazinesi tarafından ciddi cezalar kesilebileceği konuşuluyor.

Atilla’nın savunma ekibinin davanın yargıcı Richard Berman’a sunduğu bir listede, şimdiye kadar yaptırım ihlallerine karışan on banka içinde BNP Paribas, ödediği yaklaşık 9 milyar ABD doları tutarındaki ceza ile başı çekiyor.

Bazı uzmanlara göre, Halk Bankası’nın ödeyeceği ceza miktarı Atilla’ya verilecek cezanın tonunu da belirleyebilir.

“Halk Bankası’na yüksek bir ceza kesilirse Atilla daha az bir ceza alabilir,” diyor New York merkezli dolandırıcılık denetim kurumu Bard Dynamic’in kurucusu Ozan Gürel.

“Daha da önemlisi bankanın ABD bankacılık sisteminden ihraç edilip edilmeyeceği. Nihayetinde bankalar miktar ne olursa olsun cezayı öder ama sistemden çıkarılmak çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır.”

Diplomatik dokunulmazlığı olan siyasiler dışında adı geçen kişilerin ise, uluslararası dolaşımlarının engellenebileceği, isimleri bizzat ABD kurumlarınca yaptırım listesine alındığında Türkiye dışındaki ülkelerdeki mal varlıklarına el konulabileceği belirtiliyor.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış ve Halk Bankası eski genel müdürü Süleyman Aslan iddialarda ismi geçen yetkililerden.

SARRAF NE YAPIYOR?

Ambargo altındaki İranlı kurumların yurtdışı ödemelerinde yüksek komisyon bedelleri keserek ciddi bir servet edinen Sarraf için yargı süreci halen devam etmekte.

Adına henüz bir hüküm duruşma tarihi belirlenmemesi, eski sanığın, korunaklı bir cezaevinde FBI yetkililerine, bildiklerini son harfine kadar anlatmaya devam ettiği anlamına geliyor.

Kurduğu yasadışı şebekeler vasıtası ile eindiği maddi kazanımları ABD’ye iade etmekle kalmayıp tüm bildiklerini şüpheye yer bırakmaksızın anlatması, tüccarı özgürlüğe bir adım daha yaklaştırabilir.

Sarraf’ın mevcut siyasi konjektürde savcılar için değeri artmış olabilir.

İran ile 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan ABD’nin aniden çekilmiş olması yaptırım rejimini yeniden gündeme getirdi.

Reuters haber ajansının Salı günkü haberine göre, ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın, kritik önemdeki bankacılık sektörünü kullanmasını engellenmek amacı ile yeni ekonomik yaptırımlar getirildiğini açıkladı.

Bu gelişme Sarraf’ın bildiklerini ve bağlantılarını daha anlamlı kılabilir.

Yüksek korumalı bir cezaevinde tutulduğu konuşulan Sarraf’ın, gozaltina alinip tutuklandigi dönemde gardiyana içki ve telefon kullanımı karşılığında rüşvet verdiğini kabul etmesi ardından açılan dava devam ediyor.

Tüccar hakkında, eski koğuş arkadaşı 62 yaşındaki Arap asıllı Fildişi Sahilli vatandaşı Faozi Jaber tarafindan cinsel istismar ve tecavüz iddiasıyla acilan davanin ise 22 Mayıs tarihinde karara baglanmasi bekleniyor.

ABD basında yer alan haberlere göre İranlı tüccar iddiaları hayal ürünü olarak nitelemişti.

GERİ GELEN YAPTIRIMLAR ATİLLA’NIN CEZASINI ETKİLER Mİ?

Hüküm duruşması öncesi prosedürler kapsamında Atilla’nın ailesi, akrabaları, iş arkadaşları ve diğer yakınları Yargıç Berman’a onlarca mektup göndererek, adalet ve merhamet istediler.

Sanığın duruşma boyunca sergilediği iyi hal, Metropolitan Islahevinde gardiyanlarla uyumlu ilişkileri, sabıkasının olmaması ve diğer hafifletici unsurların karara etki etmesi bekleniyor.

Yargıç Berman’ın Mayıs ayı başında savcılığın cevaplandırmasını talep ettiği sorular arasında, Atilla’nın ihlal ettiği yaptırımların halen gündemde olup olmadığı da yer almıştı.

Savcılar, sözkonusu yaptırımların yürürlükten kaldırılmış olduğunu ancak uygulamanın halen devam edip etmemesinin işlenen suç kapsamında önem taşımadığına vurgu yapmışlardı.

Mevcut siyasi gelişmeler ise iddia makamının hüküm ve sonrasında temyiz sürecinde elini güçlendirebilir.

“Tamamen dava dışında gelişen bir durum var,” diyor davayı takip eden hukukçu, yaptırım rejimin yeniden yürürlüğe gündeme gelmesine ilişkin.

“Takip etmeye çalışıyoruz; bir şekilde etkisi olur mu, olmaz mı diye ancak somut bir cevabım yok. Olur ise, ‘hakim hakimliği bıraktı siyaset yapmaya başladı’ anlamına gelir.”

Ambargo İsrail’den geldi

Ankara-Tel Aviv arasındaki ilişkiler, Kudüs krizi sonrası bir kez daha gerilirken İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel, Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı. Ariel, Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı. Kararını Twitter’dan duyuran Ariel, “İkiyüzlü bir şekilde İsrail’e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız” dedi. Ariel, “Tarım Bakanı olarak, bugün Türkiye’den tarım ürünlerinin ithalatını dondurma talimatı verdim. İki yüzlü bir şekilde İsrail’e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız. İsrail güvenlik güçleri İsrail vatandaşlarını savunurken Erdoğan tüm dünyaya öğüt veriyor ve HAMAS gibi terör örgütlerini finanse ediyor” ifadelerini paylaştı.

Tehdit etmesi kabul edilemez
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise İsrail Tarım Bakanı Ariel’in Türkiye’den tarım ürünleri ithalatını dondurma talimatı verdiği açıklamasına ilişkin, “Filistin halkına zulmetmeyi politika edinmiş ve bu konuda her türlü pervasızlığı sergileyebilecek bir devletin bakanının, Türkiye’yi, tarım konusu üzerinden tehdit etmeye kalkışması kabul edilebilir bir şey değildir” dedi.

Fakıbaba, Tel Aviv’in Türkiye’yi tarım konusu üzerinden tehdit etmeye kalkışmasının kabul edilemeyeceğini ifade ederek, Türkiye’nin, güçlü ekonomisi, tarımı dahil güçlü ve dinamik sektörleriyle büyük bir ülke olduğunu vurguladı. Fakıbaba, şunları kaydetti: “Dünyanın çeşitli ülkeleriyle tarımsal ticari ilişkileri bulunan ve tarımda net ihracatçı olan ülkemizin İsrail gibi küçük bir ülkenin ‘ithalatı dondurması’ndan çekinmesi asla düşünülemez. Dolayısıyla Türkiye’yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail’in bilmesi gerekiyor.”

Almanya ve Fransa’dan ortak Türkiye politikası arayışı

Almanya ve Fransa, Türkiye konusunda ortak strateji arayışında. Görüş ayrılıkları devam etse de taraflar diyaloğu geliştirmek istiyor. Kulislerde Ankara- Berlin-Paris hattında “üçlü diyalog” mekanizması tartışılıyor.

Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Berlin’de ağırladığı Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile dış politikada daha etkin işbirliği için ortak bir direktif imzaladı. İki ülkenin daha yakın işbirliği hedefledikleri politika başlıkları arasında, Türkiye ile ilişkiler de bulunuyor. Alman Dış İlişkiler Konseyi (DAGP) uzmanı Laura Lale Kabis-Kechrid, hem Almanya hem de Fransa’nın Türkiye’yi önemli bir ortak olarak gördüklerini, ancak tarafların perspektiflerinin ayrıştığı noktalar bulunduğunu söyledi. Kabis-Kechrid “Ayrıca Fransa’nın Türkiye’ye ilişkin politik vizyonunun şekillendirilmesinde bölgedeki, özellikle de Doğu Akdeniz ile Irak’taki dış politika hedefleri ve Türkiye’nin bölgedeki rolü büyük rol oynuyor. Buna karşın Almanya için öncelikli konuları Türkiye ile ekonomik ilişkiler, Almanya’daki Türk diasporasının siyasi ve sosyo-kültürel önemi, düzensiz göçün kontrol altına alınması gibi başlıklar oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Ancak Kabis-Kechrid’e göre, farklı yaklaşım ve önceliklerine rağmen Almanya ve Fransa’nın Türkiye konusunda daha yakın işbirliği ve koordinasyon içerisine girmesi artık bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) uzmanı Dorothée Schmid ile birlikte, DGAP için bu konuda bir rapor kaleme alan ve yeni bir politika öneren Kabis-Kechrid, Berlin ile Paris arasındaki koordinasyonsuzluğun, Türkiye ile ilişkilerde, her iki tarafı dezavantajlı duruma düşürebildiğini söyledi.

Elon Musk Türkiye kararını verdi

Tesla’nın kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk, kendi Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu yıl içinde Tesla’yı Türkiye’de piyasaya sürmeyi planlıyoruz.” dedi.

Musk paylaşımında, “Ülkenizi seviyorum ve piyasaya sunmada bizzat orada olacağım.” ifadelerini kullandı. Elon Musk geçtiğimiz yıl Kasım ayında Ankara’ya gelerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmüş ve Anıtkabir’i de ziyaret ederek 10 Kasım paylaşımında bulunmuştu.

Şubat ayı itibarıyla Tesla’nın ürettiği toplam elektrikli araç sayısı 300 bini geçti.

Firmanın en popüler aracı olan ve bugüne kadar 200 binden fazla satan Model S, 2015 ve 2016 yıllarında dünyanın en çok satan elektrikli aracı olmuştu.

Şirket, Eylül 2015’te Model X isimli bir SUV ve Temmuz 2017’de Model 3 adlı aracını piyasaya sunarken, geçen sene de ilk elektrikli kamyonu olan Tesla Semi’yi duyurmuştu.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) en güncel verilerine göre, mart ayı sonu itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 12,2 milyon trafiğe kayıtlı otomobil bulunuyor.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliğinin (ACEA) verilerine göre, geçen yıl itibarıyla Avrupa Birliği’nde 15,1 milyon yeni otomobil kaydı yapılırken, söz konusu miktar Türkiye’de 729 bin 500 seviyesindeydi.

Şampiyonluk yakın

Haftanın en güzel golünü seçmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Kasımpaşalı Trezeguet’in Quresma’yı kıskandıracak gol vuruşu boy farkıyla kazanırken, Fransız oyuncunun 2 gol 3 asistlik performansı onu haftanın oyuncusu yaptı. Deplasman karnesi zayıf takımına şampiyonluk yolundaki en kritik virajları döndüren Fatih Terim haftanın teknik direktörü, sezonun en önemli karşılaşmasında Gençlerbirliği’ni üstelik Ankara’da mağlup ederek ligde kalmayı büyük ölçüde garantileyen Antalyaspor da haftanın takımı oldu.

Haftanın açılış maçında Başakşehir evinde Sivasspor ile 1-1 berabere kalarak hem şampiyonluk hem de şampiyonlar ligi yarışında ağır yara aldı. Başakşehir’i yıkan oyuncularının gerginliğiydi. Başakşehir’in son dönem transfer politikası, onları puan cetvelinde ne kadar yukarı taşıyorsa centilmenlik sıralamasında da o kadar aşağıya… Futbolseverler adına tek sevindirici gelişme maçın yan hakemine Bilal Meşe muamelesi yapan Arda Turan’ın gördüğü kırmızı kartla sezonu kapatmış olması. Yeteneklerini efendiliği ile harmanlamış bir delikanlının son 10 yıldaki dönüşümünü üzülerek izliyorum. Sivasspor, futbol tanrılarının Robinho’nun istekli oyununa verdiği ödül olan son dakika golüyle ligin son iki haftasına Avrupa hayalleri kurarak girdi.

Karabük deplasmanında zorlanan Konyaspor, Eto’o’nun penaltı golüyle üç puanı aldı. Konyaspor gelecek hafta evinde Göztepe ile sezonun en önemli maçına çıkacak. Ligden düşmesi haftalar önce kesinleşen Karabüksporlu oyuncuların mücadelesi daha fazla seyirciyi hak ediyor.

Trabzonspor’a yeni stadyumu yaramadı. Karadeniz temsilcisi evinde Kasımpaşa’ya farklı mağlup oldu. Avrupa yolundaki rakiplerinin de puan kaybetmesi ise Trabzonsporlulara teselli oldu. Kasımpaşa bu sezon kalesinde en fazla pozisyon verdiği karşılaşmayı, kalecisi Ramazan’ın performansı ve Trabzonsporlu forvetlerin beceriksizliği sayesinde farklı kazandı.

Alanyaspor evinde Osmanlıspor ile 1-1 berabere kalarak son iki haftaya rahatlayarak girme şansını kaçırdı. Ancak yine de rakibini puan olarak altında tutmayı başardı. Osmanlıspor son 10 haftada Başakşehir ve Fenerbahçe dışında kimseye kaybetmedi. Ancak puanları teker teker toplamak Osmanlı’yı ateş hattının üzerine taşımıyor. Gelecek sezon da SüperLig’de oynayabilmek için son iki haftadan 6 puan çıkarmaları gerekiyor.

Fenerbahçe evinde üstelik 1-0 geriye düşmesine rağmen uzatma dakikalarında Fernandao’nun attığı golle Bursaspor’u mağlup ederek ikinci sıraya yükseldi. Şampiyonlar Ligi’nin değişen statüsü lig ikinciliğini kıymetli hale getirdi. Zira temsilcilerimiz artık dişlerine göre rakiplerle eşleşecekler. Bursaspor’un düşme stresini üzerinden atması oyununa da olumlu yansımış. Haftayı puansız kapatmayı hak etmediler.

Düşme hattını yakından ilgilendiren Gençlerbirliği – Antalyaspor eşleşmesinin kazananı Akdeniz temsilcisi oldu ve gelecek sezon da SüperLig’de kalmayı büyük ölçüde garantiledi. Kulübün içinde bulunduğu borç yükü göz önüne alındığında lige tutunmak Antalyaspor’un bekası için önemliydi. SüperLig’e yükselen Ankaragücü taraftarlarının da stadyuma gelmesiyle bu sezon evinde taraftar desteğini en çok hissettiği maça çıkan Gençlerbirliği’nin ligde kalmak için artık mucizelere ihtiyacı var. SüperLig’in en istikrarlı takımı İlhan Cavcav’sız ilk sezonunda küme düşüyorsa herkesin özeleştiri yapması gerekiyor.

Galatasaray şampiyonluğa adım adım yaklaşıyor. Akhisar deplasmanını Garry Rodrigues’in golleriyle kayıpsız atlatan Cimbom’un deplasman karnesininin düzelmesinde Muslera’nın yükselen performansının da etkisi büyük. Kupa finalisti Akhisar ligdeki galibiyet hasreti 8 maça çıktı. Kazanamama serisi 10 maça çıkarsa kendilerini bir anda 1.Lig’de bulabilirler.

Haftanın tek golsüz karşılaşmasının taraflarından biri yine Yeni Malatyaspor oldu. Bu beraberlikle Erol Bulut sezon başında koyduğu 40 puan hedefine de ulaşmış oldu. Göztepe evinde galip gelmeyi başarsa, rakiplerinin puan kaybettiği haftada Avrupa yolunda önemli bir avantaj elde edecekti. İzmir temsilcisi sezonu birbirinden zorlu iki maçla kapatacak. Tamer Tuna öyle bir takım kurdu ki Konyaspor ve Galatasaray karşılaşmalarından 6 puan çıkarması da 0 çekmesi de sürpriz olmayacaktır.

Şenol Güneş yönetiminde 100. lig maçına çıkan Beşiktaş, Kayserispor’u mağlup ederek Güneş’e 67. galibiyet sevincini yaşattı. Beşiktaş’ın şampiyon olması sadece matematiksel olarak mümkün, gerçekte pek karşılığı yok. Ancak Beşiktaş’ın Kayseri karşısındaki ciddiyetini son iki haftada da sürdürüp ligi dördüncülükten daha yukarda bitirmesi gerekir. Zira lig üçüncüsü UEFA Avrupa Ligi’ne doğrudan katılacak, lig ikincisi ise Şampiyonlar Ligi ön elemesinde dişine göre rakiplerle mücadele edecek. Haftanın hedefsiz olmasına rağmen elinden geleni yapan takımlarından biri de Kayserispor oldu. Yabancı oyuncu sayısının fazlalığının bir diğer avantajı da takımlarımızın profesyonellik anlayışını belli bir seviyenin üzerinde tutması…

Üniversiteleri bölen kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı

AKP’nin TBMM Genel Kurulunun çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre daha önce 7 maddesi kabul edilen üniversiteleri bölen yasa tasarısı bugün tekrar görüşüldü.

Anadolu Ajansı’ndan edinilen bilgiye göre, TBMM Genel Kurulunda, 4’ü vakıf olmak üzere 20 yeni üniversite kurulmasını öngören; aralarında İstanbul, Gazi, Anadolu, Karadeniz Teknik, İnönü, Selçuk, Erciyes üniversitelerinin de bulunduğu bazı üniversitelerin bölümlerini yeni kurulacak üniversitelere bağlayan kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Kabul edilen maddelere göre, Gaziantep Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Samsun Üniversitesi, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Tarsus Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi adlarıyla 16 devlet üniversitesi kuruluyor.

Ayrıca, Ankara Medipol Üniversitesi, İstanbul Atlas Üniversitesi, Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi, İzmir Tınaztepe Üniversitesi adıyla dört yeni vakıf üniversitesi açılıyor.

Görüşmelerde, “İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi” adı altında yeni bir üniversite kurulmasını öngören düzenleme üzerinde AKP değişiklik önergesi verdi. Kabul edilen önergeyle, metindeki “İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi” adı “İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa” olarak değiştirildi. Düzenlemeye göre ayrıca İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’ya bağlı olarak, yeni iktisat ve işletme fakültesi de kurulacak.

İnsan Hakları Merkezi yeniden açılıyor

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kapatılan İnsan Hakları Merkezi, yeni yeri Mülkiyeliler Birliği’nde açılıyor. Mülkiyeliler Birliği, sosyal medya hesabından açılışının 12 Mayıs saat 15.00’te gerçekleştirileceğini duyurdu ve açılışa herkesi davet etti.

Açılış töreninde Cem Eroğul ve Fazıl Sağlam “İnsan Hakları Merkezinin kuruluşu ve ilk yılları” Kerem Altıparmak ile Feray Salman da “İnsan Hakları Merkezinin üçüncü dönemi ve kapanışı” başlıklı konuşmalar yapacak ve ardından merkezin tabelası yeni yerine asılacak. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin İnsan Hakları Merkezi, rektörlüğe bağlanarak denetimin doğrudan rektöre ve YÖK’e geçmiş ve fiilen kapatılmıştı. Hukukçu, Yrd. Doç. Kerem Altıparmak, görevli olduğu merkezin tabelasını Kasım 2017’de kapıdan kaldırmıştı.

Ece Zereycan’ın konuğu BirGün Ankara Temsilcisi Yaşar Aydın

BirGün Medya’da Ece Zereycan’ın konuğu BirGün Ankara Temsilcisi Yaşar Aydın.

Aydın, baskın seçim sürecini ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği Muharrem İnce’yi değerlendirdi.

Karamollaoğlu’ndan ittifak değerlendirmesi

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP, İYİ Parti ve Demokrat Parti ile yapacakları ittifaka ilişkin, “Bu bir seçim işbirliğidir. Bir bakıma anayasanın partileri zorlaması neticesinde böyle bir yola gidilecektir.” dedi.

Karamollaoğlu, Ankara Merkez Seçim Kurulu Başkanlığı binasına gelerek kayıtlı olduğu Çankaya 3. İlçe Seçim Kurulu’nda cumhurbaşkanı adayı için imza verdi.

Cumhurbaşkanı aday gösterme formunda, “cumhurbaşkanı adayım” kısmına kendi adını yazan Karamollaoğlu, ilgili formun bir nüshasını da gazetecilere gösterdi.

İmza işleminin ardından çıkışta gazetecilere açıklama yapan Karamollaoğlu, “Hayırlı olsun. Bir görevi yerine getirdik. Bu ilk adım. İnşallah imzalar süratle toparlanır. Arkasından tam olarak çalışmalar başlayacak.” diye konuştu.

Karamollaoğlu, CHP, İYİ Parti ve Demokrat Parti ile yapacakları ittifaka ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi:

“İttifak konusu da zaten bu sıralarda gerçekleşecek. Bu bir seçim işbirliğidir. Bir bakıma anayasanın partileri zorlaması neticesinde böyle bir yola gidilecektir. Bu da aslında memlekette huzur ve barışın bir arada olmanın ilk adımıdır diye düşünüyorum. Hayırlı olsun.”

100 bin imzanın bugün tamamlanıp tamamlanamayacağına ilişkin soruya da Karamollaoğlu, “Cumaya biterse memnun oluruz. 100 bin imza toplandıktan sonrası ekstra olarak gelir.” karşılığını verdi.

Orjinal Stag Geciktirici Sprey porno 64 türk porno